14 AĞUSTOS 1974 LURUCİNA, KOÇÇİNA, VAROŞA – Besim Baysal

kara_kalem_agac_resimleri (3)-3ccDerler ki Lurucina; NATO’da belirlenen haritada Türkiye’nin kontrol edeceği bölgeye dahil olmamasına rağmen tamamen Kıbrıslı Türklerin iradesi ile kuzeyde kalmış bir bölge ve köydür. Hatta bugün dahi Lurucina’ya gitmek isteyen her sivil, askeri kontrol noktasında “kktc” kimlik kartını göstermek zorundadır. Ayni şekilde Dillirga bölgesinin merkezi Koççina (Erenköy) da NATO haritasında yoktur. Buraya gitmek isteyen her “kktc”vatandaşı da TC askerinden izin alma mecburiyetindedir. 1974, 14 Ağustos’una kadar Lurucina; yerleşime açık, nüfusu 3000’e yakın, bölgenin merkezi konumunda, 2 ilkokul, 1 ortaokul, 2 karakol, birçok bakkal ve dükkanları ile hayatın birçok alanında hizmet veren büyük bir yerleşim yeriydi. Resmen yerleşime kapanmasa da kuzeydeki otorite tarafından boşaltılmaya çalışılmış ve boşaltılması için her şey yapılmış bir yerleşim yeridir. Bugün nüfusu 300 civarı olup kaderine terkedilmiştir.

Ayni tutum, konumundan dolayı daha da kolay Koççina için de yapılmıştır. Yıllarca karayolu ile ulaşılamayan Koççina, boşaltılmış ve bölge tamamen askeri kontrole terkedilmiştir. Oysa Koççina hem Kıbrıslı Türklerin Yunan kuvvetlerine direnişinin hem de Kıbrıslı Türk üniversite gençliğinin köylülerle dayanışmasının simgesi olarak tarihe geçmiştir. 14 Ağustos 1974 tarihi bu bölge için de bir dönüm noktası olmuştur. Terkedilmenin başlangıcı bu tarihle başlamıştır.

Bugün konumu siyasi tartışmalara neden olan (Talat’ın değişiyle bütünlüklü çözümün parçası) Varoşa ya da Maraş, 14 Ağustos 1974 ile birlikte yerleşime kapatılmış, yağmalanarak kaderine terk edilmiştir, Varoşa’nın kapalı bölgesinde subayevi, astsubayevi ve denizevi ismiyle TC ordusu  mensuplarına tatil olanağı sağlayan ganimet yapılmış oteller haricinde. Yani ülkemizdeki NATO ordusunun mesire yeridir ve bu yüzden NATO için bütünlüklü çözümün de bir parçasıdır. 1980’in darbeci generali Kenan Evren, 1974’te üst rütbeli bir TC’li ordu mensubu olduğu dönemde 14 Ağustos 1974’ten bahsederken Varoşa’nın yanlışlıkla zabtedildiğini anlatmıştı.

Varoşa’nın kontrol edilmesinin ve “Türklerin” elinde olmasının tarihi bir hak olduğunu çünkü bölgenin zaten yüzyıllardır Evkaf malı (Vakıf) olduğunu iddia ederek politika yapanlar var Kıbrıs’ın kuzeyinde… Saray Hotel’i inşaa eden Evkaf İdaresi’nin ilgili parayı İngiliz Sömürge İdaresi’nden Varoşa’daki Evkaf mallarına karşılık aldığı ve oradaki mallarından feragat ettiği bilinmektedir. Hatta çok yaygın dedikodulara göre de paranın bir çoğu dönemin ileri gelen iki kişisinin bugün dahi aile bütçesine katkı yapmaya devam etmektedir.

14 Ağustos 1974’te Bülent Ecevit dönemin TC Başbakanı olarak Turan Güneş’e yani dönemin TC Dışişleri Bakanı’na NATO planını uygulamak için şifreli mesaj iletti: “Ayşe Tatile Çıksın” böylece adanın bütününün yüzde kırk civarı bölümü fiili olarak TC kontrolüne girdi. Makarios’un; “Türkler bizim  onayımızla %28 kontrol edeceklerine bizden hiç onay almadan %40’ı kontrol etsinler” demesine yol açan olayların başlangıcı 14 Ağustos 1974’tür.

O tarihten bugüne gerçekten de TC; tüm kurumları ile adamızın kuzeyinde yer alıyor. Önceleri 1974 öncesi tabirle BEY yönetimi denirdi. Bunun açılımı da Bayraktarlık-Eliçilik-Yönetim olarak bilinmektedir. Daha sonra Barış Kuvvetleri Komutanlığı ismiyle TC Silahlı Kuvvetleri tüm yetkiyi devraldı. Bugün ise ABD’nin Ortadoğu’daki son gözdesi AKP, kuzeyi neo-liberal islami baskılar altında Elçilik-Asker-Yardım Heyeti üçgeni ile yönetmektedir.

Dünyanın egemenleri ve yerli işbirlikçileri, hem silahlı hem kültürel mücadelenin kazanıldığı yerlerde bile kaybeden pozisyonu yaratırken, hiç bir sosyal ve kültürel mücadelesi bulunmayan bölgeleri de politik arenaya çevirebilmektedir. Varoşa ile Koççina-Lurucina arasında varolan çelişki bugün 14 Ağustos 1974’dekinden çok daha net bir şekilde gözler önüne serilmektedir. Varoşa’yı milliyetçi Türkçü yaklaşımlarla yerleşime açmaktan bahsedenler, bütünlüklü çözümün parçası görenler, kendi halkının tarihsel gücünün sorumluluğunu sırtlanamayacak kadar iradesiz ve güçsüzdürler. Lurucina’nın ya da Koççina’nın yerleşimini savunma iradesizliği ile; TC’den gelen direktiflerle Lurucina Encümeni’nin Akıncılar Belediyesi adıyla varlığını sürdürmesini bile içine sindiremeyenler, okulunu yolunu tamir edemeyenler, büyük bir iştahla işbirlikçilik ve hükümetçilik oyununa talip olabilmektedirler. 14 Ağustos’a direnmek veya ABD’nin NATO’nun taşeronu TC politiklarına karşı çıkmak; köyüne, şehrine, sokağına sahip çıkmaktan başka bir şey olmayacaktır. Diren Kıbrıs… bugün 14 Ağustos 2013’te Taşkınköy Parkı’nda yarın Kıbrıs’ın her köyünde her yerinde… Lurucina’da, Koççina’da, Varoşa’da…

 

Besim Baysal

Baraka Kültür Merkezi Aktivisti