AMAN PETROL – Hasan Yıkıcı

29581Ve olan oldu…
Salı sabahı ajanslara düşen doğa katliamı haberleriyle uyandık…
Bafra-Kalecik bölgesindeki kıyı şeridini kara bir zehir kapsadı…
Onlarca tür deniz canlısı, deniz altındaki mikro organizmalar, 10 kilometreye yayılan petrol ile boyanan kıyı şeridi ve doğal yaşam unsurları…
Kimin umurunda…
Balıklar…
Yengeçler…
Deniz canlıları…
Deniz…
Denizin kıyısı…
Denizin barındırdığı yaşam…
Kimin umurunda…
Hem sahi, mesela kar getirmese, ticari bir amaca cevap vermese, sermayenin hizmetinde olmasa, peşkeş çekilmese birilerine…
Umurlarında olur mu yönetici erbabın, sermaye kesiminin, Ankara karşında ceket ilikleyenlerin…
Gerçekten umurlarında mı, AKSA ile hükümet döneminde %25 kapasite arttırma anlaşması imzalayan CTP’nin veya ısrarla ‘petrol dolum tesisi de petrol dolum tesisi’ diyen UBP’nin…
***
Şimdi seçim propaganda dönemi ya, rejim partilerinin tümü bir birleriyle kıyasıya bir yarış içinde…
Kim daha fazla çevreci… Kim daha fazla doğa sever… Kim daha fazla ekolojik…
Çevreci…
Doğacı…
Kim bilir belki de stoacı…
Ama hepsi doğallığında yalancı ve iki yüzlü…
***
Apaçık bir cinayet…
İlla insanın ölmesi gerekmiyor cinayet için…
Doğa da ölebilir…
Buna bağlı olarak doğada barınan canlılar da…
Deniz de ölebilir…
Denizle birlikte kıyı da…
Denizin kokusu da ölebilir…
Hepsi petrolün dayanılmaz hafifliği altında tükene de bilir…
***
Apaçık bir cinayet…
Doğa katliamı…
Ve bu cinayetin, katliamın failleri de belli…
Polisiye araştırmalar…
Dedektif soruşturmaları yapmaya gerek yok…
Çünkü failler içimizde yaşıyor…
Özelleştirme politikalarıyla ekolojik felakete zemin oluşturanlar…
AKSA’nın kapasitesini artırma anlaşmaları yapanlar…
Tüm yaşananlara rağmen petrol dolum tesislerinde ısrar edenler…
Fabrikalarını filtresiz bacalarla işlemesine göz yumanlar…
Doğal alanları sermayenin acımasız kar hırsına teslim edenler…
Denizleri, sahilleri, milli parkları, doğal alanları paranın kanlı pençelerine atanlar…
Evet teknik olarak ihmal var, önlem yok, umursamazlık var…
Sermayenin doğa ile imtihanı ne zaman doğadan taraf oldu ki şimdi de olsun…
Elbet teknik olarak birilerinden hesap sorulması lazım…
Ama bu günü kurtarmak için olamamalı…
Ya tüm bunları yaratan zihniyetle hesap sorma…
Ada’nın batısından doğusuna yaşanan ekolojik felaketlerin zeminin döşeyen yapısal politikalarla, kar hırsı ile hareket eden rejimin ana karakteriyle hesaplaşmadan bugün sadece göstermelik gevezeliklerle günü kurtarmaya çalışmak yarın yeni felaketlerin yaşanmayacağını garanti edebilir mi?
***
Gevezeliklerle şekillenen çevreci siyasetin pratikteki karşılığı bugüne kadar hep facia oldu…
Kime sorsan çevreci, doğacı…
Hangi felakete baksan altından yine bir çevreci, doğa sever siyasal odak çıkmakta…
Şimdi ise hepsi ağzına hesap sorma lafını taktı…
Evet hesabını soralım…
İsterseniz Karpaz’a elektrik götürülmesiyle başlayalım, AKSA kapasite arttırma protokolüne  kadar gelelim…
Listeler kabarık dostlar…
TC Yardım Heyeti’nin dayatmalarıyla özelleştirme politikalarının uygulandığını, doğanın tahrip edildiğini ve felaketlere zemin hazırlandığını biliyoruz, bilmeyen de yoktur…
Bunu söyleyerek yeni bir şey söylemiyoruz…
Ama gelin yeni bir şey  yapalım…
Hadi hesap soralım…
Hasan Yıkıcı
Baraka Aktivisti