BARAKA: KALECİK’TE KAZA SÜSÜ VERİLMİŞ BİR CİNAYET!

443_2Baraka Kültür Merkezi aktivisti Nazen Şansal imzasıyla yayınlanan basın açıklaması:

Ülkemizin dört bir yanında çevre sorunları ve ekolojik talan hızla artarken bir felaket haberi de Kalecik’ten geldi. Kalecik’teki AKSA Elektrik Santrali’ne yakıt getiren bir gemiden 100 tona yakın petrol denize aktı. Felakete sebep olan şirket, hiç bir önlem almadığı gibi devlet yetkililerini haberdar etme gereği bile duymayarak, özel bir şirketin ne kadar duyarsız ve umursamaz olabileceğini bir kez daha göstermiştir.

Ülkemiz kıyılarında ve Akdeniz’de etkisi yıllarca sürecek olan bu vahim olay, kaza süsü verilmiş bir cinayettir. Bu cinayetin failleri, hiç bir tedbir almayan özel şirket ile halkın çevre hakkını hiçe sayarak özelleştirme yapan ve bu özelleştirmelere karşı çıkmayan hükümetlerdir.

Bakanlıktan yapılan açıklamada devletin ve şirketin önlem ve kurtarma planı olmadığı belirtilirken devlet yetkililerinin şirkete ulaşamadıkları da söylenmektedir. Doğaya verilen zarar geri döndürülemese de ekonomik kayıpların giderilmesi veya tazmin edilmesi de mümkün olamayacaktır. Çünkü özelleştirme, hem sağdan hem de soldan bazı çıkar çevrelerinin iddia ettiği gibi halkın daha iyi hizmet almasına değil, kamusal hakların hiçe sayılmasına, hem insan hem de insane dışı doğanın zarar görmesine sebep olmaktadır.

İrademizi ve ülkemizi satmaya kararlı olan UBP Hükümeti, petrol dolum tesisi kurmaya kalkışmış ve halkın haklı öfkesine toslamasına rağmen geri adım atmamıştır. Bu felaket, petrol dolum tesisine karşı çıkan örgütlerle birlikte “petrol uğruna ülkene kıyma” diyen bizlerin ne kadar haklı olduğumuzu da göstermektedir.

Bunun yanı sıra Teknecik ve Kalecik santrallerinin yol açtığı hava kirliliği bölge halkının kanser dahil çeşitli hastalıklarla boğuşmasına da sebep olmaktadır. Dolayısıyla ülkemizin güneşinden ve rüzgarından faydalanarak alternatif ve temiz enerji üretimine geçilmedikçe, devletin politikası halkın uzun vadeli çıkarına değil sermayeyi memnun etmeye dayandıkça böylesi çevre felaketleri son bulmayacaktır.

Ülkesini seven ve doğayı korumak isteyen tüm kesimleri, toplumsal sorunlardan ve varoluş mücadelemizden ayrı düşünülemeyecek çevre sorunlarına karşı örgütlü mücadeleye ve Akdeniz’e bu kirliliği reva görenlerden hesap sormaya çağırırız.