BU MEMLEKETİ DELİLER KURTARACAK – Mustafa Keleşzade

Seçim yangını yine her yeri sardı. Sokaklar oraya ait olmayanlar ile doldu bile. Normalde sokakta yürürken dahi göremeyeceğimiz, alışveriş yaparken bile karşılaşamayacağımız kişiler, sokaklarda “buraların sahibi benim” havasında seçim turları atmaya başladı.

 

Bu durumu fırsat bilen bir takım gençlik ise eğlence aracı olarak kullanıyor seçimi. Kendine araba kiralanan ve benzini de eklenen gençler jipleri ve bayrakları ile Lekfoşa’da turlar atmaya başladı.

 

Anlamıyor da değilim bu arkadaşları. Ülkemizin en yüce değeridir sağlam bir arabada gazlamak. Hele bir de son ses müzik açıksa deymeyin keyfe. Müziğin ne olduğu da önemli değil, arkada sallanan bayrağın kime ait olduğu da. O en mutlu insanıdır memleketimin.  En azından o an için.

 

Göç Yasası geçtiği dönemde de vardı böyle gençler. Yine altlarına verilen arabalarla turlar atarlardı. Seçim için birilerinin bayrak direği olurlardı yani. Ama onların umurunda değildi ki bu. Onlar rüzgarla yarışırdı o arabalarda.

 

Şimdi o gençlerin bir bölümü iş hayatına girdi. Ya kamuda bin küsur lira maaşla, ya da özel de daha da beter koşullarla. O dönem gezdikleri arabaların tadı damaklarında kalsa da, şu an çalışıyorlar kölelik koşullarında.

 

Ama özelde olanı bir gıdım daha mutludur eminim. En azından artık seçim dönemlerinde yalakalık yapmalarına gerek kalmıyordur. Bir ıslıkla toplanmıyorlardı parti binalarına, onu yap bunu yap diye. İş yerinde ezilseler de en azından onurları daha yerindedir artık.

 

Seçim yangını yine sardı her yeri. Bu sefer farklı bir koku var yalnız bunca çürümüşlüğün içinde. Onuruna sahip çıkan bizler bir çağrı yapıyor herkese. Diyoruz ki kır mührünü, en azından 15’te 1 tercih yaparak koru onurunu. Ankara için en kötüsünden, Merter Refikoğlu’ndan yana kullan tercihini.

 

Biz bu çağrıyı yaparken rahatsız olanlar da var elbette. Diyorlar ki yakma oyunu! Zaten kazanmayacaklar. Bir avuç deli bunlar!

 

Haklılar da. Bir bağımsız adayın kazanması seçim sisteminden ötürü çok zor. Biraz da deliyiz biz, yıllardır bunca akıllının sürdürdüğü oyuna çomak sokmaya cesaret edecek kadar deliyiz.

 

Düşünsenize, bunca zaman sistem partilerimiz çıkarmış adaylarını. Kazanan toplamış parayı yarısını atmış cebe, çeyreğini dağıtmış yandaşlarına, diğer çeyreğini de bırakmış seçim dönemi benzin dağıtmaya. Kaybedeni ise geçmiş beklemeye sıra kendine gelsin diye.

 

Şimdi ise biz çıkmışız, ortak adayın dahi çıkamadığı bir dönemde Ankara ve yozlaşma karşıtlığından, bağımsızlıktan, boyun eğmemekten ve onurdan yana bağırmaya. Bu delilik değilde ne?

 

Evet bizler deliyiz. Tüm sistem kurulmuş akıllılık üzerine. Akıllılar çalıyorlar gençlerin geleceğini, akıllılar ganimetliyor onurumuzu. Bir akıllılık akıntısıdır gidiyor bu memlekette. Fakat bu akıntıya karşı durabilmek delilik istiyor.

 

Bir deyim hep yanlış biliniyor. Delinin biri kuyuya bir taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış diyorlar. Ya kuyuya taşları atan akıllılarsa?  Ya o taşlar batırıyorsa Lefkoşa’yı ve memleketi?

 

Bu deyimin hatasındandır ki, halkımız bunca zaman akıllılara verdi oyunu, kurtarsınlar diye memleketi veya kendilerini. Fakat akıllının görevi bu, kuyuya taşları atmaya devam etti. İşte bu yüzden de biz delilere ihtiyaç duyuluyor bu memlekette. Çağrımız ise, oyunu değil geleceğini yakma diye.

 

Bu yazı 17 Mart 2013 tarihinde Afrika gazetesinde yayınlanmıştır.