Kan Akıtan Başkan Oluyor: Ülkü Ocaklarının Gerçek Yüzü

ADL Özel

Ülkemizde faaliyet gösteren ve şiddetten beslenen Ülkü Ocakları ile ilgili dikkat çekici bazı noktaları sizler için araştırdık.

Ülkü Ocakları ülkemizde genellikle solcu öğrenciler ile yaşadıkları kavgalar ile gündeme geliyor. Fakat başta UKÜ, daha sonra DAÜ ve YDÜ’de olmak üzere üniversitelerde örgütlenen bu yapının, bir çok şiddet olayında imzası var.

Hedefleri Yalnızca Kürtler Değil, ‘Türk Görmedikleri’ Herkes

Ülkemizde gerçekleştirdiği şiddet olayları incelendiğinde, söz konusu faşist yapılanmanın yalnızca kürtleri hedef almadığı görülüyor.

Mart 2013’te, Lefkoşa’da Arasta bölgesinde gerçekleştirdikleri eylemde ülkücüler çevredeki Kıbrıslı Elenlere küfürlü hakaretlerde bulunup tükürmüş, kendilerinden rahatsız olan esnafla tartışmış, içerisinde bir anneyle 4 yaşında çocuğunun bulunduğu bir araca geçmek için çekilmelerini istiyor diye saldırmışlardı.

ülkücüler arasta

Tiyatroyu Basıp, Sanatçıyı ‘Ermeni’ Diye Linç Etmeye Çalıştılar

17 Nisan 2015’te ise ülkücüler bu kez yanlarına Azeri öğrencileri alarak DAÜ’de Rauf Raif Denktaş Kültür Ve Kongre Sarayı’nı bastılar. Aret Vartanyan ve Levent Özdilek’in rol aldığı oyunun sahne alacağı bina önüne gelerek içeriye girmeye çalışan Azeri ve ülkücü öğrencilerle polis arasında arbede yaşandı. Eylem basına Ülkü Ocakları’nın olaydaki payına yer verilmeden, saldırıyı gerçekleştirenler için ‘Azeri öğrenciler’ tanımlamasıyla yer alsa da, Ülkü Ocakları örgütlü olarak başından sonuna olaya dahildi. Irkçı saldırı sonrası yalnızca üç kişi gözaltına alındı.

ermeni sanatçıya saldırı

İki Kıbrıslı Türke Mahkeme Önünde Linç Girişimi

2013 yılında iş yerinde Kıbrıs Cumhuriyeti bayrağı açtığı için yargılanan Koray Başdoğrultmacı ve eşi, devam eden davanın 22 Mayıs 2015 tarihli duruşmasında Ülkücüler tarafından mahkeme önünde linç edilmeye çalışıldı.

başdoğrultmacı mahkeme linç

Üniversitelerde Terör Estiriyorlar

Geçtiğimiz Pazartesi ELAM’ın ırkçı saldırısının yaşandığı gün, Kıbrıs’ın kuzeyindeki faşistler de boş durmamış, Öğrenci Konseyi Seçimleri’nin yaşandığı DAÜ’de ortalığı karıştırmıştı. DAÜ’de yaşanan bu olay, üniversitelerde ülkücülerin yarattığı terör ortamının yalnızca bir örneği.

Ülkücüler, kendi tabirleriyle ”Şeref meselesi” olarak baktıkları Öğrenci Konseyi Seçimleri sırasında her yıl ”diğer adayları tehdit etme”, ”öğrenciler arasında baskı kurma” gibi eylemlerde bulunuyor. Kıbrıs’taki Üniversitelerde eğitim gören öğrencilerin, veya Üniversitelerdeki öğretim görevlilerinin birçoğunun doğruladığı bu eylemler karşısında, üniversite rektörlükleri ise üç maymunu oynamayı tercih ediyor. 2013 yılında yine DAÜ’de Öğrenci Konseyi Seçimlerinde farklı şehirlerden Üniversiteye gelen Ülkücü grubun, diğer adayları tehdit etmesi sonucu çıkan olaylar büyümüş, bugün Mağusa Ülkü Ocakları Başkanı olan Fatih Arıcı, pala kullanarak Mehmet Timur Türkkan’ı yaralamıştı. 30 bin TL’lik kefaletle yargılanmakta olan Fatih Arıcı, bugün halen Mağusa Ülkü Ocakları Başkanı.

ülkücüler öyk seçimleri şeref meselesi üniye dış müdahale

En Güçlü Oldukları Üniversite UKÜ, Diğer Üniversitelere Dışarıdan ‘Destek’

Ülkücü yapılanmanın en güçlü olduğu yer Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi’yken, diğer okullarda gerçekleşecek şiddet olayları öncesi farklı şehir ve üniversitelerden ülkücüler okullara geliyor. Özellikle “Öğrenci Konseyi Seçimleri” öncesi, farklı şehirlerden ülkücüler seçimin yapılacağı Üniversitede cirit atıyor. Geçtiğimiz pazartesi günü DAÜ’de yaşanan kavgada elde edilen görüntülerde, Girne Ülkü Ocakları Başkanı Mehmet Şerif Yalçın’ın olaylar sırasında en önde görülüyor.

girne ülkü ocakları başkan daü son

Girne Ülkü Ocakları Başkanı Mehmet Ş. Yalçın Kimdir

Girne’de Kasım 2014’te, Coffee Time isimli iş yeri önünde telefonda konuşmakta olan Cem Ozan Baran’a bıçakla saldıran Mehmet Şerif Yalçın, Cem Ozan Baran’ı vücudunun üç yerinden, araya girip bıçağı tutmaya çalışan Ömer Kan’ı ise sağ el kısmından yaralamıştı.

ülkücü girne başkan

Olaya müdahale etmeye çalışanlara da bıçak sallayarak olay yerinden kaçan Mehmet Şerif Yalçın, bir kaç gün sonra saklandığı Lefke’de polise giderek teslim olmuştu.

Suçunu kabul eden Mehmet Şerif Yalçın, 30 bin TL’lik kefalet senedi ve teminat şartlarına bağlanarak serbest bırakıldı.

Tıpkı Mağusa Ülkü Ocakları Başkanı Fatih Arıcı gibi, bıçakla saldırı ve yaralama suçlarından yargılanmakta olan Mehmet Şerif Yalçın, bıçaklama olayından sonra Girne Ülkü Ocakları Başkanlığı’na getirildi.

zorlu töre ülkücü

Destekleyen Vekiller ve Resmi Ziyaretler

Ülkü Ocakları denen ve ülkemizde bir çok şiddet olayına imza atan, kendilerinden farklı düşünenlere devamlı suretle tehditler yağdıran bu yapılanma, açık bir şekilde korunup kollanıyor.

Bazı dönemlerde bakanlık yapmış, şu an halen milletvekili olan Ahmet Kaşif ile, UBP Milletvekili Zorlu Töre, bu ırkçı ve şiddet yanlısı yapılanmaya açık destek veren milletvekillerinden.

ahmet kaşif ülkücü

Öte yandan söz konusu faşist yapılanmanın faaliyetleri incelendiğinde, özellikle gerçekleştirdikleri şiddet olayları sonrası resmi ziyeretler ve birkaç “hayır işi” ile kendisine sivil toplum örgütü süsü vererek kamufle olma çabasına girdiği görülüyor.

Ülkücüler’e Sahip Çıkılırken Solcu Öğrenciler Hedef Oluyor, Hükümetin “Solcu Partisi” Uyuyor

Genellikle üniversitelerdeki ilerici ve aydın gençlerle çatışma halinde olan Ülkü Ocakları’nın terörü, medyada “Doğulu öğrencilerle Ülkücüler arasında kavga” şeklinde yer buluyor. Fakat Üniversitelerde Ülkü Ocakları imzalı kavgaları incelediğimizde, polis ve yargının sol görüşlü gençleri hedef aldığı, ülkücülerin ise en hafif cezalarla “paçayı yırttığını” görüyoruz. En yakın örnek olarak ise, Pazartesi günü yaşanan kavgada yalnızca 3 ülkücü öğrencinin ismi poliste bulunurken, 23 sol görüşlü öğrencinin 20’si, “Kanunsuz Toplanma”, “Slogan Atma” ve “Ellerini kollarını sallamaktan” yargılanıyor. Savcılığın iddianamesinde yer alan bu ifadeler, ve ayni yasalardan ülkücülerin muaf tutuluyor oluşu, ülkeyi yönetenlerin faşist ve ırkçılardan yana duruşunu gözler önüne seriyor. Tüm bunlar yaşanırken hükümetin “Sol Partisi” ve büyük ortağı CTP-BG “Eğitim şart” minvalinde açıklamalardan öte bir adım atamıyor.

SAMSUNG CSC

Özellikle Kıbrıs’ın güneyindeki ELAM isimli faşist örgütlenmenin tartışıldığı şu günlerde, Ülkü Ocakları gerçeğiyle yüzleşmek zorundayız. Başta Mustafa Akıncı ve Sibel Siber olmak üzere, pek çok seçilmiş ELAM’la ilgili güneydeki hükümetten taleplerde bulunuyorken, kendi yetkileri dahilinde olan Ülkü Ocakları’nı görmezden gelmeye çalışıyorlar.

Bu noktada ilçe başkanları dahi bıçaklı saldırılardan yargılanan Ülkü Ocakları terörünün farkında olmak, yetkiyi elinde bulunduranlara ise yüzleşmeleri gereken faşizmi devamlı suretle hatırlatmak gerekiyor.

650 Shares