Kesintili Denge, Kapitalizmin Dengesini Bozar mı? – Tahsin Oygar

Açmazları ve eksikleri bir kenara, Charles Darwin’in evrim teorisi insanlık tarihinin en önemli mihenk taşlarından biridir. 1859’a kadar, yani Darwin’in başyapıtı “Türlerin Kökeni” yayımlanana kadar, canlı türlerinin mistik, doğaüstü bir güç tarafından yaratıldığı, dünya üzerindeki en yaygın kanı idi. Bu devrim niteliğindeki ilerleme bugünümüzü hala daha aydınlatmaya devam ediyor.

Darwin’e göre canlılar milyonlarca yıl içerisinde yavaş yavaş doğal seleksiyonla (seçilim) ortak tek bir kökenden (ana/ata) türemiştir. Darwin’in ortaya koyduğu, ortak bir kökenden türeme ve doğal seleksiyon konuları doğru görünmekle birlikte, evrimin ilerleyişini, düzenli adımlarla yürüyen, yavaş yavaş ve tedrici (aşamalı) bir süreç olarak ele alması, tartışmaya ve araştırmaya değer yeni konular ortaya çıkarmıştır. Bu konular, kesinlikle yaratılışçı Evangelist tayfası ve dinci kesimlerin asılsız karalama çalışmaları gibi değil, tedrici teorinin eksiklerine yönelik araştırma ve tartışma zeminidir. Bunu belirtmekte yarar görüyorum çünkü liberal bilim insanları, tedrici evrimin eksiklerini tartışmaya açan hemen hemen her kesimi, bu anti-evrimci zümre ile bir tutarak marjinalleştirmeye çalışmaktadır.

Kesintili Denge Teorisi’ne geçmeden önce Stephen Jay Gould’un kim olduğunu bilmekte yarar görüyorum. Gould, Harvard Üniversitesi’nde profesörlük yapmış, paleontolog, jeolog, zoolog, taksonom ve bilim tarihçisi, yani kendi alanında uzman bir kişilik. Bunların yanında Marksist kişiliği, Vietnam savaşına karşı gösterilere katılmış olması, biyolojik determinizm ve ırkçılığa karşı hayatı boyunca mücadelesi ve diyalektik materyalizmi benimsemiş olması ayrıca özen ve önemi hak ettiğinin göstergeleri. Hatta 1998 yılında “Sosyalist Bilim İnsanları ve Solun Geleceği” konferansında “Komünist Manifesto’nun 150. Yılını Anmak ve Anlamak” konusunda konuşmacı oldu. Friedrich Engels’e hayranlığını hiç gizlememiş olan bu adamın bugüne kadar onlarca kitabı yayımlanmıştır. Bilinen en ünlü eserleri “Yaşamın Tüm Çeşitliliği”, “Panda’nın Başparmağı”, “Bin yılı Sorgulamak” ve “Darwin ve Sonrası-Doğa Tarihi Üzerine Düşünceler” dir.

Kesintili Denge Teorisi ne değildir?

a)Kesintili Denge Teorisi, Darwin’in “doğal seçilim yoluyla evrim” kuramının yanlış olduğunu ileri sürmez.

b)Evrimin temeli olan, canlıların ortak bir kökenden türediğine karşı çıkmaz.

c)Evrimin sadece ve sadece ani sıçramalar şeklinde gerçekleştiğini ileri sürmez.

Peki, Kesintili Denge Teorisi nedir?

Darwinci, tedrici evrim teorisi canlıların milyonlarca yıl içerisinde yavaş yavaş, doğal seleksiyon ve adaptasyonla türleştiğini ortaya koyar ve dünya yüzeyinde şimdiye dek bulunan fosillerle de bunu açıklamaya çalışır. Örneğin, insan evriminin fosil haritasından, küçük bir kesit alırsak 7 milyon yıllık Sahelanthropus Tchadensis’ten 6 milyon yıllık Orrorin Tugenensis’e oradan da bilinen en yaşlı fosil 4,4 milyon yıllık Ardipithecus ramidus’e atlarız. Haritamızdaki aralıklara bakarsak 1 milyon ve 1,4 milyon yıllık aralara bir fosil düşüyor. Demek ki, ya ara tür fosiller henüz bulunamamış ya da ara tür fosiller yok. İşte tedrici evrimde ortaya çıkan önemli sorun, türlerin evrimleşirken oluşturduğu fosillerden yapılan haritalarda çok ciddi eksikliklerin göze çarpmasıdır. Buna rağmen ani ve büyük değişimler gösteren türler ortaya çıkmaktadır. Bu da bilim insanlarının açıklamakta zorlandıkları bir durum haline geliyor. İşte tam da burada Kesintili Denge Teorisi denen ve ilk kez 1972 yılında S. J. Gould ve arkadaşı Niles Eldredge tarafından, ortaya konan yeni bir yaklaşımın devreye girdiğini söylemek lazım. Kesintili Denge Teorisi evrimin, tedrici ve yavaş yavaş gelişiminin dışında ve de yaygın olarak sıçramalı ve ani değişimler ile milyonlarca yıllık uzun denge dönemlerinden oluştuğunu ileri sürer.

Gould, teorisini Panda’nın Başparmağı kitabında şöyle açıklar:

“Gerçekten de, Darwinci süreçlerin işleyişi fosil kaydında gördüğümüzle tam olarak aynı sonuçları doğurmalı. Karşı çıkmamız gereken tedriciliktir, Darwincilik değil. Fosil türlerinin çoğu tarihi tedrici evrimle özellikle bağdaşmayan iki özellik içerir.

1. Stasis (durağanlık): Türlerin çoğu yerküre üzerinde kalma süreleri boyunca yönü olan bir değişim sergilemezler. Fosil kaydında yok olduklarındaki görünümleriyle ortaya çıktıklarındaki görünümleri birbirinin hemen hemen aynıdır ve vücut yapısındaki değişim genellikle sınırlı ve yönsüzdür.

2. Ani ortaya çıkma: Bir tür, herhangi bir yerel alanda, atalarının kesintisiz dönüşümü dolayısıyla tedrici değişimle ortaya çıkmaz.

Birdenbire ve ‘tam biçimlenmiş’ olarak ortaya çıkar.” Yani tedrici evrim adım adım değişimi gözlenmeyi beklerken kesintili evrim teorisi canlı popülasyonlarının ortalama bir fosilleşme süresi olan yüz elli bin yıl yerine çok daha kısa sürelerde ani bir evrimleşme gösterebildiğini ileri sürer.

Sonuç?

Bilim yalnızca bilim değildir.

Gould, aslında diyalektiğin nicel değişiklerinin birikerek nitel bir dönüşüme sebep olması fikrini temel alarak geliştirdi teorisini. Bu da tüm bir yaşamın çeşitliliğinin, zenginliğinin hatta hayvanların ve insan türünün sosyal davranışlarının bile ani ve hızlı dönüşümlerle evrimleşebileceğinin göstergesi. Tabii ki liberal bilim insanları bu ani değişimin ciddi bir tehlike olduğunu ve tedrici, yavaş yavaş değişimin kapitalizmin çelişkileri ve sıkıntılarının zaman içinde çözüleceği fikrini savunmaktalar.

Dahası da var; “gemisini kurtaran kaptan”, “insan insanın kurdudur”, “öldürmek, benmerkezcilik insanın doğasında var” diyerek var olan sistemin yaşanılabilir alternatifsiz tek düzen olduğunu ve bu sorunların hiçbir zaman ve hiçbir şekilde çözülemeyeceğini savunmaktalar. Son zamanlarda bencillik geninden tutun da şişmanlık genine kadar yeni saçma temelsiz buluşlarla da bu görüşlerini perçinlemek istemekteler. Gould’a göre çevresel faktörler (sosyal-jeolojik-coğrafik vb.) genlerden çok daha etkin rol oynuyor ve sadece insan tırnağının bile oluşumunda onlarca genden faydalanıyor yaşam.

Marx’ın önemli bir deyişi var: “İnsanlık önüne çözebileceği sorunları koyar.”

İnsan türü ve dünyadaki ekosistem, kapitalizmin çok ciddi ve büyük bir tehdidi altında ama insanın bu sorunları çözebilme potansiyeli Gould’la birlikte ilham verici bir şekilde artmıştır. Geriye sadece başka bir kültürü, başka bir dünyayı ve Che’nin “Yeni İnsan”ını inşa edebilecek, evrimsel dönüşüm için devrim kalmaktadır.

Kaynaklar:

Pandanın Başparmağı- Stephen Jay Gould

Yaşamın Tüm Çeşitliliği- Stephen Jay Gould

www.evrimianlamak.org/e/P1:evrim_tarihi_4_7
www.sonsuz.us/?q=book/export/html/1099

www.evrimagaci.org/makale/388

www.evrimianlamak.org/e/Evrim_101Y:Kesintili_dengeye_dair_bir_iki_sat%C4%B1r_daha

www.vivahiba.com/article/show/marksist-bir-evrimci-stephen-jay-gould/

Bu yazı ilk olarak Aralık 2015’te, Argasdi Dergisi’nde yayınlanmıştır.

13 Shares