kktc’de Çocuk Olmak – Nehir Özkızan

Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan çocuklar mütemadiyen tehlike altında. kktc’nin rantını ve sermayenin kârını sağlamak uğruna sel baskınlarına karşı önlem alınmıyor, güvencesiz yollara göz yumuluyor, sorumsuzca bırakılmış bombalar görmezden geliniyor, engelli haklarını korunamıyor, yasal olmayan işyerlerinde yine yasaya aykırı bir şekilde çocukların çalıştırılması kabulleniliyor ve okullarda yaşanan felaketlere karşı çocuklarmız korunmuyor. kkktc’nin tüm bunlara karşılık ‘aldığı önlemler’ ve yaptığı açıklamalar göz korkutucu cinsten.

***

5 Aralık 2018 gecesi Lefkoşa-Girne Anayolu’nun Ciklos mevkiinde hava koşullarının kötü olması ile çarpık yapılaşmanın kaçınılmaz sonucu olarak bir kaza yaşanmış ve bu kazada sel sularına kapılan araçtaki dört genç hayatını kaybetmişti. Pek çok yolun kullanılmaz hale geldiği, birçok evi su bastığı, arabaların denize sürüklendiği, bazı köprü ve okulların çöktüğü ve en üzücüsü dört gencin hayatına malolan, kısaca tüm halkı perişan eden sel baskınlarının önlenilebilir olduğu aşikar. Ancak, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı’nın ‘talihsizlik’ olarak nitelendirdiği bu kazanın benzerlerinin; dereler sermayenin kârı uğruna imara açıldıkca, yeşil alanların betonlaştırılmasına izin verildikçe, toplumsal kaynaklarmızdan altyapısal düzenlemelere pay ayrılmadıkça ve sağlıklı su drenaj sistemleri kurulmadıkça devam edeceği ise kaçınılmaz bir gerçek.

***

14 Aralık 2018 sabahı Mevlevi’de atış alanı olan bir arazi içerisinde on üç yaşındaki Makhir İslamiov’a ait cansız bir beden bulunmuştu. İslamiov’un oyun oynamak için patlayıcı maddeyi eline alması nedeniyle mühimmat patlamıştı. Yaklaşık bir ay kadar öncesinde Güzelyurt Kaymakamı Savaş Orakçıoğlu, Mevlevi Ağır Silah ve Tanksavar Atış Alanı’nda icra edilen havan atışlarından kalma, bölgede yeri tespit edilemeyen beş adet aydınlatma mühimmatı olduğunu duyurmuştu. İslamiov’un hayatını kaybetmesinin ardından hükümet beş gün boyunca hiçbir açıklama yapmamış, ardından ise temas halinde olduklarını duyurmuştu. Kaymakamlık’ın ise ‘ama duyurmuştuk’ şeklindeki açıklaması ise bir çocuğun ölümü üzerine ne kadar umursamaz ve hatta alaycı olunabileceğini gözler önüne seriyor. Üstüne üstlük bir de Güzelyurt Kaymakamlığı 25 Şubat – 17 Mart tarihlerinde Mevlevi Ağır Silah Atış Alanı’nda topçu atışları yapılacağını duyurup alana girilmemesi konusunda uyarılarda bulunuyor. Bu atış alanlarının halka açık yerler olduğu düşünüldüğünde, çocukların ve uyarıya erişemeyecek yaşlı ve engelli kimselerin ve hayvanların hayatına alayvari bir uyarı kadar değer verildiğini görüyoruz.

***

On dört yaşındaki engelli bir kız çocuğu Mağusa’da DAÜ Sosyal Konutlar Mahallesi’nde istismara uğradı. Otizm tanısı konmuş çocuğun çoğu zaman çığlık atarak bahçede çıplak halde dolaştığı, ailesi tarafından su hortumu ile yıkandığı ve kendi dışkısını duvarlara sürdüğü bilgisi verildi. Bir evin arkasında inşa edilmiş tek göz bir odanın içerisinde yalnızlığa terk edilmiş çocuğu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Polis Genel Müdürlüğü (PGM) de kendi kaderine bırakmış durumda. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Sosyal Hizmetler Dairesi geçtiğimiz yıl çocuğun yaşam koşullarını iyileştirmesine rağmen istismarcı aile hakkında herhangi bir yaptırım uygulamamıştı. Yardım için başvurulan Sosyal Hizmetler Dairesi’nden bir yetkili ise “Biz çocuğu da aileyi de biliyoruz. Bu çocuk, insan değil. Bizim kontrol altına alabileceğimiz çocuklar arasında değil” demiş ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ise yardım başvurusuna “Bu yıl çocuğun aynı mağduriyeti yaşıyor olması üzücü fakat biliyorsunuz ki kktc’de özel eğitim yasası gibi bir yasamız yok bu yüzden yasalar ve elimizdeki kaynaklar da bu çocuğu korumamız altına almamız için elverişli de değil. Aile istediği sürece müdahale edebiliyoruz, ailenin verdiği kararlar neticesinde ise bize bir şey söylemek düşmez. Zira bizim de bu çocuğu aldığımız zaman koyabilecek bir yerimiz yok, aileye ise bir eğitimciyi ya da tam zamanlı özel eğitim merkezini kabul ettirebilecek bir yaptırımımız yok. Açıkçası bu mesele, şimdi şimdi hallolacak mesele de değil” diye bir açıklamada bulunmuştu. Bunun üstüne PGM’ye başvuran vatandaşlara, polis “darp yoksa gitmemizin anlamı yok” şeklinde bir cevap vermişti.

***

11 Şubat 2019 öğleden sonra meydana gelen ‘iş kazasında’ on altı yaşındaki bir çocuk, yasadışı olarak çalıştırıldığı bir işyerinde sağ elini kıyma makinesine kaptırması sonucu ağır yaralanarak beş parmağında kalıcı hasar tespit edilmişti. kktc İş Yasası’nın ‘Genç Kişilerin İstihdamı’na ilişkin 37. maddesinde genç kişilerin ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılmasının yasak olduğu açıkça belirtiliyor.

Bu olayın üstünden henüz iki gün geçmişken, yani 13 Şubat 2019’da Yakın Doğu Üniversitesi’ne ait inşaatta, yaşanan ‘iş kazası’nda Ahmet Karaboğa adındaki on yedi yaşındaki çocuk işçi yaralanmıştı. Su tesisatı yaparken iskelede dengesini kaybedip 2.25 metre yükseklikten düşen Karaboğa’nın sol el bileğine kırık teşhisi konmuştu.

19 Mart 2019’da ise Omorfo’da mevsimlik işçi olarak çalışan bir ailenin üç yaşındaki Cihangir Dayan isimli çocuğu, ot parçalama makinesinin zincirinin kopup başına çarpması sonucu gerçekleşen ‘iş kazasında’ ağır yaralanmıştı.

***

Yine henüz geride bıraktığımız Mart ayında, İskele Balık Evi isimli restoranda on üç yaşındaki kız çocuğuna cinsel tacizde bulunan Shah Zaib Naseer isimli şahıs tutuklandı. Restoranda kayıt dışı olarak çalışan ve ülkede de kayıt dışı olarak ikamet eden Naseer, İskele Kaza Mahkemesi’nde yargıç karşısına çıkarılarak iki ay hapis cezasına çarptırıldı. Olay yerinde kendisine yöneltilen “neden öpmeye çalıştın?” sorusuna, “çünkü Rus” şeklinde ırkçı bir cevap veren çocuk tacizcisi tacizden dolayı bir yıla kadar hapis cezası alabilecekken iki ay hapis cezası aldı. Naseer’i kayıt dışı çalıştıran patronu hakkında ise herhangi bir yasal işlem yapılmadı.

***

Özel sektör patronlarını zengin etmek için bütçesini onlara ayıran devletin, devlet okullarında yapılması gereken tadilatlara bütçe ayırmaması ve tadilatların bürokratik süreçlerle zorlaştırılması ve hatta Eğitim Bakanlığı’nın söz konusu devlet okulları olduğunda ‘bütçede kaynak yok’ veya ‘Türkiye para göndermedi’ ifadelerini kullanması bazı okullarda çeşitli felaketlere yol açtı.

Okul binasının güvenli olmadığı gerekçesiyle Mart 2016’dan Nisan 2017’ye eğitime Hala Sultan İlahiyat Koleji binasında devam etmek zorunda kalan ve yeni binasının tamamlanmasının ardından oraya taşınan Bayraktar Ortaokulu’nun girişi, yoğun yağışla birlikte biriken sudan dolayı kapanmıştı.

5 Ocak 2019 tarihinde Gazimağusa Türk Marif Koleji’nin damı bakımsızlıktan dolayı dökülmüş ve sıva parçalarının öğrencilerin derste olduğu bir anda düşmesi olası bir faciayı önlemişti.

31 Ocak 2019 tarihinde Mağusa Çanakkale Ortaokulu’nda öğrenim gören bir çocuk eğitimin zorunlu ve parasız olduğu ülkemizde ‘kağıt, dergi, bilet’ adı altında toplanan ücreti (150 tl) karşılayamadığı için karnesini alamamıştı. Okul yönetimi bilgi almak için kendilerini arayan veliye ‘parayı ver, karneyi al’ şeklinde açıklamada bulunmuştu.

Öte yandan Güzelyurt Kurtuluş İlkokulu yönetimi de öğrenci velilerine ‘bağış talebi’ göndermişti.

***

Çocukları sermayeye kurban verdiğimiz artık yeter! Sermayeye ve destekçisi işbirlikçi hükümete karşı örgütlenmeliyiz. Çünkü patronları, sermayeyi, kârı, rantı ve başbakanın bana bağlı diye sahiplendiği polisi her koşulda koruyan kktc, kendi çocuklarını koruyamıyor. Çocuklar ölüyor. Çocuklar şiddete maruz kalıyor. Çocuklar istismar ediliyor. Çocukların eğitim hakkı elinden alınıyor…

Nehir Özkızan

Bağımsızlık Yolu Üyesi

169 Shares