KÜRSÜ MUHABBETİ DEĞİL SOKAK MUHALEFETİ – Ali Şahin

Devrimci yapıları diğer siyasetlerden ayıran en büyük farklardan biridir bu.

Politikayı “ayrıcalıklılar” arası salon konuşmalarına ve halka verilen yalan vaatlere indirgeyen ve halka “kurtarıcılar” sunan sistem içi siyasetlerin aksine devrimciler, ezilenlerin kurtuluşu ve özgürlüğünün ancak kendi eserleri olabileceği gerçeğiyle halka yaklaşırlar.

Bu yüzden devrimci siyasetin özünü halkın ve ezilenlerin kendi kendini yönettiği bir düzenin yaratılması oluşturur.

Bu, ancak halkla birlikte başarılabilecek bir süreçtir.

Dünya’nın hemen hemen her yerinde olduğu gibi adamızın kuzeyinde de egemen olan siyaset anlayışı halka sadaka dağıtarak onları yanına çekmek üzerine kurulmuştur.

Düzen partilerinin destekçileri dahi bunun farkında olarak bu partileri desteklerler.

Çünkü içinde bırakıldıkları alternatifsizlik ortamında “gemisini kurtaran kaptan” anlayışı yegane kurtuluş yoludur.

Bu alternatifsizlik ortamında insanlar birbirinin üzerine basarak yükselmeye ve var olmaya çabalarlar.

Alternatif bir yol yaratılmadığı sürece de bu bir kısır döngü halinde sürüp gidecektir.

Ancak bu alternatif yol bir sözden çok ötedir.

Bu alternatif, sokağın örgütlendiği yani halkın bilfiil hakkini kendisinin aradığı bir devrimci yoldur.

Belediye seçimleri için nutukların, sözlerin havada uçuştuğu bir ortamda önemli bir noktaya dikkat çekmek istiyoruz.

Daha önce yayınlanan köşe yazılarımızda da belirttiğimiz gibi, belediye meclis üyeliğine bağımsız bir aday çıkarırken “şunu şunu yapacağız” diye vaat ettiğimiz bir şey yok.

Söylediğimiz şey halkın taleplerinin dillendiricisi, halk aleyhine çalışanların da teşhircisi olacağımızdır.

Yani vaat ettiğimiz şey meclis üyesi adayımız olan Merter Refikoğlu’nun halkın gözü ve sözü olmak için çalışacağıdır.

Ancak bu çabanın halkın katılımı olmadan yetersiz olacağı da su götürmez bir gerçek.

Sadece kürsülerden yapılan ateşli konuşmaların ya da dillendirilen sözlerin fiiliyata dönüşmediği sürece bir faydası yok.

Bundan dolayı halka sözünü verdiğimiz en büyük vaadimiz Baraka’nın bügüne kadar olduğu gibi halkın tepkisinin sokağa taşması için çabalayacağıdır.

Belediye seçimlerine girerken esas amacımız; sokağın tepkisini büyütmek için seçimlere sokağın sözünü taşımak.

Mücadele karşılıklı bir şekilde büyüyecektir.

Sokak sandığa, sandık yeniden sokağa yansıyacaktır.

Ve bunu kürsü muhabbeti değil sokak muhalefeti başaracaktır.

Bu yüzden yarın kıracağımız zincirlerimiz için bugün mührünüzü kırın diyoruz.

Baraka’nın siyaseti bizden birilerinin kurtarıcı olarak “yüksek” bir yerlere çıkması için değil halkın, kendi kurtuluşu için sokağa çıkması üzerine kuruludur.

Bundan ötürü en büyük kozumuz sokaktaki onurlu duruşumuzdur.