SEÇİMLER NE İŞE YARAR? – CELAL ÖZKIZAN

Devrimciler için seçimler bir “eylem”dir…
İster sağdan olsun ister soldan, sistem partileri için ise seçimler “temel amaç”tır…
Peki devrimcilerin seçimi bir “eylem” olarak görmesi tam olarak ne anlama gelmektedir ?..
Öncelikle net bir şekilde ortaya koymakta fayda var…
Devrimciler için seçim (ve meclise girmek) hiçbir işe yaramayan siyasal uğraşlar değildirler…
Öte yandan, devrimciler için seçim, siyasal mücadelenin temel amacı ya da merkezi de değildir…
Seçimin bir “eylem” olması da burdan kaynaklanıyor…
Eylemler önemlidir, ama amaç değil, araçtırlar…
En çok eylem yapan gruplar, aslında eylem yaptıkları konuda gelecekte eylem yapmaya gerek kalmaması için eylem yaparlar…
Kim ister ki “sağlık paralı olmasın” diye eylem yapmayı ?.. Sağlık hakkı olsa, sağlık hizmeti parasız olsa da eylem yapmaya gerek kalmasa keşke…
Dönelim seçim konusuna…
Devrimciler seçimi bir eylem olarak görürler…
Diğer eylemler ne kadar önemliyse, seçim de o kadar önemlidir…
Karpaz’a elektrik direklerinin götürülmesi veya yol çekilmesine karşı direnmek gibidir seçimlere girmek, en azından, devrimciler için öyledir…
Meclis kürsüsünde konuşmak, elçilik önünde megafonla slogan atmak gibidir…
Peki neden böyledir ?..
***
Diyeceksiniz ki, olur mu öyle şey, elçilik önünde bir eylem yaptığınızda, bağırıp çağırıp dağılıyorsunuz sonra…
Halbuki meclise girseniz, hele bir de hükümet olsanız, pek çok şeyi değiştirebilirsiniz…
Bu cümleler ilk başta çok mantıklı gelebilir…
Ama devrimciler, neyi değiştirmek istediklerini düşündüklerinde, bu cümleler geçerliliğini yitirir…
Devrimciler, içinde yaşadıkları toplumu ve sistemi dönüştürmek isterler…
Meclis dediğimiz yapı ise, dünyanın nerdeyse her yerinde sistemin bir parçası ve egemenlerin siyaset yapma biçimlerinin bir aracı olmuştur…
Kastettiğimiz meclis “sistemin meclisleridir” elbette; yoksa halk meclisleri, halk komiteleri, aşağıdan örgütlenen sokak meclisleri için durum farklıdır…
Sistemin meclisleri, sistemin devamlılığını sağladığı müddetçe anlamlı olurlar egemenler için…
Sistem tehlikeye girdiğinde ve meclis de sistemin devamlılığına katkı koy(a)madığı zamanlarda egemenler meclisi çok kolay gözden çıkarabilirler…
Tarihsel örneklere baktığımızda, faşizmler ve askeri darbeler bu gözden çıkarmalara en güzel örnekler…
Günümüzdeki örneklerse, örneğin AB’nin yaşadığı (ve hala yaşamaya devam ettiği) bu son krizde, Yunanistan’da ve İtalya’da seçim yapılmadan oluşturulan teknokrat hükümetlerdir…
O yüzden, ilk başta mantıklı gelen “meclise girin, hükümet olun” çağrısı anlamsızlaşır…
Devrimciler, siyasal alanda güçlenirlerse eğer, seçimler artık egemenler için bir tehdit olacak ve egemenler seçimleri yasaklamaya kadar götürecekler…
O yüzdendir ki devrim mecliste değil sokakta yapılır…
O yüzdendir ki seçimleri, sistemi dönüştürmenin bir aracı olarak değil, tam aksine, sistemin kendisinin bir aracı olarak görüp seçim süreçlerini bir “eylem” olarak düşünüp, bu eylem sürecinde de egemenlerin gerçek yüzünü ortaya çıkarmak, sistemi teşhir etmek gerekir…
Hedeflerine seçimi koyan ve sisteme karşı olmayan sol partiler işte bu yüzden hükümete geldiklerinde bir anda 180 derece dönmektedirler…
Bu partiler muhalefetteyken sisteme dair birçok şeyden şikayet ederler gerçekten de…
Ama hükümete geldiklerinde bir anda o sistemin devamlılığını sağlayacak politikalar uygulamaya başlarlar…
Bunun sebebi, bu sistemin çizdiği sınırlar ve hükümet edene verdiği araçların, sistemi dönüştürmeye izin vermemesidir…
Bir benzetmeyle açıklamak gerekirse…
Temeli sağlam olmayan, en ufak bir depremde veya toprak kaymasında bile yıkılabilecek bir apartman düşünün…
Ne yaparsınız böyle bir durumda ? O apartmanı yıkıp yerine daha sağlam temellere oturtulmuş başka bir apartman…
Peki sözünü ettiğimiz sol partiler ne yapıyor ?
“Bize oy verin de bu apartmanın yöneticisi olalım” diyorlar…
Sonra da o apartmanı yönetmeye başlıyorlar…
O apartmanın yönetimine geçtikleri için, o apartmana sahip çıkmaya başlıyorlar…
Onlara “ama hani biz bu apartmanı yıkıp yerine yenisini yapacaktık?” diye eleştiri getirdiğinizde ise,
Size “O gadar basit değildir abiciğim bu işler, reel siyaset öyle yapılmaz, lafla olmaz bu işler” diye cevap veriyorlar…
Biz de gülüp geçiyoruz tabii…
***
Biliyorsunuz, elçilik önünde eylem yapmamız Türkiye’nin Kıbrıslı Türk halkı üstündeki baskısı için bir tehdit…
31 Mayıs 2013 tarihinde Afrika gazetesinde yayınlanmıştır