YENİYE DAİR VE BİR ADIM DAHA ATMAK… – Hasan Yıkıcı

ADLPHRejimin ne şimdisine dair ne de geleceğine dair hiçbir inanç ve umut kırıntısı dahi kalmadı…

Herkesin dilinde aynı argümanlar…

Aynılaştık sonra da içi boşalan ve anlamsızlaşan ‘yeni’ siyaset söylemleri…

Solundan sağına kadar rejim partileri rejimin restorasyonu için kolları sıvadı…

Rejim ile birlikte kendi siyasetlerinin de itibarsızlaştığının farkında olacaklar ki, kendi siyaset yapma biçimlerini de ‘yeni’ üzerine oturtuyorlar. Ama sadece biçimde… Ne siyaseti yapma tarzlarında ne de genel olarak rejimin ve rejimin getirileri ile hesaplaşma; rejimi aşma yürekliliğini ve iradesini gösteremiyor.

Sanki normal bir ülkede yaşıyormuşuz  gibi plan ve projelerin sunumunun inandırıcılığı ile değil cazibesiyle seçim propagandasının sürdürülmesi rejim partilerinin buluştuğu ortak nokta oluyor.

Kimse gerçekten o projelerin yapılabilirliği üzerine değil, tamamen cazibesi ve imajı üzerinden ajitasyon çekiyor.

Sonra da bir yığın cazibe ve imaj enkazı altında kalan ‘siyasetin’ ne kadar kirlendiğinden, ne kadar güvenilmez olduğundan dem vururlar…

İşte bunlar hep siyaset oyunları…

Çürüyen bir zamanın, paslanan figürlerinin son çırpınışları…

 

***

Varolanın, rejimin sınırları içinde yeniyi aramak ve istemek, yeniyi yaratacağını iddia etmek sadece rejimin ve sistemin devamlılığını sağlamak için ihtiyacı olduğu yenileşmeye hizmet etmektedir. En azından rejim partilerinin tüm argümanları bu sonuca götürmektedir bizi…

Demek ki yeni diye sunulan şey sadece rejimin açık ve yaralı yerini yamalamaktan başka bir işlev ve niteliğe sahip değildir.

Fakat mesele rejimi yamalamak ve rejime yama olmak meselesi değildir, mesele yaraları deşerek rejim krizini derinleştirmektir.

 

***

 

Sadece bir rejim kriziyle veya rejim siyasetinin itibarsızlaşma kriziyle karşı karşıya değiliz. Aynı zamanda bunlara bağlı olarak, bunlar karşısında kurucu ve kitlesel bir devrimci siyasetin yaratılamaması kriziyle de karşı karşıyayız. Kıbrıslı Türklerin toplumsal varoluşu ve temel yaşamsal hakları için mücadele eden siyasal liderliğin eksikliği yıllardır yazılan, çizilen, dillendirilen bir olgudur. Bir yandan rejim krizi, diğer yandan ise rejim partilerinin itibarsızlaşması karşısında seçeneksizleştirilen Kıbrıslı Türklerin aynı zamanda radikal ve bağımsızlıkçı yeni bir seçenek oluşturması ihtiyacı bu seçimle birlikte yeninde gündeme gelecek. Seçimin galibi kim olursa olsun, bir halkın huzursuzluğu ve varoluş tedirginliği altında, esas sonuç radikal bir alternatifin inşası ihtiyacı olacaktır.

Rejimin partileri rejim krizinin çözümü ve Ankara ile olan ilişkilerdeki biat ilişkisinin boyutunun süregitmesi için tepinip duracaklar…  Fakat istenildiği kadar rejim onarılmaya çalışılsın, istediği kadar biat etme alışkanlıkları sürdürülsün; Kıbrıslı Türk halkı artık ne rejimin onarılması, ne de alışıla gelmiş rejim siyasetine ve biat etme alışkanlıklarına itibar etmektedir.

Dolayısıyla bu kavga aynı zamanda seçenek oluşturma kavgasıdır da…

 

***

 

Düşmeyi göze alarak ama dik durabilmek için bir adım daha işte… Bu ülkede sadece rejim krizi yok… Statüko sadece rejimin sürer durumu değil… Aynı zamanda solun da bir krizi var ve bu kriz artık paslanmış sol statükodan beslenmektedir. Eğer bir dönüşümden, krizi aşmadan bahsediyorsak, kuşkusuz bu sol statükoyu da yıkmak anlamına gelmektedir. Kıbrıslı Türkler sadece rejimin alışkanlıklarına değil, aynı zamanda yıllardır hiçbir karşılığı olmayan radikal sol iddiasında olan pratiklere, söylemlere ve eylemlere de itibar göstermemektedir.

Yeni dönem diyorlar… Rejim cephesinde yeni bir şey olmayacak kuşkusuz. Ama ezilenlerin ve devrimcilerin cephesinde önümüzdeki dönem yeni pek çok şey olacak…

Ne mi olacak?

Hep birlikte göreceğiz işte…

 

 

Hasan Yıkıcı

Baraka Kültür Merkezi Aktivisti