“APOLİTİK” POLİTİKA – Ali Şahin

downloadÇeşitli sebeplerden ötürü sanırım bu seçimlerde karma oy oranı bayağı yüksek olacak.

Bu çeşitli sebepler halk içinde desteğe sahip bağımsız adayların olmasından tutun da halkın partiler arası kararsız olmasına kadar birçok farklı gerekçeye dayanıyor.

Öte yandan saçma nedenlerle karma oy kullanmaya çağıran yapılar da var.

Şunu baştan söylemeliyim ki bu yazının amacı karma oy kullanmayı yermek ya da halkın nasıl oy kullanması gerektiğini söylemek üzerine falan değil.

 

***

Dar bir nüfusa sahip olan bir halk olmamızdan dolayı seçimlerde aday olan insanların birçoğu en azından aday oldukları bölgelerde halk tarafından bizzat tanınıyor.

Bu da ister istemez seçim yaparken kişisel ilişkileri de bir kriter haline getiriyor.

Örneğin; “x partiliyim ya da fikriyatındayım ancak y partideki aday da insan olarak düzgün biri  bu yüzden bir ‘tik’ de ona atacağım” gibi.

Ya da ters bir mantıkla “x partiliyim ve partimde aday olarak görüşüme uymayan insanlar var fakat ben yine de x partisine oy vereceğim” anlayışı da buna bir örnek.

Şunu açıklığa kavuşturmak gerekiyor ki partilerin görüşü, duruşu ve aday olarak gösterdikleri insanlar birbiriyle kopmaz bir şekilde ilişkili konulardır.

Yani, siyasi yönden iyi diye nitelendirdiğiniz bir kişinin kötü diye tanımladığınız bir partiden aday olması, bu kişinin onun siyasi olarak iyi bir yönde olmadığının göstergesidir.

Yine tam tersi bir örnekle, siyasi olarak kötü diye nitelediğiniz bir adayın savunduğunuz bir partiden aday olması, savunduğunuz partiyle ilgili sorunlar olduğunun göstergesidir.

Böyle durumlara sorgulamadan yaklaşan bir anlayış körü körüne bir yanlışlığı içerir.

Ancak tüm bunlara rağmen, bugün belli başlı yapılar ve çevreler siyasetin kirlenmişliğinden söz ederek halkı karma oy kullanmaya çağırıyor.

Ve bu çağrıyı yapmayı da siyasi görüşler ortaya koymadan sadece “genç ve hiç milletvekili olmamış insanları seçme” gibi gerekçelere dayandırıyorlar.

Şurası açıktır ki; sadece genç ve hiç milletvekili yapmadığı için böyle kişileri seçme çağrısı yapmak siyaseti siyasetsizleştirme çabasıdır ve bu duruş başlı başına siyasi bir duruştur.

Var olan sistemi farklı biçimlerde sürdürebilme çabası güden bir siyaset.

Çünkü bu anlayış siyaseti fikirlerden “arındırıp” kişilere indirgeyen yani yaşadığımız sorunların kişilerden kaynaklı olduğunu iddia eden bir apolitikleştirme siyasetidir.

Bu apolitikleştirme siyaseti günlük hayatın içerisinde var olan çelişkileri yadsır.

Örneğin Ercan Havaalanı’nın özelleştirip satılmasını kişi yanlışıyla(ki bunu da bir yanlış olarak değerlendirirse tabii) eşdeğer tutar ve Ercan’ın özelleştirilip satılmasındaki sistemsel nedenleri görmezden gelir.

Aynı bakış açısını Karpaz’ın doğası talan edilirken ya da bir halk gerici eğitim anlayışıyla karanlığa itilirken de iddia eder.

İddiayla da kalmaz ve halkın da böyle görmesi için elinden geleni yapar.

Fakat gün gibi ortada olan, örnek olarak saydığımız bu politikaların belli bir ekonomik sınıfın maddi çıkarları çerçevesinde şekillendiğidir.

Yani Karpaz’ın inşaat için uygun bir şekle sokulması, havaalanının satılması, bir toplumun dindarlaştırılıp ne yapılırsa yapılsın “çok şükür” diyen bir hale sokulması bizzat sermayenin çıkarlarıyla ilgilidir.

Bu çelişkileri dillendirmeyen her siyaset tarafını sermayeden yana belirlemiştir.

Bu yüzden halkımızın ihtiyacı, var olan çelişkilerin üzerini örterek sermayeye ve onun temsilcisi olan egemenlere kalkan olan bir siyaset değil bilakis bu çelişkileri deşifre eden halkı çıkarları için mücadeleye çağıran bir siyasettir.

 

Ali Şahin

Baraka Kültür Merkezi Aktivisti