BAŞLIKSIZ YAZI – Hasan Yıkıcı

warBu yazıya nasıl bir başlık atacağımı bulamadım…

‘1 Eylül dünya barış günü’ yaklaştığından dolayı teması barış olan bir yazı yazmak niyetindeyim…

Fakat 1 Eylül’e doğru barışı değil kan içicilerin ‘savaş savaş’ diyen nefeslerini solumaktayız. Bundan dolayı gelin bu yazıya hangi başlığı atacağımızı sesli düşünelim…

‘Batı cephesinde değişen bir şey yok’ diye bir başlık nasıl gider mesela bu yazıya…

ABD yine bildik ABD, İngiltere yine bildik İngiltere… Avrupa Birliği deseniz, ne demeli, ellerini ovuşturmaya başladılar bile…

Haritaları açıyorsunuz, akbabalar tünemiş güney Akdeniz’in ve Ortadoğu’nun başına…

Gerçi hiç gittikleri oldu mu oradan, olmadı ya…

Cetveller ve kalemler sınırları ve savaşları haritalıyor…

Elbet bir gün çiçek kokan ellerimiz renkleri ve barışı haritalayacak…

***

Başka bir başlık denemesi daha yapalım…

Mesela ‘Batmayan uçak gemisi Kıbrıs…’

Nasıl ama, hem gemi hem de batmayan cinsinden…

Güney’de al sana iki adet tam donanımlı askeri üs…

Hem de İngiliz’in…

Hem de senin ülkende ama toprak senin toprağın değil…

Sahi bu ülke bizim miydi?

Bizim olsaydı NATO’nun burada ne işi var o zaman?

Mesela bizim olsa ‘batmayan bir uçak gemisi’ne ihtiyaç duyar mıydık?

Gemilere elbette ihtiyaç duyardık…

Akdeniz’i solumak, mesela Yunan adalarına doğru veya Ege’ye doğru aşkı kovalamak için…

Hani şarkıda da diyordu ya ‘kalbim Ege’de kaldı’ diye…

Belki cigaralarımızı sarıp karşıki kıyaya of demek için gemilere ihtiyaç duyardık…

Ama üzerinden bomba yüklü uçaklar kalksın diye değil;

‘Katillere’ barınak olsun diye değil;

Bir savaş makinesinin, ölüm dağıtıcısının veya barış düşmanı devletlerin kan damlatması için değil;

Elbet bir gemimiz olsun isteriz, mavi için; ama ölüme ve işgalciye gemi olmak istemeyiz. Hele hele üzerimizden başka bir halka ölüm kusacaklarsa…

***

Gelin bir başlık daha bakalım…

Nasıl olur ‘Suriye’ye müdahale ve Türkiye…’

Yok yok bu olmadı… Çok stratejik bir analiz yazısını andıran bir havası var…

Biz bu yazıda stratejik mıtratejik analizler yapmayacağız…

Bodoslama giriyoruz konuya…

Nasıl ABD, İngiltere ve Türkiye, Suriye’ye bodoslama girmek niyetindeyse…

Biz de bu yazıda bodoslama giriyoruz kardeşim… Beğenen alır, beğenmeyen almaz…

Malum yeni Osmanlıcılık, alt emperyalist emeller, Türkiye’yi de yukarıda gözümüzde canlanan haritanın üzerindeki akbabaların yanına kondurdu… Tabii öyle büyük, sözüm sözdür diyen esas akbabalar gibi değil…

Biraz ezik, biraz sonradan görme, biraz hırslı ve biraz da kan kokusu arzusunun harmanlandığı kadar…

Her şeyden biraz biraz yani…

Mesela biraz gözyaşı gibi, ama markası ‘timsah’ olanlardan…

Mesela eskiden nasıl ‘Vatan millet sakarya’ iseydi, şimdi de ‘din, iman, cemaat’ gibi…

Beton ise yine aynı olduğu yerde kalıyor…

Mesela biraz stratejik derinlik gibi…

Ama biraz biraz boğularak bu stratejik derinlikte.

Şimdi bu derin karanlıktan, stratejik kan emicilikten kurtarıp gökyüzünün maviliğine çıkaracak olan Türkiye’yi kimdir dersiniz?

Çapulcular, kemirgenler ve Irak savaşı sırasında sokaklara dökülen 1 Mart iradesidir kuşkusuz…

***

Haydi son bir başlık denemesi daha yapalım…

‘Yurtta sulh cihanda sulh…’

Yok yok en iyisi bu olsun:

‘Kıbrıs’ta barış engellenemez…’

Nasıl oldu?

Tamam tamam suratın düşmesin sevgili okuyucu…

Şaka yaptık şaka…

Ne yurtta sulh var,

Ne de alleme-i cihanda…

Kıbrıs’ta ise barış hep engellenmekte zaten…

Hem de bizzat her defasında ‘Kıbrıs’ta barış istiyoruz. Çok yakın!’ diyenler tarafından…

Yani emperyalistler, garantörler, işgalciler ve taşeronlar tarafından…

Demek ki neymiş kardeşim…

Barışı kendi ellerimize alacağız…

Suriye’de savaş borusu öttürenlerden Kıbrıs’ta barış beklemek Godot’u beklemeye bile benzemez…

Godot’un her zaman bir gelme ihtimali vardı…

Burada o bile yok…

Yoksa biz barışın gelme ihtimaline mi bağlandık da farkında değiliz…

Tüm ihtimalleri parçalayalım…

Barışın dışarıdan geleceğini de unutalım…

Öyle bir şey yok çünkü…

Fakat zulüm var gelen…

Kan var, savaş var…

Kanatları zeytin dalı takılı kuşlar değil…

Kanatlarında ölüm taşıyan uçaklar var gelen…

Demek ki neymiş güzel kardeşim…

Bu yazının başlığı ‘Barış için savaşacağız’mış…

Hasan Yıkıcı

Baraka Kültür Merkezi Aktivisti