BİR PARTİ CTP! (Mİ) – Mustafa Keleşzade

imageFarklı sloganların ve söylemlerin havada uçuştuğu bir seçim dönemi yaşıyoruz. Rejim partilerimiz seçmenin nabzını takip ederek kendine en fazla oyu getirecek sloganı yaratma gayretinde. Bu sloganlar arasında en dikkat çekeni ise CTP’den gelmekte.

 

CTP bu seçimlere “bir parti” ana sloganı ile girdi. Bu slogan aslında farklı anlamlara gelmekte. Hem bir gerçekliği, hem de bir korkuyu yansıtmakta. CTP seçmene solda iktidara aday tek parti olduğunu hatırlatıyor bu sloganla. Nitekim gerçekten de Kıbrıs’ın kuzeyinde en küçük köylerde dahi örgütü olan tek sol parti CTP. Fakat bu hatırlatmanın altında bir de korku yatmakta.

 

CTP 1990’larda Sovyetler’in çöküşü ile başlayan bunalım dönemi ile yeni bir arayışa girdi ve soldan kopuşa doğru yelken açtı. 2000’lerde ise iktidar için girdiği sermaye ittifakı ile bu kopuş netlik kazandı. Bugün bu kopuş sonucu CTP yoğunlukla neo-liberal düşüncenin etkisi altında. O derece ki, ekonomi üzerine projelerinde Ersin Tatar’ın dahi “bravosunu” alabilen uyumlu bir CTP var karşımızda. İşgal sözcüğünü ağzına alamayan, emek sözcüğünü sermayesiz kullanamayan, herhangi ufak radikal bir çıkışı dahi lafı döndürmeden yapamayan bir CTP. Ankara’ya “anavatan” olduğundan değil, neoliberal “ekonomik akla” göre zorunluluk olduğundan muhtaç olunduğu fikrini sonuna kadar savunabilecek bir CTP.

 

İşte tam da bu noktada “tek bir parti” hatırlatması CTP için kitlelere duyurulacak bir zorunluluğa dönüşüyor. Kendi iktidarı döneminde halkta büyük bir umut kırılması yaratmış olan CTP, bunun sonucunda da halk tarafından cezalandırıldı. O günden bugüne CTP halkın kendisine verdiği dersi anlayarak yüzünü sola dönmek yerine, içinde büyüyen liberal görüşünü iyice bir olgunlaştırma yolunu seçti. Sonuç olarak ise bugün sol entellektüellerin, aydınların ve hatta kendi köklü tabanının dahi görüşlerinden rahatsız olduğu bir CTP var karşımızda. UBP ise halk için artık faşizmi, işbirlikçiliği ve torpilciliği ile katlanılamaz hale gelmiş durumda.  Bu durum ise kaçınılmaz olarak kitlelerde yeni bir alternatif arayışını yaratmakta. CTP ise bu durumu fark ederek haklı bir korkuya kapılmakta, kitleleri farklı arayışlardan uzak tutmak için UBP’ye karşı iktidara tek alternatifin kendisi olduğunu hatırlatma ihtiyacı hissetmekte.

 

Gerçekten de mevcut koşullarda UBP’ye karşı iktidar için tek alternatif CTP, yani gerçekten de “tek bir parti var”. Fakat CTP bu gerçekliği dayatarak korkusunun kaynağı olan başka bir gerçekliği gizlemekte. CTP bugün örgütlü bir sistem partisi olarak iktidara aday. Fakat sundukları sadece bir sistem partisinin verebilecekleri. Yani UBP gibi duygusal olarak olmasa da, sahip olduğu fikirlerle Ankara’ya bağlı bir parti. Bağımsızlığı önüne hedef olarak koymayan bir parti. Bir direniş örgütlemeyi değil, egemenlerle uzlaşmayı önüne hedef koyan bir parti. Dayatma ekonomik paketlerin mantığına değil şekline karşı çıkabilen bir parti. Asimilasyon politikalarına karşı irade koyamayacak bir parti.

 

İktidara aday bir parti CTP. Fakat bizlerin ihtiyacı sistem içi bir iktidar değişikliği mi?  Karşımızda bu toplumun varoluş mücadelesini yürütemeyecek, bu iddiayı da taşımayan bir parti var. İşte CTP bu gerçekliği “bir parti var” sloganı ile gizlemeye çalışmakta. Böylece ise kendisinin söylemediklerini söyleyen, yapamadığı eylemleri yapan, iktidara değil direnişe talip bir alternatifin varlığını görünmez kılmaya çalışmakta. BKP TVG’nin bugün CTP kadar örgütlü olmadığı bir gerçek. Fakat uzun soluklu bir mücadeleyi önümüze koymadan, bugünden yarına her şeyi değiştirecek kestirme bir yolumuz da yok malesef. Bizlere düşen görev bu seçim döneminde de, sonrasında da bu direnişi örgütleyecek bir hareketi yaratmak.

Mustafa Keleşzade

Baraka Kültür Merkezi Aktivisti