BU BİR ÇAĞRI! – Başak Önel

 

 

“(….) Birileri benim gölgemde benim sandalyeme oturur. (….) Birileri benim topacıma benim kaytanımı sarar. (….) Ama birileri benim rüyalarımı benim gibi göremez. Hiçbir zaman…”*

 

Yıllarca bu ada üzerinde yaşayan insanlara neler yapmaları gerektiğini söyledi birileri… Hor görüldü ada insanları yıllarca. Kendi doğup büyüdükleri topraklarda başkalarının sözü geçti çoğu kez!

Zaman zaman, tükenmiş umutların bir yorgan gibi çekildiği derin uykulara tanık oldu ada… Zaman zamansa sabahları kıskandıran uyanışlara!

Öfke birikti yüreklerde, biriken öfke isyana gün saymaya başladı.

İşgal kafesinde tutsak özgürlük, bir koca yangına hasrete durdu…

 

Sesler geliyor… Sesler geliyor kulağıma İnönü Meydanı’ndan, Sarayönü’nden… Sesler geliyor Lefke’den 1 Mayıs Caddesi’nden! Sesler geliyor geçmişten, dünden ve bugünden. Umuttan bir tekerleme bu… Kalabalık bir şarkı! Onuruna sahip çıkanların çağrısı: Sahip çıkın rüyalarınıza, sahip çıkın Kıbrıs’a! Sahip çıkın ve hemen şimdi düşün yola!

 

“Sevdanı paylaşmadan koşan yoldaşlarınla, ciğerinin son oksijenini nasıl çıkaracaksın kurtuluşuna yurdun? Sen kendin tutsak. Barikatlarını kırmadan önce, duvarlarını yıkmadan önce beyninin, olası mı?”*

 

Yine bir seçim sürecindeyiz…

Biz, Baraka olarak, içinden geçtiğimiz zor zamanlarda umudun tohumunu yeşertmek için çağrı yaptık solda duranlara. Sahip çıkmak için Lefkoşa’ya ve Kıbrıs’a ortak bir aday çıkarmalı dedik, oturduk masaya.

Malum, neoliberal bir salgın var etrafta, birlikte mücadele uygun gelmedi masanın etrafındakilere. Kalktılar masadan.

Hayal kırıklıkları, başarısızlıklar yol açmamalı yılgınlığa dedik, bütün yüreğimizle devam ettik, bir selam çakarak masaya… Belli mi olur, belki gün gelir yine karşılaşırız masayla!

 

“Çöpten temizlenmek burnunuzu kurtarır. İşgalden temizlenmek, onurunuzu…”*

 

Düşündük kendi aramızda… DP ve UBP’nin Lefkoşa’yı ne hale getirdiği aşikardı, Ankara’nın etkisi tartışılmazdı! Sağ kanadın geriletilmesi gerekiyordu. Hani çıksaydı bir ortak aday, çok daha güçlü basacaktı Lefkoşalıların ayağı yere ancak olmayınca bu noktada hızlıca alınması gereken bir karar vardı ve aldık: Belediye başkanı adaylığında barıştan yana, emekten yana, emekçiden yana olan, solda duran adaylara oy verilmesi çağrısını yaptık.

Yeterli değildi bu tavır… Eksikti bir yanımız. Birlikten kaçan dostlara anlatmalıydık: Başka türlü birşey bizim istediğimiz… İnsanların istediği başka türlü birşey!

Ankara’ya da bir mesaj verilmeliydi… Baş kaldırımızın sesi ulaşmalıydı oralara da!

Bağımsız bir belediye meclis üyesi adayı olmalı dedik: Merter Refikoğlu.

Merter, solda birlik istencinin, Ankara’ya karşı direncin, özgürlüğe özlemin cisimleştiği bir bedendir… Merter, göstergesidir isyanın…

İşte bu yüzden kırın diyoruz mühürlerinizi!

 

Lefkoşa ve tüm Kıbrıs bizim demek için tercihinizi kullanın.

Özgürlüğe giden yolda birlik ve dayanışma gerekir demek için tercihinizi kullanın.

Kullanın tercihinizi ve gösterin bir halk olduğumuzu, var olduğumuzu ve var olacağımızı.

Kullanın tercihinizi ve onurunuza sahip çıkın.

Kırılan mühürler yarın kırılacak zincirlerin habercisi olacak.

Haydi!

 

“Önce kendi içinde başlat isyanını. Atar damarlarından kılcallarına kadar, basıncaya kadar onur sokağındaki polis karakolunu, en son kaldırım taşını da atıncaya kadar hücrelerinin, vali konağına çekinceye kadar yüreğinin kızıl bayrağını.”*

 

*Şiirler, Kıbrıslı şair Aydın Adamoğlu’na aittir.

Bu makale 5 Mart 2013 tarihinde Afrika gazetesininde yayınlanmıştır.

Başak Önel