GEAG: ZEKAMIZA YAPILAN BAŞKA BİR AŞAĞILAMA* – M. KARPASİA

Yazını orjinal başlığı:

Güney Kıbrıs : Garanti Edilmiş Asgari Gelir (Guaranteed Minimum Income) : Zekamıza Yapılan Bir Başka Aşağılama

 [Yazının çevirisine geçmeden önce bir bilgilendirme yapalım. “Garanti Edilmiş Asgari Gelir”, Kıbrıs’ın güneyinde kapitalizmin krizinin etkilerinin yoğunlaşmasına karşı sözde bir iyileştirme girişimi olarak, Anastasiadis hükümetince 2013 yılında dile getirildi ve 2014 yılında uygulamaya konuldu. Bu uygulamayı Anastasiadis 2013 yılında şöyle duyurmuştu : “Bu uygulamadan; yaşına, sınıfına ve mesleki durumuna bakılmakızın, onurlu bir yaşamı sağlayan bir gelirin altında olan tüm vatandaşlarımız yararlanacaktır.” Bu uygulama, güneyde özellikle çok yüksek genç işsizliğinin ve yetersiz emekli maaşı alan yaşlıların durumunun bir isyan dalgasına dönüşmemesi önünde atılmış bir adım. C.Ö.]

 

Milyonların döndüğü skandallar, rüşvetler, yozlaşma, yetki suistimalleri (Baf Valisi, Vergas, Baf Kanalizasyon Kurulu, Kıbrıs Havayolları ve buna Başkanlık Hukuk Büro’sunun dahli, Merkez Bankası başkanının atanmasındaki fiyasko, Bayan Giorkatzi vs.) , lüks genelevler, bizlerin ‘refahından’ ‘sorumlu’ olanlara yapılan daha da tombullaştırıcı ödemeler (bakanlar, parlamento üyeleri, bizler için raporları uygulamaya geçiren yabancı danışmanlar, banka yetkilileri vs.) arasında bizler halâ, zor durumdaki vatandaşlarımız için Garanti Edilmiş Asgari Gelir (GEAG) adını verdikleri sosyal dayanışma ve koruma programını bekliyoruz.

Bizler için bir aylık geçim parası olan, onlar için tek gecelik eğlence parası !

GEAG, tanımı gereği, aylık geçim için asgari düzeye tekabül ediyor ve 480 Euro olarak belirlenmiş !

Ancak bu yasayı yapanlar için bu miktar, “yorgun” politikacıların ve devlet görevlilerinin dinlenmek için gittikleri lüks genelevlerdeki “büyülü” tek bir gecenin fiyatına denk geliyor.

Dezavantajlı vatandaşları destekleme yönündeki sözler ise, bu vatandaşların neye ihtiyaç duyduğuna dair yapılacak araştırmaların neye dayandığına bakıldığında tam bir maskaralığa dönüşüyor. Elbette ki bu ihtiyaçlara dair araştırma yapması istenen “uzmanlar” (hatta diyetisyenler) birkaç bin Euro ile ödüllendirildiler; oysaki, bu “önerileri” ve “araştırmaları” karşısında 480 Euro almaları gerekirdi !

Asıl önemli nokta şudur ki, toplum sınıflardan oluşmaktadır, zenginler daha zengin olmaktadır ve fakirler ise her gün daha da fakirleşmektedir. Açıktır ki bu devlet için bu duruma sebep olma sorumluluğunun yanında, bunu çözmek adına hiçbir adım atmama sorumluluğu da vardır !

Dezavantajlı vatandaşların asgari ihtiyaçlarını sağlayan bu “radikal” yasa, aslında vatandaşlar için büyük acılara sebep olmuştur : formlar doldurmak, sertifakaları toparlamak, izinleri almak vs.. Geçen yılın Temmuz’unda Bakanlık “atanma emri” olmayan başvuruları kabul etmeyeceğini açıkladığından, reşit yaşta engelli evlatları olan pek çok aile, bu evlatlarının kendi paralarını idare etmeye “uygun olmadığına” dair mahkeme emri almaya zorlanmıştır. Eğer aileler bunu yapmazlarsa, kendi engelli çocukları hak kazanamayacaklardır – bu da, engelli insanlarla ilgili en temel uluslararası antlaşmaların ihlalidir.

 

Peki tüm bunlardan sonra GEAG’dan kimler faydalanmaktadır ?

 

2014’ün Ekim ayına kadar 65 bin insan başvurmuştur ki bunların halihazırda 20 bini sosyal yardım almaktadır, 15 bini yeni başvurudur ve 26 binden fazlası da düşük emekli maaşı alanlardır. Düşük emekli maaşı alanlar için başvuru süresi Kasım sonuna kadar uzatılmıştı çünkü bu kişilerin başvuruyu yapamayabileceği, nasıl yapıldığını bilmeyebilecekleri düşünülmüştü. Toplamda 17 bin civarı düşük emekli maaşı alan kişi var ve halihazırda sosyal yardım alanlar içinde kabaca 2500 tanesi henüz başvurmuş değildi. Öte yandan, Ekim sonunda, sadece 400 başvuruya GEAG’dan faydalanma hakkı verildi ve Kasım sonunda ise, 4000 başvurunun 2000’ine verildi. Peki geri kalanlara ne olacak ? Belirtmek gerekir ki, aylardır tek kuruş almamış binlerce işsiz vardır ve bunlaruın çoğu, yiyecek ihtiyaçlarını sosyal yiyecek tesislerinden temin etmektedirler.

Bütün bu maskaralığın içindeki paradoks ise, çıkması beklenen yeni kararnameye göre on binlerce üç çocuklu aile, geniş aileler, boşanmış anne/babalar ve öğrenciler, ve aslında çocuk yardımı (1 veya 2 çocuk) alan tüm bu kesimler yardım için başvurularını GEAG aracılığı ile yapacaklar. Şimdiye kadar, tüm bu kesimler yardımlarını, 19,500 Euro’dan başlayıp 59,000 Euro’ya varan gelir ve 1 milyon Eurp’ya varan mal varlığı gibi finsansal kriterler üzerinden Ekonomi Bakanlığı aracılığıyla alıyorlardı. Şimdiyse prosedürler değişiyor ve başvurular Çalışma, Refah ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na yapılacak. Bunun nedeni ise,  GEAG ile ilgili yeni yasaya göre, ortak bir kayıt/sicil yaratılmasının planlanması; yani Troyka’nın sosyal yardım politiasını “tertiplemek” için dayattığı bir değişiklik.

Ancak net olmayan şey ise, tüm kategorilerdeki vatandaşlara dair uygulanan kriterlerin, GEAG için de uygulanır olup olmayacağıdır (yani mesela 100.000 Euro üst limitine kadarki evler ve 5000 Euro üst limitine kadarki mevduatlar). Neden bizim çok akıllı parlamento üyelerimiz daha net açıklamalar ve yanıtlar talep etmediler ? Eğer böyle bir şey olursa, yıllardır tüm bütçe planlarını maaşlarına ilaveten gelen belirli yardımlara dayanarak yapan binlerce aile, bu yardımlardan mahrum kalacak. Birçok aile ayda 500-600 Euro’dan fazla para kaybedecek ve bu miktar, sahip oldukları çocuk sayısına bağlı olarak da artacak (örneğin, boşanmış aileler çocuk başına 160-180 Euro, 3 çocuklu aileler ise 87-57 Euro kaybedecek).

 

Bir Şapşallık Örneği 

 

Bu arada, yeni yasayla birlikte Sosyal Refah Hizmetleri en nihayetinde sosyal bir işleve kavuşacağına ve ekonomik meselelerin Bakanlık’taki yeni birime aktarılacağına dair yapılan açıklamaların aksine, şu anda, 4-5 test aşamasından geçmiş olan 65 bin başvuru var ve bu tonlarca başvuru sadece Sosyal Hizmetler Dairesi’nce geçici olarak işe alınmış 35 çalışanın elektronik bir platform üzerinden yaptığı işlemler aracılığıyla değerlendirilmekte. Bu çalışanların işe alınması, İnsan Kaynakları Acente’sinin şemalarına göre yapıldı, bu çalışanlar ayda sadece 500 euro alıyorlar ve bu çalışanlar  gerekli hiçbir eğitimden geçmemiş tecrübesiz kişilerdir.

Bu yasanın yaratılmasında, yasalaşmasında ve uygulanmasındaki şapşallık, kriz sırasında hazırlanan sosyal politikalardaki ciddiyetsizliği gösteriyor. Bizim politikacılarımız ve hükümet bilmelidir ki, sosyal yardım alanların ihtiyaçlarının uygun bir şekilde karşılanmasına yaramayan GEAG’ın uygulanmasıyla birlikte, hem devletin kamu borcu yükselecek hem de toplumun daha geniş kesimleri yoksullaşacaktır.

Toplumun sadece belirli kesimlerine uygulanan kemer sıkma önlemleri düzgün bir hayatı yaşamanın zorlaşmasına ve çalışma hakkı, barınma hakkı, sağlık ve eğitim hakkı vs. gibi insan haklarının ihlallerine yol açıyor.

 

Bizim siyasetçilerimiz tüm bunlarla ilgili olarak ne yapıyor ? Peki ya muhalefet ? Sendikalar ?

 

Bu maskaralık, biz sıradan insanlar bu alaycı uygulamaların durmasını, vergi kaçırıp bizlere 20 milyar Euro’luk bir borç yükleyip de ziyafetlerini sürdürenlerin mallarını kamulaştırmayı talep edene kadar devam edecek.

 

* Yazının orijinaline şu adresten ulaşılabilir : https://nedacy.wordpress.com/2015/01/23/south-cyprus-guaranteed-minimum-income-another-insult-to-our-intelligence/

ÇEVİRİ: CELAL ÖZKIZAN

Be the first to comment

Leave a Reply