Kamu-Özel Ortaklıklarının Problemi – T.Sanger, C.Crawley

Mevcut finansal ve ekonomik krizin gösterdiği bir şey varsa, o da; kuralsızlaştırmaya, özelleştirmeye, vergi kesintilerine, serbest ticarete ve eşitsiz ekonomik büyümeye dair yeni-muhafazakar ekonomik modelin iflas ettiğidir. Fakat halâ, akıl almaz bir biçimde, Kanada hükümetleri ve şirketleri, bu ekonomik krizi, krize bizzat sebep olan politikaları daha fazla dayatmak için bir araç olarak kullanıyorlar : vergi indirimleri, kamusal varlıkların satışı ve özellike, Kamu-Özel Ortaklığı (KÖO) aracılığıyla daha fazla özelleştirme…

 

KÖO’nun lüzumlu olduğuna dair çeşitli gerekçeler, hayli şüphe götüren cinsten.

 

KÖO’lar, kamu harcamalarını ve kamu açığını gerçekte olduklarından daha düşük göstermek için, politikacılar tarafından bir kayıtdışı muhasebe biçimi olarak kullanılıyorlardı eskiden – ancak sonraları, kamu denetçileri, bu mali yükümlülüklerin kayıtlara dahil edilmesi için hükümetleri zorladılar.

 

KÖO taraftarları, sonrasında, kendi projelerinin kamu hizmetine kıyasla daha ucuz, daha yenilikçi, daha hızlı ve daha hesap verilebilir olduğunu iddia ettiler – fakat bir dizi fiyasko, gecikmeler, şeffaflık eksikliği ve gizli sözleşmeler, bu iddiaların yanlışlığını kanıtladı.

 

Son zamanlarda ise, KÖO savunucuları, KÖO’ların daha maliyetli olduğunu kabul ettiler ama bu sefer de KÖO’ları, büyük miktarlardaki “riski” kamu sektöründen özel sektöre transfer ettiği iddiası üzerinden temize çekmeye çalıştılar. Bir hayli kuşkulu olan “parasına değdi” muhasebeciliği aracılığıyla, KÖO savunucuları, KÖO’ların özellikle finansal açıdan yüksek maliyetlerinin getirdiği yükün, çok büyük miktarda risklerin özel sektöre transfer edilmesiyle dengelendiğini iddia ettiler.

 

Bağımsız uzmanların bu aldatıcı mantığı ve kusurlu hesaplamayı yıllar boyu eleştirmeleri bir yana, detaylar daha da karmaşık hale gelebilir. Yanıltıcı hesaplama biçimleri yerli yerinde duruyor, ama finansal kriz, KÖO’ların yaslandığı yanlış ekonomiyi çeşitli yollarla ifşa etti :

 

  • Ekonomik ve finansal krize sebep olan politikarla, kamu-özel ortaklığının ardındaki politikalar aynı.
  • Özel finansman, kamu finansmanından daha maliyetli ve daha riskli.
  • Özel sektör, kamu sektörüne kıyasla, risk yönetimi konusunda daha başarısız.
  • Riskler asla tamamen KÖO’lar aracılığı ile ötelenemezler.
  • Fazladan ve karmaşık KÖO mesuliyetleri, süreci uzatırlar ve gecikmeleri çoğaltırlar.

 

Tümden kötü huylu bir dönüşle, bu serbest piyasa ekonomisi politikaları, tarihin en büyük ‘kamu tarafından finanse edilmiş kurtarma girişimi’ne sebep oldu; Nobel ödüllü ekonomist Joseph Stiglitz’in açıkladığı gibi : “bu, kamu-özel ortaklığının yeni bir formu, öyle bir form ki, kamu bütün riskleri üstlenecek, özel sektör bütün kârları toplayacak.”

Kamu-özel ortaklığı, temelde, vergi ödeyen vatandaşların ve kamunun uzun vadede zarar görmesi pahasına, özel yatırımcılara ve sermayedarlara düşük riskli yüksek getiriler sağlamaktan ibaret. KÖO’ların finansal destekleyicileri, finans piyasalarındaki kuralsızlaştırılmış ve sıklıkla hileye dayalı aktiviteler sayesinde, düşük faiz oranları ile finansman borçlanıyorlar. Bu da özel sektör ile kamu sektörü arasındaki borçlanma oranı farkını daraltıp, KÖO’ların, öbür türlüsü olsa mümkün olmayacak bir şekilde cazibeli hale gelmelerine yol açıyor. KÖO’lar, vergi ödeyen vatandaşlar için halâ kötü sözleşmelerdirler, ancak özel sektörün düşük borçlanma maliyetleri dolayısıyla, kusurlu hesaplamaların bu durumun üstünü örtmesine çok fazla gerek kalmıyor.

 

Özel sektörün risk yönetimi konusunda kamu sektöründen daha başarılı olduğu iddiasının hiçbir somut temeli yok. Kanada’daki neredeyse tüm KÖO’lar, büyük miktarda riski özel sektöre transfer ettikleri gerekçesiyle temize çekilmeye çalışıldı. Ancak gittikçe büyüyen bir liste, KÖO’ların kamu için hem daha riskli hem de daha maliyetli olduğunu gösteriyor :

 

  • B.C. Bridges : B.C. Ortaklıkları’nın gözbebeği olan Golden Ears Bridge projesinin ardındaki finansman, şirketin finansal destekleyicilerinin temerrüde düşmeleriyle birlikte, çöküşün eşiğine geldi.

Almanya hükümeti, projeye dahil olan İrlandalı Depfa Bankası’nın Almanya-merkezli ortağı için 77 milyar dolarlık kurtarma paketi ile yardıma koştu. Projenin diğer finansal ortağı olan Dexia, vergi ödeyen vatandaşlardan toplam 9.6 milyar dolar aldı.

 

  • Alberta Okulları. Alberta’nın kamu-özel ortaklığı projesinin ardındaki önemli bir aktör, çöküşün eşiğine geldi. Geçen yıl, Babcock ve Brown Ltd. hisse değerlerinin %97’sini kaybederken, şirketin KÖO kolu olan Babcock ve Brown Ortaklıkları Ltd, çalışanlarının %25’ini işten çıkardı.

 

Aşırı maliyetlere dair bazı örnekler :

 

  • Ontario (Kanada’nın bir eyaleti) hastaneleri: Ontario’nun ombuspersonu, kısa bir süre önce, Ontario’daki kamu-özel ortaklıklarının gözbebeği olan Brampton Civic hastanesinin, kamuya, hastane eğer kamu tarafından finanse edilse ve doğrudan Ontario yönetimi tarafından inşa edilseydi oluşacak maliyetten 200 milyon dolar daha fazla maliyet getirdiğini ortaya koydu.

 

  • East Coast Toll Roads [Toll Road : geçiş ücreti alınan karayollarına verilen isim, ücretli yol] : Özel finansörlerin 66 milyon dolar koyduğu anlaşmada, Cobequid Pass otobanında tahmini 300 milyon dolardan fazla geçiş ücreti toplandı. Nova Scotia (Kanada’nın bir eyaleti) yönetimi, 30 yıllığına %10 oranında efektik faiz ödemektedir ki bu, borçlanma esnasındaki oranın iki katıdır.Yakındaki diğer yolları kullanmanın cezasının yüksek olması, kamyoncuları ücretli yolu kullanmaya zorluyor.
  • Üniversiteler: Québec à Montréal Üniversitesi’ndeki kamu-özel ortaklığı projesi başarısız oldu ve kamunun maliyetlerini ikiye katlayıp 200 milyon dolardan 400 milyon dolara çıkardı

 

  • West Coast Otobanları: British Columbia eyaletinin Sea-to-Sky otobanı, vergi ödeyen vatandaşlara, eğer kamusal bir şekilde finanse edilse ve işletilseydi mal olacağından 220 milyon dolar daha fazlaya mal oldu.

 

Riskler asla tamamen KÖO’lar aracılığı ile ötelenemezler, çünkü hükümetler en nihayetinde her zaman kamu hizmetleri ve altyapısının sunumundan sorumlu tutulurlar. Bu sorumluluk, pahalı ve uzun KÖO antlaşmaları ile değiştirilemez. Eğer sorunlar oluşursa, günün sonunda faturayı ödeyecek olan yine kamudur. Eğer KÖO işletmecileri problemlerle karşılaşırsa veya umulan getiriyi sağlayamazsa, bu işletmeciler öylece çekip gidebilirler ve kamuyu, hesabı ödemekle başbaşa bırakabilirler.

 

  • Rekreasyon: Ottawa şehri yönetimi, 2007 yılında, gözbebeği olan 3 KÖO rekreasyon alanı projesinden ikisini mali yardım paketi ile kurtarmak zorunda bırakıldı. Projelerin ikisinde de ortak olan özel şirketler hala çok kâr ediyorlar, ancak daha çoğunu istiyorlar.

 

  • Su ve Atıksu: Hamilton şehrinin su ve atıksu hizmetleri, arıtılmamış kirli su sızıntısının kamu harcamaları ile ödenmesi örneğini de içermek üzere, Enron dahil bir dizi şirket sahibinin KÖO’da finansal karmaşıklık yaratmaları sonucu tekrardan kamusal su kurumunun idaresine alınmak durumunda kaldı .

 

Kanada’daki KÖO programları, çoğunlukla, Britanya’nın “Özel Finans İnisiyatifi” (PFI) [kamu-özel ortaklığı amacıyla, kamu altyapısının özel sermaye tarafından finanse edilmesi] adı verilen fiyaskolarla dolu modeliyle gerçekleştirilmiştir

 

30 yıllık bir KÖO sözleşmesi sonucu 30 milyar sterlin kazanan ve bunun karşılığında Londra Metrosu ağını geliştirme, iyileştirme ve bakım sorumluluğu üstlenen Metronet ismindeki bir özel şirket başarısız oldu ve geçen yıl bu iş Londra ulaşım otoritesi tarafından devralınmak durumunda kaldı. Metronet fiyaskosu daha şimdiden Britanyalı vergi mükelleflerine ekstradan 2 milyar sterline mal oldu ve aynı zamanda Londra halkını, çeşitli biçimlerde bakıma gereksinimi olan 500 metro istasyonu ile baş başa bıraktı. Bunun sebebi de, Londralıların, merkezi hükümet tarafından, hükümetin PFI inisiyatifi çerçevesinde bir KÖO anlaşmasına zorlanmalarıydı. Ve bu sadece başlangıç : bunun Londra şehrine maliyetinin 1 milyar sterlin kadar daha artacağı beklenmekte. Normalde muhafazakar bir dergi olan Economist bile şimdi bu KÖO anlaşmalarının “karmaşık ve yüksek maliyetli hatalar” gibi göründüğünü kabul ediyor.

 

Britanya, Avustralya ve Yeni Zelanda’daki diğer projeler ya krizdedirler, ya da daha fazla denetimi gerektirmektedirler.

 

Hükümetler, ekonomiyi harekete geçirmenin önemli bir aracı olan altyapı yatırılarımlarını hızlandırmak yönünde artan baskı altındalar.

 

KÖO’ları karmaşık ve riskli yapan faktörler, aynı zamanda, KÖO projelerinin ciddi gecikmeleri ve yüksek yasal ve finansal maliyetleri içeribileceği anlamına geliyor. Bu da, KÖO’ların, ekonomi için şimdi gerekli olan hızlandırılmış altyapı yatırımları için uygun olmadıkları anlamına geliyor.

 

Britanya Hazinesi’nin tavsiye ettiği gibi : “PFI sözleşmeleri bir muhatabın ticari ve finansal açıdan karşılaşabileceği en karmaşık sözleşemelerdir. Bu sözleşmeler, her birinin kendi yasal ve finansal danışmanları olan çok çeşitli ticari komisyoncularla ve finans kuruluşlarıyla pazarlığı içerirler. Dolayısıyla, tedarik zamanlaması, tarifeleri ve sözleşme maliyetleri, diğer türden tedarik seçeneklerine kıyasla ciddi derecede aşırı olabilir.

 

Vancouver’da, örneğin, kamusal olarak işletilen ve finanse edilen Millennium Line isimli hızlı transit projesi, süreç başladıktan 3 sene sonra hayata geçti. KÖO-finansmanlı Canada Line transit projesinin ise, British Columbia Transiti’nin sürecinin başlamasının üzerinden 8 yıl geçmesine rağmen, 2009’a kadar, hizmet vermeye başlaması beklenmiyor. Benzer şekilde, Evergreen Line transit hattı da 2014 yılına kadar ertelendi, yani proje onay aldıktan en az 10 yıl sonrasına kadar.

 

British Columbia (Kanada’nın eyaletlerinden biri) yönetiminin yakın tarihli bir duyurusuna göre, yönetimin, sermaye yatırımlarını hızlandırmak için bir projenin kamu-özel ortaklığı kabul edilmesi için gereken eşiği 50 milyon dolara yükseltmesi, KÖO’nın yatırıma dair sorumluluklarının gecikiyor oluşunun kabulüydü, özellikle küçük çaplı projelerde.

Yazan: Toby Sanger, Corina Crawley

Çeviren : Celal Özkızan

Yazının tamamı için :
https://www.policyalternatives.ca/publications/monitor/problem-public-private-partnerships