KIBRIS’IN LANETİ – Mustafa Keleşzade

lanetTarih içinde Kıbrıs adasının kaderi hep birilerinin sömürgesi olmak oldu. Bu sömürge dönemleri bu küçük adayı büyük savaşların bir arenası yaptı. Adanın yerlilerini ise, kendilerine ait  olmayan bu savaşların bir parçası. Bir de görkemli tarihi yapılar bıraktı geriye bu dönemler. Adanın surları ve kaleleri bir savaştan bir savaşa yıkılıp yeniden yapıldı. Adanın yerlileri ise tarihlerine kazınan bu izleri kanları ve bedenleri ile bugüne getirdi.

Bu savaşların bıraktığı kan izleri zaman içinde kayboldular ve okullarda okutulmayan Kıbrıs Tarihi derslerindeki  okunmayan istatistikler haline geldiler. Fakat yakın tarihimiz hala sömürgeciliğin yarattığı yıkımlarla dolu. Üstelik kapitalizmin gelişimi ile artık bu izler sadece tarih kitaplarında okunacak istatistikler de değil, günlük yaşamlarımızı birebir etkileyen lanetler haline geldi.

Bunlardan en bilineni CMC’nin laneti. İngiliz döneminde CMC madenlerinde siyanür kullanılarak yürütülen maden çıkarma çalışmaları, yarım asır geçmesine rağmen hala bölge insanını etkiler durumda. Siyanür bugün Lefke’deki bitkilere, suya, hayvanların ve insanların genetiğine işleyen bir lanet halini aldı. Modern Britanyalı, modern şirketin kar hırsı ada insanına en yükek kanser oranını hediye etmiş durumda .

CMC’deki çalışmaları yürüten şirketin soy ağacını incelediğimizde ilk etapta farklı isimlerle farklı bölgelerde faaliyetlerine devam ettiğinin görürüz, fakat belli bir takibin ardından izini kaybederiz. Eğer bugünkü adını bulabilseydik,  hala dünyanın farklı bölgelerinde “saygın” bir şirket olarak zenginleşmeye devam ettiğini görebilir, bunu adamızın ve insanımızın üzerine basarak gerçekleştirdiğini anlayabilirdik.

Aradan yıllar geçti. Kıbrıs artık resmi bir İngiliz kolonisi değil. Biraz İngiliz, biraz Amerikan, biraz AB kolonisi. Yani adamız da küreselleşmeye ayak uydurdu. Adanın kuzeyi ise TC sermayesinin denetiminde. Fakat isimler değişse de bu adanın sömürge olarak laneti değişmemekte.

2011 yılında yine Lefke bölgesinde CMC madenlerinin olduğu bölgenin, ne olduğu belli olmayan bir şirkete uluslar arası atık depolama alanı olarak verilmesinin gündeme gelmesi bunun bir örneği. Lefke bölgesinde CMC’nin yarattığı yıkım birilerine yetmemiş olacak ki, uluslar arası hukukta “yasak” olduğundan, bu işi yapan şirkete büyük karlar getiren atık ticaretinin bir merkezi haline getirilmeye çalışıldı adamız. Bu konunun biraz üzerine gidilince ise duruldu çalışmalar, bellli de olmaz belki yakın bir tarihte yeniden başlar…

Daha düne kadar ise petrol dolum tesisleri gündemindeydi bazı şirketlerin. Artık sömürülecek bir madeni kalmayan adamıza, başka izler katma peşindeydi birileri. Dört tarafı mavi denizle çevrili ufacık bir adayı, kapkara bir yağla kaplamak ne de güzel bir fikir! Onlara da hak vermek gerek, kar söz konusu iken millerce uzakta bir adanın etrafı kapkara olmuş, masmavi olmuş ne fark eder? Fakat bu sefer bu küçük adanın, küçük insanları birleşti ve direndi. Son karar olarak olmasa dahi şimdilik bu kara lekeyi engelledi.

 

Bir şeyi ise durduramadı bu adanın insanı. Örgütlülüğü ve gücü yetişemedi onu durdurmaya. İngiliz menşeli CMC şirketinin yerini, TC menşeli AKSA aldı. İngiliz sömürge yönetiminin yerini, TC Yardım Heyeti ve işbirlikçileri CTP, UBP. Siyanürün yerini ise petrol aldı. Kar hırsı ve felaket kelimeleri ise değişmedi; CMC de AKSA da kar için çıktı yola. CMC de AKSA da felaketi getirdi adaya ve insanına. Bu küçücük adanın küçücük insanlarının başındaki sömürgecilik laneti bu şekilde sürdü…

 

Dün CMC’nin yaptıkları yanına kar kalmıştı. Bir şekilde izini kaybettirmişti CMC. Zaten peşinden kovalayacak bir irade de hiç olmamıştı bu adada. Bugün ise AKSA, “AK” sermayesi ile hala pişkince yerinde durmakta. Adamıza yaşatılan ve uzun yıllar etkisi sürecek bu felaketin hesabını sormak ise bizlerin elinde. Bugün saat 10’da AKSA önünde bir protesto gerçekleştirilecek. Adamızda yaratılan kara felaketin hesabını sormak için bir adım atacağız. Adamızda yıllardır süren sömürgeciliğin lanetinin karşısına dikileceğiz. Mücadele içinde bir adım daha atacağız. Başımızdaki lanet bizleri, adamızı ve denizlerimizi yok etmeden, biz irademizi elimize alıp o laneti yok etmek için yürüyeceğiz.

Mustafa Keleşzade

Baraka Kültür Merkezi Aktivisti