KİRLENMEYE VE ÇİRKEFLEŞMEYE KARŞI İSYANI SEÇMEK – Mustafa Keleşzade

kuru_camur_608907

 

 

 

 

 

 

 

Yine seçimlere doğru yol almaktayız. Propaganda döneminin başlamasına az bir süre kaldı. Matbaalar harıl harıl çalışıyor. Matbaa çalışanlarını örgütleyecek bir sendikamız olsaydı, şu an eminim ki isyanlarından haberdar olurduk. Daha Nisan ayındaki seçimlerin ardından bir izin dahi alamamıştır çoğu çalışan. Şimdi ise sadece Lefkoşa için değil, tüm Kıbrıs için çoğu çevreyi kirletmek dışında bir işe yaramayacak, milyonlarca dolarlık kampanya materyalleri hazırlamaktalar.

Hele bir kampanyalar başlasın, yine arabalar kiralanacak, üstünden bayraklar sarkıtılacak bu seçimde de. Memleketimin gençleri kirletilecek, arabalara sokulup bir bayrak direği, bir reklam tabelası olarak gezdirtecekler yine. Müzik emekçileri tarafından para için gelişine yapılmış seçim şarkıları sokaklarda ses kirliği yaratmaya da başlayacaklar tabi.

Hele bir kampanyalar başlasın, başka kirlilikler de başlayacak. A Partisi gidip, B partisinin merkezine taş atacak. Sonra B, A partisinin afişini yırtacak. Sonra gündeme gelemezse eğer, C kendi pankartını parçalayacak. Sonra D çıkıp kampanyasına C’nin saldırdığını açıklayacak. Sonra daha fazla gündeme gelmek için A kendinin, B, kendinin kampanyasına saldıracak. En sonunda ise medya A gençliğinin, B gençliği ile kavgasını yazacak, belki de yazılmayacak ama olacak. Birkaç gencin dişi kırılacak, bir kaçına belki daha kötüsü… Onların kavgası devam ederken ise kol kola birkaç kişi geçecek yanlarından, meyhaneden çıktıklarını herkes fark edecek, ama kimseler bunların bu partilerin başkanları olduğunu fark etmeyecek. İşte esas kirlilik de bu olacak.

Şunu da söylemek lazım, şimdiden başladı kirlilikler. Aslanbaba’nın olayı herkesin malumu. Kimi “şaşkın” haberler yaptı gazetesinde konu ile ilgili, kimi ise “niye şaşırıyorsun”unun haberlerini. Bense okumaktan bile çekindim bu haberleri, konu ile ilgili her bir yeni haberi gördüğümde, her bir tartışmaya şahit olduğumda üzüntüydü hissettiğim. Fakat yanlış anlamayın, UBP’den, Eroğlu’ndan, ya da DP’den yana değildi üzüntüm. Üzüntüm bunların hala memleketin gündemi olacak kadar ilgi görmesine, hala bunlara zorunlu bırakılmamızaydı aslında. Kirlenen DP ya da UBP değildi ki bu süreçte, onlar uzun süredir bu kirliliği yayanlar konumundalar.

Fakat bu sürecin esas kirlenme kaynağı DP, UBP değil tabi. Onlar kendilerinden bekleneni yaptılar bu çirkefi yayarak. İyi de yaptılar işlerini, haklarını yemeyelim. Ama, halkımız uzun bir süredir DP’nin ve UBP’nin işbirlikçiliğini hazmetmiş durumda. Hatta sanırım kimse onlara daha farklı bir yer dahi düşünemez. CTP’nin işbirlikçiliği daha yeni de olsa kısa sürede çok yol kat ettiler, hızlıca kabul ettirdiler kendilerini işbirlikçi olarak halka. Fakat TDP o konuda saftı, temizdi. Arada bir UBP ile hükümet çabaları olmuştu, ama onu da herkes toyluğuna, çocukluğuna vermişti TDP’nin. Fakat, TDP kendini aşan bir performans sergiledi bu süreçte. Kolay mı iki AKP’li aday çıkarırken, mücadeleden, demokrasiden bahsetmek. Tabanında mücadeleye inanan, değişime inanan çoğu insana öyle bir darbe vurdu ki, yılın çirkefliği ödülünü aldı bugün TDP.

İşte tüm bu kirlenmenin içinde bir seçime daha giriyoruz. Rejim partilerinin tümü harıl harıl çalışıyor, etraflarına çirkeflerini yaymaya devam ediyorlar. Bu çirkefle insanların kalplerini dağlamaya, onurlarını kırmaya, inançlarını yok etmeye çalışıyor. Onları kendi kirliliklerinin bir parçası haline getirmeye çalışıyorlar. Ancak böyle isyansız bir şekilde kendi düzenlerinin sürdürüp, toplumu yok oluşa sürükleyebileceklerini çok iyi biliyorlar.

Başka alternatifin olmadığını, her şeyin kirli olduğunu yaymak onların düzeninin sürmesinin yegane yolu. Toplumumuzda rejim partilerinin seçim dönemi insanlardan tek bir beklentileri vardır aslında, sistemin devamını tercih etmeleri! Yani ya sandığa gidip onları tercih etmeleri, ya da rejime oy vermeyeceklerse denize gitmeleri. Yani bir şekilde halkın onlara dayatılan bıkkınlığı tercih etmeleridir talepleri.

Bizler bıkkınlığa karşı bir isyan olsun diye giriyoruz seçime. Belki henüz daha tam hazır değiliz, fakat alternatif olmasın diye uğraşanlara, her şeyi seçim olarak görenlere inat, Ankara’ya, özelleştirme politikalarına, toplumu kirletenlere ve işbirlikçilere karşı bir ittifakla bu seçime giriyoruz. İnsanları sadece oy vermeye değil, sokağa çıkmaya, örgütlenmeye ve geleceğine sahip çıkmaya çağırmak için bu seçime giriyoruz. İnsanları her gün olduğu gibi seçim günü de sokağa çıkmaya ve onuruna ve geleceğine sahip çıkmaya çağırıyoruz.

 

Mustafa Keleşzade

Baraka Kültür Merkezi Aktivisti