KOŞULLAR MI İRADE Mİ? – Besim Baysal

photoSol içi tartışmaların belki de en önemlisi koşullar ve irade tartışmalarıdır. Mücadelede, koşullar mı süreçleri belirler? Yoksa irade mi daha etkin bir rol oynar?

Koşulların sürekli olarak öne sürülerek hem örgütlenememenin hem de kurumsallaşamamanın açıklanması bizim kuşağın en çok maruz kaldığı söylemlerdi. İradenin önüne geçen onu yok farzeden bir meşrulaştırma ile başarısızlık kendini yeniden ve yeniden üretmiş, üstelik diyalektik hiç göz önünde bulundurulmamıştır. Dahası koşulların ya da örgütsel ilişkilerin uygun olup olmadığına bakılmadan iradi kararlarla girilen süreçler hep başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Tabii Koşullar, koşullar diyerek geri geri giden bir süreç yaşamak zorunda kaldık. Geçmişte kalan bu durumun bugün karşımıza çıkan farklı yansımaları var. “Koşullar mı, irade mi?” tartışması halkımızın ilerici ve sol unsurları içinde tartışılmadan “bu memlekette hiçbir şey olmaz” şeklinde bir yansımada kendini buldu. Sol iddiasında olan partinin hükümet deneyimi yaşarken toplumda yarattığı umutsuzluk da bu sürecin üstüne tuz biber ekti. Umutsuzluktan umut yaratmak adına kültürel alandan siyasal alana kadar devrimci bir yığınak yapmaya çalışmaktayız. Ama toplumda bir hastalık gibi herkese bulaşan umutsuzluk ve iradesizliğin putlaştırılması sessiz ve derinden yayılmaya devam ediyor.

Kıbrıslı Türk halkı üretimden koparıldı, memurlaştırıldı. Kıbrıslı Türk halkı iradesizleştirildi, kimliksizleştirildi. Kıbrıslı Türk halkı asimile ediliyor; dil, din ve kültürel yapısına saldırılıyor.

Tüm eylemlere rağmen TC’den dayatma yasaların hemen hemen hepsi geçti. TC asker ve sivil bürokrasisi; TC Elçiliği, TC Yardım Heyeti ile meclisin ve bakanlar kurulunun yasal tüm yetkilerini fiili olarak elinde tutuyor. TC Elçiliği’nin vesayeti altında göçmenlere vatandaşlık dağıtılıyor. Seçimler tam anlamı ile işbirlikçileri belirleme seçimlerine dönüşmüş durumda.

Bütün bunları ve daha da fazlasını doğru kabul ediyoruz. Ancak tüm bunların doğru olması bizi burnumuzu silip evimizde oturmaya itmiyor, İtmemeli… Daha fazla mücadele etmek ve kitlelere umudu yeniden hatırlatmak için koşulların tanımını, mücadelenin kaburgasını yeniden oluşturmaya çalışmalıyız. Bugün yaşadığımız süreç ne kadar karanlık görünse de kendimizi bu toplumda özne kabul ediyoruz. Egemenleri rahatsız etmenin, taşları yeniden döşemenin yollarını her gün yeniden yaratmalıyız.

“Tükendik yokolduk” diyenler halkın dinamik çıkışlarını görmezden gelmesinler diye, unutmasınlar diye hatırlatmak istiyoruz: Elçilik önünde yapılan eylemleri, “Ankara ne paranı ne memurunu…” diyen çıkışları, “Ankara Elini Yakamızdan Çek” pankartları, “Ayşe Evine Dön” sloganlarını, meydanlarda toplanan onbinlerce insanımızı hatırlatmak istiyoruz. Çağlayan Parkı eylemlerini, Kuran Kursu baskınlarını hatırlatmak istiyoruz.  Daha da geriye giderek Fazıl Önder’i, Ahmet Yahya’yı, Derviş Ali Kavazoğlu’nu, Ayhan Hikmet ve Muzaffer Gürkan’ı, Kutlu Adalı’yı hatırlatmak istiyoruz.

Şunu da hatırlatmak istiyoruz, her kitlesel kalkışmanın öncesi derin bir sessizlik olur. Bu sessizlik için yaklaşan fırtınanın habercisidir der bazıları… “Karanlığın en koyu olduğu zamanlar aydınlığa en çok yaklaşılan anlardır” derler.

Biz de Türkiye’de kimsenin beklemediği bir anda ortaya çıkan isyanı  günlerdir takip etmeye çalışıyoruz. Devrimcilerin hazırlıklı olması gerektiğini dalganın ne zaman geleceğini hiç kimsenin bilemeyeceğini gösteriyor eylemler. İlham veriyor bize Türkiye halklarının büyük direnişi. Milyonlarca insanın Türkiye’nin her yanındaki kalkışı, umudumuza umut katıyor. Devrimin başangıcı, özgürlüğe doğru atılan ilk adımlar, bir yola çıkışın resmi.

Kıbrıs’ın kuzeyinde de bundan ilham alarak halkın örgütlü gücünü yaratmak için önümüze çıkan hiçbir engelden, hiçbir zorluktan çekinmiyoruz.  Attığımız adımların devamını atıyoruz. İlerici, solda yer alan, devrimci tüm yapılarla işbirliği yaparak egemenlere karşı halkın en geniş birliğini yaratmanın yollarını arıyoruz. Bunun için seçimleri de en az sokaktaki bir eylem kadar -ondan daha fazla değil- önemsiyoruz. Seçim sürecini de eylem olarak kurguluyoruz. 365 gün siyasetle ilgili görüşümüzü ve mücadelemizi her türlü aracı yadsımadan kullanarak ortaya koyarken seçimler gelip çattığında meydanı seçim partilerine ve işbirlikçilere bırakmayı doğru bulmadık. En geniş halk ittifakını sağlamanın her türlü yolunu defalarca deneyerek çıktık yola. Üzerimize düşen sorumluluktan geri durmadan attığımız adımları büyüterek umutlara umut katmak, gece daha huzurlu başımızı yastığa koymak, için yola çıktık. Koşullara irademizi, irademize koşulları resmettik, irade ile koşulları zorlamanın araçlarını hayal ettik. Unutmayın, umut asla ölmez.

Besim Baysal

Baraka Kültür Merkezi Aktivisti