SEÇİMDEN SONRASI VE SOLDA BİRLİK – Hasan Yıkıcı

I.

Her şey unutulacak. Seçim şarkıları, afişler, sloganlar…

Köşe başlarındaki bayraklar inecek, eskimiş süslemeler yollara düşecek, üzerinden lastikler ve ayaklar geçecek…

Yollardan geçen ve rahatsız edici bir uğultudan ibaret olan şarkı çalan araçlar, kiralandıkları şirketin garajındaki yerlerine dönecek…

Kavşaklarda bildiri dağıtıp bayrak sallayan yüzlere rastlamayacak şoförler…

Ne varsa seçim boyunca yaşanan ve tanık olunan, bir bulut gibi üzerimizden geçip gitmiş olacak 7 Nisan’ı 8 Nisan’a bağlayan gecede…

Ardından partiler bir bir açıklama yapacak…

Kazanan seçmenine teşekkür edecek; gofa da gelip iki dakika sonra unutacağı sözler verecek…

Kaybedenler seçmenine teşekkür edecek; aldırış etmeden ve içlerinden küfür ederek, yeni başkanı tebrik edecek, başarılar dileyecek…

Böylece klasik bir seçim rutini de sona ermiş olacak,

tabii siyasetini seçime dayandıran ve seçim için siyaset yapanlar için!

 

II.

Bu gümbürtü hali 8 Nisan’da geride kalacak. Peki ya radikal sol 8 Nisan’dan sonra ne yapacak?

Seçim sürecinden ve öncesinden çıkarmamız gereken dersler var.

Bunlardan ilki ve en önemlisi, LTB emekçilerinin ve Lefkoşa halkının yaşadığı son 2 yıllık süreçte yeni bir alternatife ve seçeneğe duyduğu ihtiyacın güçlenmesi ve gün yüzüne çıkması oldu. Fakat bunun karşısında ise sol güçlerin, halkın beklenti ve arzularına rağmen bir araya gelememesi ve yeni bir alternatifi, en azından böyle bir niyeti ortaya koyamaması, meydanı eskimiş siyaset anlayışına ve eskimiş siyasal aygıtlara bırakmak oldu.

Dolayısıyla 7 Nisan’dan sonra, 7 Nisan’dan önce solun beceremediği birliktelik için çabalaması ve niyet beyan etmesi hala önemini ve aciliyetini koruyacaktır.

 

III.

Solun birlikteliği ve beraber hareket emesi farklı biçimlerde olabilir. Bu bir seçim birlikteliği, bir cephe veya bir çeşit dayanışma ağı olarak hayata geçebilir. Fakat açık konuşmak gerekirse bugün tüm bu birliktelik biçimlerinden uzak, kendi içinde kendi saflarına çekilmiş ve kendi saflarını genişletmeye çalışan bir sol harita var önümüzde.

Devrimci gelenek birliktelikten seçim birlikteliğini anlamadığı gibi seçim birlikteliklerini de gündelik hayatın birlikteliklerinden beslenen bir enerji, hareket olarak algılar.

Önümüzdeki yıl da bir yerel seçim gerçekleşecek. Solun, en azından radikal solun yine atomize olmuş, kendi saflarından, mevzilendiği alanlardan hareket etmesi, Lefkoşalı’ya ve Kıbrıslı Türk halkına yapılabilecek büyük bir kötülük olacaktır.

 

 

IV.

Solun, gerçekçi olmak gerekirse de radikal solun bir seçim birlikteliği için değil; ama özveri göstererek, üçüncü bir seçeneğin oluşturulması bağlamında gündelik hayattaki mücadelelerde, neoliberalizm karşıtı mücadelelerde, anti-faşist mücadelelerde, feminist ve toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelelerinde ve tabii ki barış ve bağımsızlık mücadelesinde bir araya gelebilmesi, ilişkilerin birlikte ortak kararlar üretebilecek olgunluk seviyesine yükselebilmesi hayati önemdedir.

Radikal solun bir araya gelebilmesi ve en azından 2008-2010 süreçlerindeki dinamizmi yakalayabilmesi, CTP’nin alternatif olamadığı ve üretemediği, UBP’nin ise battıkça battığı bir ortamda yeni bir çıkış yolunun, yeni bir siyasetin de kurucu unsuru olacaktır.

 

V.

Solda birlik olunamazsa ne olur?

Geçenlerde Ülkücülerin eylemine muhabir olarak gittim. Yanıma hiç beklemediğim bir şekilde biri yaklaştı. Sesi tekbir sesleri arasından zar zor geliyordu.

Kulağıma eğildi ve ‘İşte siz birleşemezseniz meydan bunlara kalır’ dedi. Göz göze geldik.

Sözü ateşe düştü. Solda birlik küllerinden yeniden doğar mı?

 

Bu yazı 4 Nisan 2013 tarihinde Afrika gazetesinde yayınlanmıştır