SOLUN OYLARINI BÖLMEK – Celal Özkızan

Seçim dönemi yaklaştı… Kendini solda tanımlayan iki büyük parti, seçime soldan giren küçük partileri ve belediye meclisine aday gösterenleri “solun oylarını bölmekle” suçlayacaklar her zamanki gibi Hatta oy oranı açısından birinci sırada olan sol parti, ikinci büyük sol partiyi bile solda oyları bölmekle suçlayacak

***

Öncelikle belirtmemiz lazım; Baraka Kültür Merkezi olarak, bu seçimde ne olursa olsun DP’ye ve UBP’ye oy verilmemesi gerektiğini düşünüyoruz Bunun nedeni açık; LTB’yi borçlandıran, mafyalaştıran, batıran ve başta LTB çalışanları ve Lefkoşa halkı olmak üzere Lefkoşa ile ilgili her şeye kabus dolu günler yaşatan Cemal Bulutoğulları, önce DP’den, sonra da UBP’den aday olarak belediye başkanı seçilmişti Cemal Bulutoğlulları’na ve AKP’nin işbirlikçisi UBP’ye karşı belediye emekçilerinin başlattığı ve gittikçe toplumsallaşan ve Bulutoğlulları’nın istifası ile kısmi de olsa bir kazanım elde eden bu mücadele, Bulutoğulları’nı belediye başkanı yapan iki partiden biri yeniden belediye başkanlığı seçimini kazanırsa, bu kısmi kazanımı biraz da olsa kaybetmiş olacak Biraz da olsa kaybetmiş olacak dedik çünkü belediye emekçilerinin güçlü duruşu ve kararlı mücadelesi ile toplumsal muhalefetin bu duruşa ve mücadeleye sahip çıkmasının yarattığı atmosfer, bundan sonra gelecek olan başkan UBP’li veya DP’li olsa bile, bu başkanın, Bulutoğulları yönetimindeki gibi mafya ve patronlar yararına keyfi adımlar atmasını zorlaştıracak. Yine de, her şeye rağmen, DP’li veya UBP’li bir belediye başkanının seçilmesi, bugüne kadar verilen mücadelenin moralini olumsuz yönde etkileyeceğinden, mutlaka sol başkan adaylarından birine oy verilmeli.

***

Peki sol başkan adaylarından birine oy verilmeli dediğimizde, mevcut dört başkan adayına da eşit mesafede mi yaklaşıyoruz demektir ? Elbette öyle değil; çünkü soldaki dört farklı başkan adayı da kendi içinde farklılaşmakta. Kimisinin rejim ve sistem ile hiçbir derdi yokken, kimisi rejime ve sisteme karşı da tavır alıp Kıbrıslı Türk halkının bugün AKP’nin temsil etmekte olduğu Türkiye baskısından kurtulması için mücadele etmekte. Peki o zaman neden belli bir sol adayı işaret etmek yerine, “sol adaylardan birine” deme ihtiyacı hissetti Baraka ? Baraka, ilkelerini ve söylediklerini tutarlı bir şekilde savunmak için çabalar. Belediyede istifalar yaşandığında ve erken seçim önümüze çıktığında, söylediğimiz ilk şey, solun ortak aday için sonuna kadar çabalamasıydı. Günün sonunda bu başarılamadı. Bunun başarılamamasının en büyük payı da, kendi başkan adayları ile seçime katılmayı tercih eden sol partilerdir. İşte Baraka, “solun ortak adayı” olan temel çağrısına (ve çabasına) yanıt alamadığı için, bu temel çağrısına sırt çeviren partilerden birini destekleseydi, o zaman kendi çağrısı ile çelişmiş olurdu. Bu yüzden Baraka, hem DP ve UBP’nin seçilmemesi için solu daha fazla bölmemek adına bir başkan adayı çıkarmadı, hem de solun bu hayalkırıklığı yaratan tavrına cevap olarak kendi belediye meclis üyesi adayını, yani Merter Refikoğlu’nu gösterdi.

***

Yazının başlığına dönecek olursak… Solun iki büyük partisinden hemen “solun oylarını bölüyorsunuz” yakınmaları geldi Ne şaşırtıcıdır ki, solun oylarının bölünmesinden korkan partilerden biri sürecin en başından itibaren “biz kendi adayımızı çıkaracağız” demiş, sonra da, dostlar alışverişte görsün misali, soldan sadece bir parti ile ortaklık için görüşmüş ve diğer tüm sol yapıları görmezden gelmiştir; ki günün sonunda, görüştüğü tek parti ile de anlaşamamıştır. İkinci büyük sol parti ise,içinde bizim de bulunduğumuz solun tamamı ile görüşmelere başlamış, ciddi anlamda sözler vermiş, toplantılar yapmıştır; ama daha sonra anlaşılmıştır ki, bu parti, kendinden kitlece büyük olan diğer sol parti karşısında bizleri bir koz olarak kullanabilmek için bizlerle görüşmüştür. Bu kozundan sonuç alamayınca, kendi başkan adayını çıkarmıştır. Diğer iki parti de, ortaklık yapmaya gönüllü başka sol yapılar olmasına rağmen, kendi adaylarını çıkarmışlardır. Durum gayet açıktır. Solun kitle ve oy açısından iki büyük partisinin derdi, “solun oylarının bölünmemesi” değil, “kendi oylarının bölünmemesi”dir. Eğer niyetleri gerçekten solun oyları ve bütünlüğü olsaydı, solun ortak adayı için ciddi anlamda çalışırlardı. Halbuki, bir tanesi sürecin en başından kendi adayını çıkaracağını ilan etmiş, diğeri de ortak aday görüşmelerini taktik icabı yürütüp işi bittiğinde bundan vazgeçmiştir. Solun ortak adayı için en ufak bir çaba sarf etmemiş olan bu iki partinin “solun oylarının bölünüyor olmasından” şikayet etmeye zerre kadar hakları yoktur. “Birlik, mücadele ve dayanışma” sloganından anladıkları şey, kendi partilerinin birliğidir, dayanışmadan anladıkları şey, köprüyü geçene kadar dayanışmadır. Ancak Kıbrıslı Türk halkının, ortak aday konusunda yaşanan hayalkırıklığına gösterdiği tepki de bize şunu göstermektedir : O köprünün ayakları artık tutmuyor.

 

Bu yazı 15 Mart 2013 tarihinde Afrika gazetesinde yayınlanmıştır.