Vicdan – Turan Dereboylu

Düşünün ki evsiz, parasız pulsuz sokakta yaşayan birisiniz. 3 çocuğunuz var, çocuklarınıza sıcak bir yuva sağlama ve karınlarını doyurma çabası içindesiniz ve bunu tek başınıza yapmaya çalışıyorsunuz. Yardım için gittiğiniz her evden ya kovuluyor ya da hırpalanarak ayrılıyorsunuz ve açlıktan kıvranan çocuklarınızın yanına çaresizlik içinde geri dönüyor, açlıklarını unutturmak için onlara sarılıp avutmaya çalışıyorsunuz.

Devlet durumu sizin gibi olanlara yeterli yardım sağlayamadığından yine bir eve gidip yardım istemekte buluyorsunuz çareyi.

Gittiğiniz kişi size yemek veriyor fakat siz anne/baba olduğunuz için önce çocuklarınızı düşünüp yemeği hemen çocuklarınıza götürüyorsunuz. Çocuklarınız yemeği yiyor fakat gözlerinizin önünde çocuklarınız ölünce yemeğin aslında zehirli olduğunu anlıyorsunuz. Yardım istediğiniz kişi sizin sorunlarınızın çözümünün sizden kurtulmak olduğunu ve bir daha rahatsız edilmemek için de sizi öldürmenin en kolay yol olduğunu düşünmüş. Siz ölen çocuklarınızın yasını tutarken en öfkeli olduğunuz anda adalet isteğiyle size yemek veren kişiye gidip hesap sormak istiyorsunuz. Fakat bu sefer de sizi fena halde dövüp av tüfeğiyle de vurduktan sonra sizi bir elektrik direğine asıp kaçıyor.

Bu yazılanların zalimlik olduğunu mu düşünüyorsunuz? Bunu nasıl bir insan yapar mı diyorsunuz? O zaman benim de size bir sorum var: bütün bunları zalimlik, vahşet olarak nitelendirirken neden sokakta yaşayan dostlarımıza bu şekilde davranıyoruz? Neden daha duyarlı olup onlara yardım eli uzatmıyoruz? Bizden istedikleri tek bir şey var: SEVGİ. Lütfen daha duyarlı olup dostlarımıza yardım edelim. Onlar da anne/baba onların da çocukları, duygları var. Onlar eşya değil ki canınız sıkılınca çöpe atasınz veya hediye edip modası geçince ilgi göstermeyesiniz. Onlar da canlıdır, onların da yaşamaya bizler kadar hakkı vardır. Bir insan bir insanı öldürdüğünde cinayet oluyorsa bir insan bir hayvanı öldürdüğünde de cinayet oluyor.

Bu yazıyı okuyup biraz olsun duygu taşıyanlar ne anlatılmak istendiğini gayet net anlamışlardır. Ülke olarak vicdanımızı yitirmeye başladığımız ve duyarsız davranmanın hat safhada olduğu bu zamanlarda sokak hayvanlarına yönelik şiddet ve zehirleme olayları da arttı. Devletin, belediyelerin özellikle sokak hayvanlarının durumlarına yönelik ciddi önlemler almaya başlamasını sürekli olarak talep etmeliyiz. Fakat “bu zaten devletin işidir” deyip bizim boş oturmamamız gerektiği de açıktır.

Elimizden geldiği kadar evlerimizin, dükkanlarımızın önüne temiz su kabı ve mama koyalım. Sahiplenme imkanımız varsa dostlarımıza yuva olalım. Bu dünya sadece bize ait değil!

Bağımsızlık Yolu üyesi

Turan Dereboylu

 

37 Shares