“BAŞ MİMAR AKP VE TC SERMAYESİDİR”

imageBaraka ve DKB Kalecik’teki felaketile ilgili TC Yardım Heyeti önünde eylem yaptı…

“Baş mimar AKP ve TC sermayesidir!”

Baraka ve Devrimci Komünist Birlik (DKB): “Bu feleketten, ülkemizin her kurumunu TC sermayesine peş keş çeken, özelleştiren UBP de, hükümet ettiği dönemde Kalecik’teki işletmeyi kamulaştırmayıp, denetime tabi tutmayıp üstüne üstlük kapasite artırımına giden CTP de sorumludur. Her ikisinin de işbirlikçilik için yarıştığı AKP Hükümeti ile TC sermayesi ise ülkemizde yaşanan gerek ekonomik gerekse ekolojik yıkımın baş mimarıdır.”

 

 

 

Baraka Kültür Merkezi ve Devrimci Komünist Birlik TC Yardım Heyeti önünde gerçekleştirdikleri ortak basın açıklamasında önceki gün Kalecik’te meydana gelen doğa katliamını protesto etti.

Baraka aktivisti Pınar Piro tarafından okunan açıklamada Ankara hükümetlerinin dayattığı özelleştirmelere dikkat çekilirken bildiride şu ifadelere yer verildi: “Bu feleketten, ülkemizin her kurumunu TC sermayesine peş keş çeken, özelleştiren UBP de, hükümet ettiği dönemde Kalecik’teki işletmeyi kamulaştırmayıp, denetime tabi tutmayıp üstüne üstlük kapasite artırımına giden CTP de sorumludur.”

 

Piro, ortak açıklamada özelleştirme politikalarını ve petrol dolum tesisinde ısrar eden zihniyeti eleştirirken şunları da kaydetti: “ülkemizin güneşinden ve rüzgarından faydalanarak alternatif ve temiz enerji üretimine geçilmedikçe, devletin politikası halkın uzun vadeli çıkarına değil sermayeyi memnun etmeye dayandıkça böylesi çevre felaketleri son bulmayacaktır.

Ülkesini seven ve doğayı korumak isteyen tüm kesimleri, toplumsal sorunlardan ve varoluş mücadelemizden ayrı düşünülemeyecek çevre sorunlarına karşı örgütlü mücadeleye ve Akdeniz’e bu kirliliği reva görenlerden hesap sormaya çağırırız.”

 

Baraka ve DKB imzalı ortak açıklama şöyle:

 

Değerli basın mensupları, çevreye duyarlı halkımız,

Bildiğiniz gibi dün yine ülkemizde çok ciddi bir çevre felaketi yaşandı.

Kalecik’teki AKSA Elektrik Santrali’ne yakıt getiren bir gemiden 100 tona yakın petrol denize aktı. Felakete sebep olan şirket, hiç bir önlem almadığı gibi devlet yetkililerini haberdar etme gereği bile duymayarak, özel bir şirketin ne kadar duyarsız ve umursamaz olabileceğini bir kez daha gösterdi.

Ülkemiz kıyılarında ve Akdeniz’de etkisi yıllarca sürecek olan bu vahim olay, kaza süsü verilmiş bir cinayettir. Bu cinayetin failleri, hiç bir tedbir almayan özel şirket ile halkın çevre hakkını hiçe sayarak özelleştirme yapan ve bu özelleştirmelere karşı çıkmayan hükümetlerdir. Bu feleketten, ülkemizin her kurumunu TC sermayesine peş keş çeken, özelleştiren UBP de, hükümet ettiği dönemde Kalecik’teki işletmeyi kamulaştırmayıp, denetime tabi tutmayıp üstüne üstlük kapasite artırımına giden CTP de sorumludur. Her ikisinin de işbirlikçilik için yarıştığı AKP Hükümeti ile TC sermayesi ise ülkemizde yaşanan gerek ekonomik gerekse ekolojik yıkımın baş mimarıdır.

Bakanlıktan yapılan açıklamada devletin ve şirketin önlem ve kurtarma planı olmadığı belirtilirken devlet yetkililerinin şirkete ulaşamadıkları da söylenmektedir. Doğaya verilen zarar geri döndürülemese de ekonomik kayıpların giderilmesi veya tazmin edilmesi de mümkün olamayacaktır. Çünkü özelleştirme, hem sağdan hem de soldan bazı çıkar çevrelerinin iddia ettiği gibi halkın daha iyi hizmet almasına değil, kamusal hakların hiçe sayılmasına, hem insan hem de insane dışı doğanın zarar görmesine sebep olmaktadır.

İrademizi ve ülkemizi satmaya kararlı olan UBP Hükümeti, petrol dolum tesisi kurmaya kalkışmış ve halkın haklı öfkesine toslamasına rağmen geri adım atmamıştır. Bu felaket, petrol dolum tesisine karşı çıkan örgütlerle birlikte “petrol uğruna ülkene kıyma” diyen bizlerin ne kadar haklı olduğumuzu da göstermektedir.

Bunun yanı sıra Teknecik ve Kalecik santrallerinin yol açtığı hava kirliliği bölge halkının kanser dahil çeşitli hastalıklarla boğuşmasına da sebep olmaktadır. Dolayısıyla ülkemizin güneşinden ve rüzgarından faydalanarak alternatif ve temiz enerji üretimine geçilmedikçe, devletin politikası halkın uzun vadeli çıkarına değil sermayeyi memnun etmeye dayandıkça böylesi çevre felaketleri son bulmayacaktır.

Ülkesini seven ve doğayı korumak isteyen tüm kesimleri, toplumsal sorunlardan ve varoluş mücadelemizden ayrı düşünülemeyecek çevre sorunlarına karşı örgütlü mücadeleye ve Akdeniz’e bu kirliliği reva görenlerden hesap sormaya çağırırız.

 

Baraka Kültür Merkezi                                                    Devrimci Komünist Birlik