BAZI BAĞLAR VE BAZI TEPKİLER – Mustafa Keleşazde

veysel_eroglu_0...TC Orman ve Enerji Bakanı Vc geçenlerde Kıbrıs’a su getirme projesi ile ilgili bir açıklama yaptı.

Eroğlu, bu projenin “anavatan” ile “yavruvatanı” göbekten bir birine bağlayacağını beyan etti.

Bana kalırsa bu açıklama da, projenin kendisi gibi bize yönelik değil.

Malumunuz, Türkiye’de 2014’te yerel seçimler var.

AKP Mısır ile Suriye meselelerindeki tavrıdan ve Haziran İsyanı’ndan kaynaklı büyük yaralar almış durumda.

Bu halin farkında olan AKP ise seçim çalışmalarına başlıyor.

Mısır’ın devrik lideri Mursi’ye destek için sürdürülen  “Rabia” kampanyasının son ermesini de; Suriye’de Esad’a karşı süren “özgürlük” savaşının basında daha az yer almasını da bu kapsamda değerlendirebiliriz.

Malumunuz ülkelerini yok yere savaşa ve kaosa sokan iktidarlar seçimlerde pek hoş karşılanmazlar.

Artık TC’de seçim sonuna kadar anaakım basında kötü habere yer yok. Basın ancak güçlü ve başarılı bir Türkiye’nin haberlerini yapabilir.

İşte bizim açıklama da böyle bir durumun sonucu.

Klişe bir seçim vaadi vardır “deniz götürmek” diye, sanırım deniz altından su götürmek de böyle bir duruma denk düşüyor.

AKP iktidarının TC’yi ne denli “ileri” taşıdığını anlatmanın bir aracı yani.

Dış politikası tamamı ile batmış, tüm komşuları ile savaşın eşiğinde olan, bazıları ile hali hazırda savaşmakta dahi olan Türkiye’nin başarılı gibi görünen tek dış politika hamlesi. Tüm bölgeye pazarlanacak stratejik bir su.

Ayrıca başka bir toprağı kendine bağlamakta olmanın yaratacağı milli gurur okşamasından bahsetmeye bile gerek yok sanırım.

Tüm bunlar birleşince, Kıbrıslı Türkler’in tepkisini çekmek umurunda dahi olmadan ağızdan çıkıyor Eroğlu’nun göbekten bağlıyoruz lafı.

Projenin hiç de bize faydası olmayacağı, sadece yıkım getireceği ve AKP’nin rant politikalarlının bir parçası oluşu ayrı bir yazının konusu.

Benim esas ilgimi çeken ise açıklamaya yönelik Kıbrıs’tan gelen bazı tepkiler.

Bir grup insan nasıl böyle bir şey söyler noktasına tepkili.

Bu grubu uykusu bozulanlar olarak tanımlıyorum.

Yani yaratılmakta olan bağımlılık ilişkisinin farkında olmasına rağmen, bu durum dillendirilmediği sürece rahat olanlar.

Bu tepki bana trajikomik geliyor. Düşünsenize, boynuna kadar bataklığın içindesin, biri çıkıp seni ben attım dediğinde ise nasıl böyle bir şey söylersin tepkisi veriyorsun.

Diğer bir grup ise böyle bir göbek bağı oluşturulamaz noktasında tepkili.

Bu grup ise samimi olsa da, sanırım kendisini çok fazla söylenen söze kaptırıyor.

Eroğlu’nun sözü aslında Roma’yı yeniden fethetme noktasında. Bu bağımlılık ilişkisi zaten yıllardır kurulmuş durumda.

Kıbrıs’ın kuzeyindeki üretim 1980’lerden bu yana tüketiliyor.

Güney’den kalan KİT’lerimiz hali hazırda kapatılmış ya da yabancı sermayeye dağıtılmış durumda.

Topraklarımız ve sahillerimiz bize vergi dahi hiç bir faydası olmayan otel ve kumarhanelerle kaplanmış durumda.

Memur maaşların ödenmesi dahi TC Yardım Heyeti’nin ve Elçiliğin iki dudağı arasında

Merkez bankasını, polisi, askeri TC yönetmekte.

80 bin yabancı asker topraklarımızda konuşlandırılmış durumda.

Yani uzun lafın kısası hali hazırda bağımlılalaştırılmış durumdayız.

O göbek bağı yıllardır var ve giderek daha da sağlamlaştırılıyor.

Hal böyle olunca da bizlere nasıl böyle bir şey söyleri dert etmek ve o bağı kurdurmayız demekten öte tek alternatif o bağı sökmek için mücadele kalıyor.

 Mustafa Keleşzade

Baraka Kültür Merkezi Aktivisti