Bir Kampanyanın Düşündürdükleri – Münür Rahvancıoğlu

 

 “10 Kişiden Fazla Çalışanı Olan Patronların Sendikasız İşçi Çalıştırması Yasaklansın” talebi ile yürütülen kampanyayı duymuşsunuzdur. Bağımsızlık Yolu bir yılı aşkın bir süre önce bu taleple sokağa çıkmış ve birçok sendika, siyasi parti ve örgütün desteğini almıştı. En önemlisi de ülkemizdeki binlerce özel sektör çalışanının gönlünü fetheden bu talep, halktan beklenmedik bir onay görmüştü.

***

Zamanla kampanya özel sektördeki sıkıntıların çeşitli boyutları ile tartışıldığı bir zemine dönüştü. İş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının patronlar tarafından maliyet düşürmek maksadıyla yerine getirilmemesi ve iş kazaları ile iş cinayetlerindeki artış derinlemesine konuşuldu. Medyada da bu konu kendine hatırı sayılır bir yer buldu.

Eş zamanlı olarak; özel sektör emekçilerinin yasal hakları olan günüde maaş ödemesi, yıllık ücretli izin, iş güvencesi, ek mesai ödeneği, hafta sonu ve resmi tatil izinleri gibi konularda yaşadığı hak gasbları da masaya yatırıldı. Her emekçinin en doğal çalışma sebebi olan bu gibi konularda dahi yaygın bir mağduriyetin olduğu gerçeği kamusal olarak konuşulmaya başlandı.

Sigorta ve İhtiyat sandığı primlerinin gününde yatırılmayışı veya hiç yatırılmıyor oluşu da gündeme gelen konular arasındaydı. Bu konuda ilgili Dairelerin yeterince yaptırımcı olmaması, patronların devlet ihaleleri ve resmi işlemlerinde hiç sıkıntı yaşamadan milyonlarca liralık borçlar biriktirmesine göz yumulması kamuoyunu şaşkınlığa sürükledi.

Kampanya tüm hızı ile devam ederken, son haftalarda en sık gündeme gelen konu ise; özel sektörde çalışanların maruz kaldığı insanlık onurunu zedeleyici muameleler oluyor.

Patronun günlük ruh haline göre değişen hakaretler, aksi ve yukardan davranışlar, özellikle çalışanların sosyal medya hesaplarının işletmenin bir unsuru gibi kullanılması, işletme reklamlarının paylaşılması için uygulanan baskılar, kişisel banka hesaplarından tutun da tüm ailenin kullandığı cep telefonu firmasına kadar her şeyin patron tarafından dikte edilmesi ve bunun gibi başlıklar günlük sohbetlerin değişmez konusu haline geliyor.

Uzun sözün kısası, özel sektörde patronlar tarafından yaratılan küçük devletçiklerin mahrem sınırları zorlanıyor, çalışan insanların da hakları olduğu ve emek gücünü satmakla bu hakların ortadan kalkmadığı bilinci hızla yayılıyor.

***

Kampanya çerçevesinde hazırlanmış olan ve sendikasız çalışmayı yasaklayan yasa değişiklik önerisi halen Meclis’te beklemekte. Önerinin Bağımsızlık Yolu tarafından hazırlanması üzerine, milletvekili Zeki Çeler bu öneriyi sahiplenmiş ve ivedilikle görüşülmesi talebi ile Meclis gündemine sunmuştu. Ancak 50 milletvekili olan mecliste sadece 26 oyla bu ivedilik önerisi reddedilmiş ve değişiklik önerisi tozlu raflarda, görüşüleceği günü beklemeye başlamıştı.

İşte şimdi kampanya bu çerçevede yeniden hızlanıyor. Meclis’ten sendikasız çalıştırtılmayı yasaklayan yasa değişiklik önerisini, artık gündemine almasını ve görüşüp kabul etmesini talep eden bir imza kampanyası ile pazartesi günü konuyu halkın sahiplenici gücüne taşıyan Bağımsızlık Yolu; kolay vazgeçeceğe benzemiyor.

Peki Bağımsızlık Yolu bu tükenmeyen ısrarını neye borçlu? Bir yıldan fazla bir zamandır, bildiri dağıtımı, pankart tutma, basın açıklaması, eylem, yasa hazırlama, video, ziyaretler, gazete ilanları gibi onlarca araçla dile getirmesine rağmen; hükümet ve patronlar tarafından soğuk bir kibirle reddedilen bir öneride bu ısrar niye?

***

Özel sektör çalışanlarının örgütlenmesi talebi, Bağımsızlık Yolu tarafından dile getiriliyor olsa da, esasında bu coğrafyadaki en meşru, en insanca taleptir. Yani aslında halkın bağrında, emekçilerin ruhunda, birazcık düşünen her bireyin bilincinde haklı bir talep olduğundan kuşku duyulamayacak denli yer etmiş bu açık ve net bir gerçeği; dile getiriyor olmak değil, bu konuda susabilmek marifettir.

Adalet, vicdan, etik, bilinç, hak veya adına her ne derseniz deyin, bir bireyi kendi ile uyum içinde tutacak her değer; özel sektör emekçilerinin sistematik olarak mağdur edilmekte olduğunu haykırıyor. Bu sese kulak vermemek, yaşananlara gözlerini kapamak ve yokmuş gibi davranmak çaba istiyor. Çünkü özel sektörün sorunları, hayatımızın her alanından kendini hissettiriyor.

Bu sebeple Bağımsızlık Yolu üyeleri, kendine saygısı olan her insanın doğallığında yapması gereken ve yapılması için hiç de insan üstü bir çaba gerektirmeyen bir şeyi yapıyorlar. Dar politik hesaplar ve bireysel/örgütsel çıkar ilişkilerinin dışında konumlandığı zaman herkesin rahatlıkla yapabileceği bir şeyi…

Belki bizim de elimize kalemi alıp, ismimizi bu coğrafyada tarihin gördüğü en onurlu metnin altına yazmamızın; hatta bir imza çizelgesi alıp yakınımızdakilere imzalatarak, bu gerçek dayanışma hareketine katılmamızın ve baskı altında tuttuğumuz ruhumuzu özgürleştirmemizin zamanı geldi de çoktan geçiyor…

Münür Rahvancıoğlu

Baraka Aktivisti