İKİ KÖYLÜNÜN SAVAŞ DİPLOMASİSİ – Ali Şahin

Armed Turkish Troops Wave and SmileMalum geçen Pazar 1 Eylül Dünya Barış Günü idi.

İki halkn barış yanlısı örgüt ve bireyleri hep beraber savaşlara hayır diyerek Kıbrıs`ta ve dünyada barış istemlerini haykırdılar.

Farklı bir 1 Eylül`dü aslında.

Küresel bir savaşa sahne olabilecek bir coğrafyanın hemen yanı başında olan kuçücük bir adanın insanları olarak haykırdığımız çığlık savaş tamtamlarının gürültüsüne kıyasla çok cılız kalıyordu belkide.

Zaten başta İngiliz üsleri olmak üzere adanın olası bu savaşta üs olarak kullanılma ihtimalinin yüksekliği sesimizin zayıflığını bir anlamda gözler önüne seriyor.

İnsan bir an düşününce bile ürperiyor aslında ve daha iyi farkediyor;

Ne kadar çok yabancı ordu var şu küçücük Kıbrıs`ın üzerinde.

İngiliz ordusu, Türk ordusu, Yunan ordusu, Amerikan üssü.

Bunlar adanın üzerindekiler.

Adanın deniz çevresinde şu sıralar olan donanmaları ise saymak imkansız neredeyse.

İnsan kendi soruyor; nasıl oluyor da bu kadar ordu sorunsuz bir şekilde adada barınabiliyor?

İşte bu soruyu sorunca aklıma bir Kıbrisli Türk ve bir Kıbrıslı Elen  arasında yıllar önce geçen ve  benim sonradan öğrendiğim eski bir diyalog geliyor.

 

***

 

Hikaye yanılmıyorsam 60`ların sonu ya da 70`lerin başında yani iki halk arasındaki çatışmalarin büyük oranda durduğu bir dönemde Karpaz`da geçiyor.

Bir dönem terzilikte yapan bir Kıbrıslı Turk, bir iş için yanında çıraklık yaptığı ve terzilik mesleğini öğrendiği Kıbrıslı Elen ustasının köyüne gidiyor.

Köyde karşılaşan ikili sıcak bir şekilde merhabalaşıyorlar.

Eski çırağını buyur eden Kıbrıslı Elen usta, uzun zamandır çırağını ziyaret etmek istediğini ancak Kıbrıslı Türklerin köylerine girmelerine izin verilmediğinden ötürü bunu yapamadığını söylerek bu giriş yasağindan yakınıyor ve tartışma başlıyor:

– Neçin giremeyik biz sizin köylere, aha siz bizimkilere girersiniz?

– Biz da falanca yere giremeyik!

– Ama orası askeri kamptır.

– Bilin ki her Türk köyü da askeri bir kamptır!

– Uz gavole!!!! Siz esas Grivas`ı isterdiniz o şu kessin sizi ama dua edin ki Makarios yollattı geni.

– Gorkmayık sizi! Türkiye iki adım ötededir.

– Bizim da Yunanistan iki adım ötededir.

Kıbrıslı Türk gülerek ve alaycı bir tavırla cevap verir.

–  Uuuuu! Türkiye`nin yanında Yunanistan hiçbir şeydir.

Altta kalmak istemeyen Kıbrıslı Elen diğer kozunu sahneye koyar;

– Ma, Rusya da(yani Sovyetler Birligi) bizim arkamızdadır.

– Madem Rusya sizin arkanızdadır, Amerika`da bizim arkamızdadır.

– Amerika savaşmaz sizin için.

– Rusya sizin için savaşır da Amerika neçin savaşmaz bizim için!

 

***

 

Tatlı bir merhaba ile başlayan sohbet bu anlamsız diklenme yüzünden gergin bir şekilde biter ve ikili birbirlerine bilenmiş bir şekilde ayrılırlar.

Ancak bu ikilinin yaşanmış bu diyaloğu bugüne dair yaşadığımız bir çok şeyin nedenlerinin gayri resmi bir anlatımı gibidir.

Birbirini kırmak için yedi düveli Kıbrıs`a çağırabilen bu iki halk, yabancı orduların sorunsuz bir şekilde adada varolmalarının da zeminini sağlamaktadır.

Elbetteki bu yabancı ordular Kıbrıs halkları sadece devet edildikleri için adada değildir.

Zaten Kıbrıs halklarının onları cağırır bir hale gelmesi de öyle kendiliğinden yaşanmış bir süreç değil ama bu ayrı bir konu…

Köylülerin savaş diplomasisi ile ilgili bir noktaya daha dikkat çekmek istiyorum.

Yukarıdaki diyalog birşeylerin nedenini açıklarken başka şeylerin de ipuçlarını veriyor galiba.

Eğer iki halkın biribiriyle çatışması birilerinin adaya gelmesine sebep oluyorsa birlik olmaları da başka birşeylere sebep olur değil mi?

 

Ali Şahin

Baraka Kültür Merkezi Aktivisti