MADENCİNİN IŞIĞI; BANDELİ VARNAVA – Besim Baysal

imageBandeli Varnava ile yaklaşık 6 yıl önce Büyük Kaymaklı’da bir emekliler evinde tanıştım. Anımsadığım kadarıyla yolda oraya giderken Bandeli Varnava’yı göreceğim için çok heyecanlıydım. Şener Hoca (Şener Elcil) ile beraber gitmiştik… İç avlusu büyük, ağaçlar ve yeşillikler içinde bir yerdi. Bizi girişte bir görevli karşılamıştı. Toplantı odası olarak da kullanılabilecek iyi düzenlenmiş bir ofiste buluştuk. Bu lokal ve evi gördüğüm zaman şaşırmadığımı söyleyemem ancak emeğin felsefesinin yarattığı sonuçlar anlamında şaşırtıcı olmamalıydı. Çünkü PEO’nun emekli üyeler için oluşturduğu bir yaşlılar eviydi.

Bu uzun boylu yaşlı adamın geçtiğimiz cumartesi cenazesine katıldık. Yine Şener Hoca ile birlikteydik. Geçen defakinin aksine bir hüzün vardı içimde… Önce PEO binasına gittik sabah sabah. PEO’nun önüne gelen cenazeyi karşıladık Kıbrıslı Elen ve Kıbrıslı Türk sendikacı dostlarla birlikte, ön “sol” farı kırık bir cenaze arabası ile getirdiler cenazeyi…  Kısa, tenha ve sade bir karşılaşma ve seramoni oldu. Ailesine taziyelerimizi bildirmeye çalıştık. Ardından Büyük Kaymaklı’ya doğru kilise törenine katılmak üzere bir Kıbrıslı Elen arkadaşın arabası ile yola çıktık. Bize Büyük Kaymaklı’nın yıllar önce küçük Moskova olarak bilindiğinden ve oradaki solun gücünden bahsetti. Belki de bahsettiği yıllarda Derviş Ali Kavazoğlu’nun, Fazıl Önder’in ve Kamil Tuncel’in hemen yakında Kıbrıslı Türklerin yoğun olarak bulunduğu Küçük Kaymaklı’da   yaşadığını bilmiyordu. Onlar Bandeli Varnava’nın mücadele arkadaşları olarak hayatlarının son nefeslerine kadar işçi sınıfı ideolojisinin savunucusu oldular…

image(1)Bandeli Varnava o ilk karşılaştığımız gün ilerlemiş yaşına rağmen bir önemli projesi olduğunu büyük bir heyecanla anlattı bize. Lefke’ye gitmek istediğinden, orada hala hayatta olan maden işçisi arkadaşları ile buluşmak istediğinden bahsetti. Bunun sadece bir buluşma ve hatıraları yad etme olarak değil, bir barış ve işçi sınıfı anıtı inşa etmenin vesilesi olarak düşlüyordu. Birkaç ay sonra isteğini yerine getirmek üzere Lefke’ye gittik. Orada çeşitli görüşmeler yaptık. CMC madeninin şimdiki harap durumunu gördük. Daha sonra bizi Xero’da Kıbrıs işçi sınıfının ilk büyük kalkışması 1948 Maden Grevi’nin en kanlı çatışmalarının yaşandığı yerde durdurdu. Kadın-erkek, Kıbrıslı Türk-Kıbrıslı Elen işçilere, İngiliz polislerinin saldırdığı yerde bir barış anıtı, bir İşçi anıtı hayal ettiğini söyledi. Bu gerçekleştiremediğimiz hayal onun ölümünden sonra bugün hala ülkemizin tüm sendikacı, ilerici, devrimci ve sosyalistlerinin görevi olarak önümüzde durmaktadır.

Kamil amca (Kamil Tuncel) ile birlikte “Düşmana İnat Bir Gün Daha Yaşamak” isimli kitabının tashihlerini yaparken yani yıllar önce, daha Bandeli Varnava ile tanışmadığım dönemde, Kamil amca bu içindeki mücadele ateşi sönmeyen sendikacının Türkçe’ye çevrilmiş bir kitabını hediye etti. Daha önce adını hiç duymadığım bu Kıbrıslı Elen sendikacı, kitapta yazılan ismiyle Pantelis Varnava’ydı. “Kıbrıslı Rum ve Türklerin Ortak İşçi Mücadeleleri” kitabıyla Kıbrıs işçi sınıfının daha önce hiç duymadığımız dayanışma, eylem ve grevlerini öğrendik. Hayatı ve mücadeleleri ile ilgili bilgilere de PEO tarafından basılan bu kitaptan ulaşılabiliyor ancak.

image(2)Ömrünü bu mücadeleye adayan Bandeli Varnava, şimdi Trikomo ile içiçe olan Bahçalar köyünde 1916’da dünyaya gelmiş. İlkokul mezunu olarak daha çocuk yaşlarda hayata atılmak zorunda kalmış. Skuriotisa Madeni’nde 1934’te çalışmaya başlamış. Daha sonra Mavrovuni Ocağı’na geçmiş. 1948’e kadar maden işçisi olarak çalışmış, bu arada 1945’te Maden İşçileri Sendikası sekreterliğine seçilmiş. Mavrovuni Ocağı maden işçilerinin 1946, 1947, 1948 grevlerine, 1944 Eşel Mobil Sistemi mücadelesine katılmış ve 1940, 1947, 1948 grevlerinde mücadeleyi yürüten Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Elen sendikacıların arasında yer almış. Ayrıca 1941’de AKEL’e katılarak çeşitli organlarda çalışmış…1952’de seçildiği PEO Örgütlenme Sekreterliği görevini 1987’ye kadar sürdürmüş ve Kıbrıslı Türk sendikacılarla sürekli görüşerek çeşitli işbirliklerine imza atmış, Kıbrıs işçi sınıfının birliğini savunmuş. 1955’deki tutuklamalarda İngiliz Sömürge İdaresi tarafından tutuklanarak; Dikelya, Pile, Koççinodirimitya ve Merkezi Cezaevi’nde 18 ay hapis yatmış. 1987’de emekliye ayrıldıktan sonra PEO müzesinin ve PEO arşivinin kurulmasına öncülük etmiş. Ayrıca “Bir Madencinin Anıları”, “Yaşam Kavgası” ve “Kıbrıs Madenleri” adlı kitapları yazmış ve çeşitli gazetelerde çıkan makalelerinde sendikal ve siyasi konuları işlemiş.

Bir dönemin sınıf mücadelesinin onurlu bir figürünü kaybetmenin hüznü içinde yolumuzu aydınlatacak eski bir madencinin ışığını gururla taşıyacağız…

 

Besim Baysal

Baraka Kültür Merkezi Aktivisti