SON TANGO – HASAN YIKICI

Eski, tükenmiş ve çürümüş kuşakların kof laneti bir kez daha tüm ‘ihtişamı’ ile sahnede şahlanmakta…

Rejimin partileri, birbirlerinin partneri edasıyla dansa kalkacaklar…

İşgalcinin solu ile sağı…

Sistemin ulusalcısı ile sosyal demokratı…

Sahnede buluşacaklar…

Düzenin solu, sağı…

Ulusalcısı, sosyal demokratı dansa kaldıracak…

Dans pistinde partnerler değişecek…

Sol ile ulusalcısı, sağ ile sosyal demokratı…

Sosyal demokratı ile solcusu…

Sağcısı ile ulusalcısı el ele tutuşacak…

Kuğular gibi süzülecek dans pistinde…

Sonra farketmeden birbirlerine karışacaklar…

Tüm farklılıkmış gibi gözüken özellikleri eskinin lanetinde ve çürüğünde; rejimin ve işgalin filtresinde aynılaşacak…

Bu bir son tango olacak…

Eskini son çırpınışı…

39 yıllık işgal rejiminin onlarca yıllık siyasi figüranları ve partileri bundan sonra hangi zaferin bayrağını çekecek?

Sağından soluna bu ülkenin yöneticisi kılığında gezinen odaklara şimdi yıllarca aldattıkları ve hayalleri ile oynadıkları halkın hesap sorma zamanı gelmedi mi?

***

AKP UBP’yi de CTP’yi de kendine göre dizayn etmekte başarılı bir şekilde ilerliyor…

Her ne kadar ikisi de farklı uçlarda gözükse de AKP UBP sayesinde sağ kamuoyunu, CTP sayesinde de sol kamuoyu üzerinde iktidar hegemonyasını kurmayı başarabiliyor…

Diğer yandan ise AKP, Türkiye’de yürüttüğü Kemalist ve ulusalcılarla olan hesaplaşmasının bir benzerini burada da yürütmekte.

Hem iç siyasi dinamiklerin sonucu meşruluk krizinde olan, hem de AKP’nin istenmeyen odakları haline gelen Kıbrıslı Türk milliyetçiliği belki siyaset sahnesinden değil ama iktidar ve güç olma noktasında tasfiyesi ilerletilmiştir.

UBP içinde son yaşananlar ve Kıbrıslı Türk milliyetçiliğinin adresi haline gelen DP’de tamamlanan süreç de bunun göstergesi…

***

Bir yandan AKP’ye rağmen ‘anavatancılık’tan taviz vermeyen ulusalcılar, bir yanda AKP’nin sağ kanadı altındaki UBP, diğer yandan da AKP’nin sol kanadı altındaki CTP…

Diğer yanda ise bir tahtaravalli misali bir aşağı bir yukarı alçalıp yükselen sosyal demokrat TDP…

Kıbrıslı Türk halkı için hiçbir inandırıcılığı kalmamış, ideoloji olarak çökmüş, siyasal olarak çürümüş, manevi olarak değersizleşmiş ve gelecek anlamında yine bir yığın yalan ve hayal kırıklığından başka hiçbir şey vaat etmeyen bu partiler önümüzdeki seçim ile birlikte siyaset haritasındaki yerleri de değişecek gibi görülmektedir. Görünürde birbirinden –başta renkleri olmak üzere- farklılaşsalar da tümü de bu rejimin sürdürülebilmesi ve korunması noktasında aynılaşmaktadırlar…

Fakat en başta Kıbrıslı Türk halkı için bu rejimin herhangi bir meşruluğu kalmamıştır…

Ortada görünen ve görünmeyen yönleriyle bir enkaz var…

Ve bu son tango da bu enkazın altında kalmak üzere oynanmakta…

***

Yeni bir siyasi partiye ihtiyaç olduğu artık farklı kesimler tarafından da dillendirilmekte…

Bu köşeden de, farklı platformlardan da işgal karşıtı, Kıbrıs’ın bağımsızlığını savunan, samimi ve devrimci bir partiye ihtiyaç olduğunu dillendirdik…

Fakat en önemlisi de sadece yüzleri yeni değil aynı zamanda da topluma yeni bir şey de vaat eden bir yapının ortaya çıkmasıdır esas mesele…

Şimdi devrimci solun sorumluluğu kısa süreli mücadele ve deneyimleri uzun soluklu bir hareketin inşa ve kuruluş sürecine harmanlayarak, yeni, bağımsızlıkçı, devrimci ve halkların barışından yana bir siyasi seçeneğini oluşturmaktır.

 

30 Mayıs 2013 tarihinde Afrika gazetesinde yayınlanmıştır