ZÜBÜKLER – Ali Şahin

Zubuk_film_afisiZübük`ün hikayesini birçoğunuz bilirsiniz.

Aziz Nesin yarattığı o ayna karakter.

İbrahim Zübükzade`nin ya da bir diğer adıyla “Zübükzade İbraam`ın” önce belediye başkanlığı ardından da milletvekilliğine kadar uzanan sahtekarlıkla dolu hayatı sizi güldürmekle kalmıyor, güldürürken hem etrafınızdaki hem de kendi içinizdeki Zübük ile  savaşmaya çağırıyor.

Benim Zübük ile tanışmam Kemal Sunal’ın muhteşem oyunculuğuyla yer aldığı filmi ile oldu.

Çocukluğumdan beri ne zaman televizyonda görsem büyük bir keyifle izlerim Zübük filmini.

Gerçi filmin politik göndermelerini anlayabilmem için yaşımın biraz ilerlemesi gerekecekti ama Kemal Sunal`ın kendisi zaten beni o “eğlenceli” kutunun önüne oturtmak için yeterli bir sebepti.

Filmin dışında Zübük`ü Ankara Sanat Tiyatrosu aracılığıyla izleme şansı bulmuştum.

Her yıl Lefkoşa Belediye Tiyatrosu tarafından düzenlenen Tiyatro Festivali`nde geçen sene yer alan ekip Zübük`ü sahneleyerek bizi kendine hayran bırakmıştı.

Oyununun müziklerinin de harika olduğunu söylemeden geçemeyeceğim..

Hikayede beni etkileyen bir sahne vardır.

Bu sahnenin bugünün Kıbrıslı Türk Zübük’lerine de uyduğunu düşünüyorum.

Ancak sadece mantık olarak değil şekil olarak da.

Çünkü Ankara Sanat Tiyatrosu’nun belirttiği gibi; “”Zübüklük” ; Başta inanç olmak üzere, toplumdaki tüm iyi duyguları, umutları, çaresizliği, eğitimsizliği paraya, çıkara, iktidara tahvil etme, sonuna kadar sömürme sanatı.”

Ve bu sanat bu aralar Kıbrıs’ın kuzeyinde de çok moda.

Yanlış hatırlamıyorsam o sahne aşağı yukarı şöyleydi;

Kasabaya cami yaptırmak için toplanan kasabanın ileri gelenleri bir toplantıda buluşurlar.

Bir tarafta Zübükzade İbraam`in partisi diğer yanda rakip partiden insanlar.

Zübük`ün aslında camiyle falan ilgisi yok ya, o sadece para ve makam peşinde.

Kendi ahlakına uygun bir şekilde akıllı bir manevra yapan Zübük, cami için bir dernek kurulmasını ve bu dernek çatısı altında para toplanmasını önerir.

Dernek başkanı olarak da rakip partinin kasaba liderini önerir.

Esas mesele zaten burada, rakibinin demokrat karakterinin farkında olan Zübük bu hamleyi bilinçli bir şekilde yapar.

Sözü alan rakibi, kendisinin bunu kabul edemeyeceğini, çünkü kasabada bir cami olduğunu ve ikinci bir camiye gerek olmadığını fakat kasaba da bir okul olmadığı ve toplanacak paranın bir okul yapımı için kullanılmasını önerir.

İşte Zübük`un istediği fırsat gelmiştir.

Toplantıdaki kitleyi galeyana getirerek arkasına alan Zübük rakibine yüklenmeye baslar.

Ne “imansızlığı” ne de “din düşmanlığı” kalmıştır rakibinin.

Bu arada da toplantı megafonla kasabalıya da dinletilmektedir.

Böylece toplantının sonunda dernek başkanlığına “iman sahibi” biri olan Zübük seçiler.

Tabi toplanan paralarla ne yaptığını hayal edebilirsiniz.

 

***

İşte bugünlerde bizim “Zübüklerimiz” de bir hayli çoğaldı.

Yukarıda da belirttiğim gibi sadece mantık olarak değil şekil itibariyle de bir hayli arttılar.

Yakin Doğu Üniversitesi`nin yapmaya başladığı cami, Doğu Akdeniz Üniversitesi`nde bir öğrenci yurduna Necmettin Erbakan`ın adının verileceğinin duyulması, sırf hoş görünmek için TC Elçisi ile namaza giden, tutmadığı orucunu iftarlarda boy göstererek açan, cami temeli açılışlarında kurdele kesen siyasetçiler…

Tüm bu şahsiyetler de bizim Zübüklerimiz değil mi?

Ancak Aziz Nesin`in dediği gibi böyle Zübüklükler hepimizde az biraz var.

Peki ne yapmalı?

Zübüklere karşı var olabilmek için Zübük mü olmalı yoksa Zübüklere karşı savaşmalı mı?

 

Ali Şahin

Baraka Kültür Merkezi Aktivisti