ANKARA PARAYI GÖNDERMEZSE NE OLUR? – Münür Rahvancıoğlu

ankara

Ankara parayı geciktirdi, ufak çaplı bir maaş krizi yaşadık…

Kimisi “bilgisayar bozuldu” dedi, kimisi “her şey geçici hükümetin beceriksizliğinden” diye açıkladı durumu…

Ama daha önceleri de sorulan bir sorunun, çok daha sık ve yüksek sesle sorulmasına neden oldu bu: “Ankara Parayı Göndermezse Ne Olur?”

***

Aslında geçici hükümetin neyi “beceremediğini” de, bilgisayarın neye “bozulduğunu” da biliyoruz hepimiz…

Siz hükümet olarak; TOMA alım ihalesini iptal etmek için çalışmalar başlatırsanız, petrol dolum tesisi için olumsuz konuşursanız, Kur’an kurslarına kaynak aktarmazsanız ne olur?

Ankara da, Ankara’nın bilgisayarları da buna bozulur!

Ve size bir hatırlatmada bulunur: “Parayı veren düdüğü çalar”…

Yani “ay başı maaşlar biraz gecikebilir” veya “Ankara artık para göndermeyebilir?”

Sahi Ankara parayı göndermezse ne olur?

***

Şimdi seçim dolayısıyla sürekli televizyonlardayız ya; en sık sorulan sorulardan birisi de bu…

“Siz Ankara Elini Yakamızdan Çek diyorsunuz… Peki Ankara parayı göndermezse ne olur?”

Soruyu soran insanların bir çoğu samimiyetle onurlu bir yaşam istiyor aslında bu ülkede…

Yani “akla ve mantığa davet” amacıyla sormuyorlar bu soruyu…

Ama hatırlatmak da istiyorlar bize ki; gırtlağımızdan yakalamış durumda “sevgili anavatanımız” bizi…

Duygusal bir ilişki kalmamış artık aramızda, soğuk bir nakit ödeme ilişkisinden başka bağımız yok artık!

Onun için soruyorlar defa defa aynı soruyu; “Ankara parayı göndermezse ne olur?”

***

Geçici hükümetin petrol dolum tesisi ve Kur’an kursları meselelerinde sembolik kararlar alması bile yetti bilgisayarın bozulmasına…

Oysa siz de bilirsiniz, ben de bilirim, bilgisayar da bilir ki; bu kararlar kalıcı kararlar değil…

Ne CTP, ne UBP, ne TDP, ne de DP’nin bu kararları devam ettireceği yok.

28 Temmuz sonrası buhar olup uçacak hepsi de…

Peki bunu bilir de niye yine de bozulur böyle bir karara bilgisayar?

Çünkü bilgisayarın bizden daha iyi bildiği bir şey var: Bir kez başlar ve tutunursa çorap söküğü gibi yayılır böyle duygular…

Birden bire kendimizi onurlu bir halk gibi hissedebilir, kendi kararlarımızı almak isteyebilir, başı dik yaşamaktan gurur duyabilir, bir gün bir delilik edip “anavatanımızdan” bile saygı bekleyebiliriz…

Onun için tahammülü yok bilgisayarın, en ufak bir irade kırıntısına…

***

Ama iki gün önce yaşadığımız sadece ufak bir uyarıydı…

Ya bir gün Ankara parayı gerçekten de göndermezse, yani artık hiç göndermezse ne olur?

Madem ki bu soru en çok bize soruluyor ve madem ki bizim dışımızda kimse Ankara’nın parayı göndermemesine sebep olabilecek gibi görünmüyor, o halde biraz konuşma hakkımız var bu konuda…

Kıbrıslı Türk halkının en direngen, en dinamik, en kararlı ve gururlu kesimlerini arkasına almış bir hükümet olursa bir gün…

O hükümet, Kıbrıs’ta barış yolunda kararlı adımlar atarken, Türkiye halklarının en ilerici örgütleri ile de temasını yoğunlaştırırsa bir gün…

Halkımız yeniden üretimle buluşur, elimizdeki kurumlar ayağa kaldırılır, “üretiyoruz” duygusu yayılır ve kaybettiğimiz değerler yeniden canlandırılarak heyecanlandırırsa bizi…

Ve bizim adımıza hükümet tarafından değil, meydanlarda, parklarda, iş yerlerinde, mahallelerde toplanan kalabalık kitlelerin kendileri tarafından alınan kararlara bozulmaya başlarsa bilgisayarlar…

İşte o zaman Ankara parayı gerçekten göndermeyecektir…

***

Günlük yaşam olduğu gibi sürüp giderken, hiçbir kitle seferberliği ufukta görünmezken ve aslında halk alınan kararı kendisi almış gibi hissetmezken, hiç bir şey olmaz en ağır hakaretlere bile maruz kalsak…

Çünkü kendine yapılmış saymaz insanlar bu hakaretleri…

Ama ne zaman ki halk “benim kararım”, “benim seçimim”, “benim iradem” demeye başlar…

O zaman karşımızda duramaz hiçbir bilgisayar…

***

Bu adada Ankara diye bir olgu var…

Var, evet var… Ama bir düşünün bakalım niye var?

Kıbrıslı Türkler olmadan Ankara bu coğrafyada ne yapar?

Ne zaman ki bilgisayarlar değil insanlar bozulur?

Ben de merak ediyorum, o gün Ankara parayı göndermezse acaba ne olur?

 

Münür Rahvancıoğlu

Baraka Kültür Merkezi Aktivisti