SİYASAL KRİZ VE SEÇENEK OLUŞTURMA MÜCADELESİ – Hasan Yıkıcı

28 Temmuz ile birlikte yaşanan siyasal krizin aşılacağını sananlar pembe düşler girdabında salınıp durmaktalar…

28 Temmuz sadece bu krizin yeni boyut ve yönleriyle daha da derinleşeceği bir eşik olacak…

Rejim partileri, siyasetin kirlenmesinden, çürümesinden ve yozlaşmasından dem vururken, tümü de ortak bir koroymuşçasına temiz, dürüst ve yeni bir siyasete duyulan ihtiyacın şarkısını seslendirmekte.

Tüm farklılıklar ‘dürüst ve temiz si3603_478846702138312_307711865_nyasete ihtiyaç var’ söylemi içinde eriyip gidiyor…

Sanki bunca yılıdır siyasetin kirletilmesinden kendileri sorumu değilmiş gibi…

Fakat burada üstünde durulması gereken başka bir mevzu var. Özellikle Toparlanıyoruz Hareketi’nin dillendirdiği siyasetteki çürüme ve kirlenme meselesine yaklaşımlardaki politik aymazlığın üzerinde durulmalıdır.

Siyasi partiler bir yandan rejim savunuculuğu yaparak temiz siyasetten bahsederken, diğer yandan Toparlanıyoruzcular da neredeyse siyaset karşıtı bir söylem geliştirerek insanlara alttan alttan apolitik çağrılar yapmaktadır.

Fakat görünmeyen, dillendirilmek istenmeyen ve farkında olunmayan bir nokta var. Siyaset kirli demek oldukça soyut bir tanımlamadır ve bir karşılığı da yoktur. Dolayısıyla şunun ayrımını yapmakta fayda var. Siyaset kirlenmemiştir, kirlenemez de zaten. Kirlenmiş olan, çürümüş olan, artık halk için hiçbir şey vadetmeyen ve hiçbir güven vermeyen bugüne kadar yapılmakta olan siyaset biçimi, sistem ve rejim siyasetidir ve sağından soluna kadar onun temsilcileri. Ganimetten beslenen, on yıllardır siyaset sahnesinde olan ve bugünlerin sorumluluğunu omuzlarında taşıması gereken kuşakların içi boş; çıkar, mevki ve statüye dayanan siyaset yapma tarzıdır tükenen. Siyaseti bir uzmanlık alanı olarak gören, siyasete profesyonel meslek olarak yaklaşan zihniyettir çökmüş olan. Ama esasa olarak tüm bu tarzı besleyen, ve bu tarzda sürekliliğini bulan rejimin ta kendisi ciddi bir çatırdama geçirmektedir. Siyasal kriz olarak ortaya konulan olgu, işgal rejiminin/sistemin meşruluk krizi ile okunduğu zaman anlam kazanır ve anlaşılır.

Bundandır ki, bugün salt temiz ve yeni bir siyasete olan ihtiyaçtan bahsetmek ve özellikle genç mebus adaylarına vurgu yaparaktan yeni siyasetin mimarı gençler olacak şeklinde propaganda yükseltmek çok ciddi bir tehlikeyi de beraberinde barındırmaktadır. Bu yeniymiş gibi sunulan yeni ve temiz siyaset söylemi, pratikteki ve toplumsal yaşantıdaki karşılığı ile anlam bulacak. Fakat rejim ile radikal bir hesaplaşmayı hedef edinmeyen, eskimiş kuşakların siyasetinde kopamayan, Ankara ile ilişkilerde Kıbrıslı Türk halkının özne olduğu noktasından hareket edemeyen, onurlu ve dirayetli bir duruşu sergileyemeyen bir siyaset, ancak rejimin krizinde çürümüş olan noktaların yaması olmaktan ileriye gidemez.

Yani mesele rejimin dönüştürülüp dönüştürülememesi meselesidir. Hiçbir itibarı kalmayan bu rejimi karşısına almadan temiz siyasetten bahsetmek ancak rejimin tam da devamlılığı için ihtiyaç duyduğu cila atmak durumundan öteye geçmeyecek.

 

Seçenek oluşturma mücadelesi

Kıbrıslı Türklerin varoluş mücadelesi aynı zamanda seçenek oluşturma mücadelesidir de. Bugüne kadar yapılagelen egemen siyasetin, rejim ile birlikte iflas ettiğinin anlamak için alim olmak gerekmiyor. Fakat bunun karşısında ilerici, demokrat ve devrimci güçlerin, rejim ile derdi olanların ne yapacakları önemlidir.

Başka bir siyaset mümkün. Bu eşitliği, dayanışmayı, yaratıcılığı, sosyal adalet ve özgürlüğü içeren değerlerden oluşan; rejime eklemlenmeyi değil, bizzat rejimi yıkmayı ve dönüştürmeyi hedefleyen bir siyaset olmalı. Bunu için geri adımlar atıp oturduğumuz yerden zamana ve süreçlere seyirci kalarak masa başı değerlendirmeleri değildir yapmamız gereken. Bunun için ilk olarak cüret etmeli ve adım atmalıyız. Kıbrıslı Türklerin seçenek oluşturma mücadelesi 28 Temmuzdan itibaren yeni bir anlam ve aciliyet kazanacaktır. Bu kriz iki şekilde çözülür. Ya bugünün mimari siyasal öznelerin yeniymiş gibi gözüken fakat kökü eskide olan bir dil ve siyasal çıkışla rejimi restore ederek ya da bugün sahnede olan siyasal öznelerin dışında sistemi karşısına alabilecek, restorasyondan değil radikal ve köklü bir dönüşümden, sistemin aşılmasından bahseden,  bağımsızlıkçı ve devrimci bir öznenin yaratılması ile.

Hasan Yıkıcı

Baraka Kültür Merkezi Aktivisti