Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Rahvancıoğlu: Emekçiler Patronların Değil, Patronlar Emekçilerin Sırtından Geçinirler

Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Münür Rahvancıoğlu, işçi patron ilişkisinin en temel unsuru olan maaş ilişkisiyle ilişkin açıklamada bulundu.

Emekçi insanlara (ki buna birçok emekçinin kendisi de dahildir), ekmek parası patronlar tarafından ödenen sığıntılar gibi bakılmaktadır. Ama gerçekte durum bunun tam tersidir. Emekçiler patronların değil, patronlar emekçilerin sırtından geçinirler.

Oysa sınıf mücadelesi, “zavallı emekçilere acıyarak” yürütülecek bir VİCDAN aktivitesi değildir. Tam tersine özne olması engellenerek sömürülen insanların özgürleşme mücadelesidir sınıf mücadelesi…

Yarın 1 Mayıs, bu vesile ile ufak bir gözlemimi paylaşmak istiyorum: Emekçi insanlara (ki buna birçok emekçinin kendisi de dahildir), ekmek parası patronlar tarafından ödenen sığıntılar gibi bakılmaktadır. Ama gerçekte durum bunun tam tersidir. Emekçiler patronların değil, patronlar emekçilerin sırtından geçinirler. Sınıflı toplumlarda hayata dair tüm olgular tersten göründüğü için, ilk bakışta bu fark edilmez. Tam da bu yüzden Marx “görünen gerçek olsaydı, bilime gerek kalmazdı” demiştir…
Uzatmadan gözleme dönecek olursam; emekçiler patronların sığıntısı gibi algılandığından, emekten yana olduğunu söyleyen kesimler bile çoğu zaman bunu bir ÖZNE OLMA mücadelesi değil, bir KORUMA, YARDIM ETME mücadelesi olarak kurgular. Özgürleşmeye değil, acındırmaya odaklı bir yaklaşımın gölgesi düşer sınıf mücadelesine… Oysa sınıf mücadelesi, “zavallı emekçilere acıyarak” yürütülecek bir VİCDAN aktivitesi değildir. Tam tersine özne olması engellenerek sömürülen insanların özgürleşme mücadelesidir sınıf mücadelesi… Bunun için de en başta özne olması engellenenlerin katılımı şarttır. Kimse başkasını, onun adına özgürleştiremez…
Bize yapılan haksızlıkları dile getirmeleri için irademizi siyasal, sendikal, entelektüel odaklara havale etmek yerine, mücadeleye katılmalı, olduğumuz şeyden farklı bir insana dönüşmek ve siyasal, sendikal, entelektüel süreçlerin sahibi olmak üzere kabuğumuzdan çıkmalıyız. Günlük rutini terkederek bunu yapmak insanı tedirgin eder ama bunu yapmadığımız sürece, nesne olma durumumuzu farklı mecralarda yeniden üretmekten öteye geçemeyiz. Bu fotoğrafta alıntılanan sözünde Che, tam da bunu ifade ediyor: “Yapılması gereken, direnişçilere şans dilemek değil; onların kaderine iştirak etmektir.”
#ÖrgütLENİN
#Yaşasın1Mayıs