Baraka ‘Göbek Bağı’nı Şiirlerle Kesti

Baraka Kültür Merkezi Türkiye Büyük Elçiliği ile Meclisi arasındaki yola sembolik bir ‘Göbek Bağı’ çekerek eylem yaptı.

Şiirlerin okunduğu eylemde ‘Göbek Bağı’ da kesildi.

Baraka aktivisti Şansal: “Bizi göbek kordonuyla beslenen, hakaret edilebilecek beslemeler haline getirdiler. Ama artık yeter!”

Biyologlar Derneği Başkanı Sarpten: “Suyun ülkeye neler getireceğini değil, neler götüreceğini konuşmalıyız. Bu proje bilimsel ve çevresel bakıştan yoksundur”

 

3

 

 

Baraka Kültür Merkezi, bugün, Lefkoşa’da, “Bu Bağ Kesilecek” eylemi yaptı.

Baraka Kültür Merkezi aktivistleri, Ada’ya su getirilmesi çalışmaları çerçevesinde “Türkiye’deki bazı yetkililerin yaptığı açıklamaları protesto etmek” gerekçesiyle eylem gerçekleştirdi.

Cumhuriyet Meclisi ve Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçiliği arasında bir ip gererek “sembolik göbek bağı” kesmek isteyen eylemcilerin elçiliğe doğru ilerlemesi, Meclis önünde güvenlik önlemi alan polis tarafından önlendi.
Eyleme Meclis yanında devam eden Baraka Kültür Merkezi aktivistleri, burada polis tarafından kapatılan yola ip gererek “sembolik göbek bağı” oluşturdu. Bazı eylemcilerin üzerine “göbek bağını simgeleyen” ip sarıldı.

4 “SU ÖZELLEŞTİRİLECEK”

Baraka Kültür Merkezi Aktivisti Nazan Şansal basına kısa bir açıklama yaparak, söz konusu projenin altında suyun özelleştirilmesinin yattığını ileri sürerek, özelleştirilecek suyun hem ülke insanına hem de diğer ülkelere satılacağını söyledi.

Suyun hem Kıbrıs’ın hem de suyun getirileceği bölgenin ekolojik dengesini bozacağını iddia eden Şansal, konuyla ilgili bazı örnekler verdi.

 

“KIBRISLI TÜRKLER ÜRETİMDEN KOPARILDI”

Türkiye’deki bazı yetkililerin, “Kuzey Kıbrıs’la ve Kıbrıslı Türklerle ilgili açıklamalarını” eleştiren Şansal, Kıbrıslı Türklerin 1974’den beri Türkiye’ye bağlı olduğunu, Kıbrıslı Türklerin üretimden koparıldığını, ülkedeki ekonomik ve kültürel değerlerin yok edildiğini söyledi. Şansal ayrıca şunları belirtti: “Daha önce ülkemizi kastederek “orada startejik çıkarlarım var” diyenler bugün de bu suyu bahane ederek “sizi göbek bağıyla bağlayacağız” diyebilmekteler… Bizi zaten göbek bağıyla bağladılar. Üretimden koparıp asalaklaştırdılar. Ekonomik ve kültürel değerlerimizi birer birer yok ettiler. Bizi göbek kordonuyla beslenen, hakaret edilebilecek beslemeler haline getirdiler. Ama artık yeter! Hakaretlere ve şiddete uğrayan, yok edilmeye çalışılan Kıbrıslı Türk halkının son yıllarda çoğalan Ankara karşıtı isyanı artık daha da büyümeli. O bağ kesilmeli, kesilecek!”

 

34“BU PROJE EKOLOJİK DARBEDİR”

Kıbrıs Pir Sultan Abdal Derneği ile Biyologlar Derneği’nin de destek verdiği eylemde Biyologlar Derneği Başkanı Hasan Sarpten de bir açıklama yaparak bu projeyi “ekolojik darbe” olarak niteledi.
Projenin hiçbir yasal altyapısı olmadığını iddia eden Sarpten, “Suyun ülkeye neler getireceğini değil, neler götüreceğini konuşmalıyız. Bu proje bilimsel ve çevresel bakıştan yoksundur” dedi.

 

 

 

Eylemde ayrıca şu şiirler okundu:

 

 Göbek BağıKaleme tünemiş
atmaca kılıklı,
uğultulu bir nabız sesi…
Atalardan kalma bir sıtma titreyişi olsa gerek bu…
Pekala…
Madem şiirin rahmine düşmüş,
serilse ya dizeler…
Şairin alnındaki teri silmemek de nesi?
Belli ki bir kez daha seni doğuracak sancı…
Ben kime diyeceğim:
Gel de göbek bağını kesi?
 
Meral Demir

 

Hayatın Göbek Bağı Göbek bağından beslenen fetus
Gazlı beze sarılı umut
Herkes kendi denklemini yaşardı
Ve kendi depremini
Kapıda ölümle oynardı
Şimdi yorgun değil
Bir salkım çocuk
Yüklenip sırtına ağır zamanıFırtınada eprimiş bir alev gül
Herkes kendiyle meşgul
Yarına kör, yanmamış kül
Hızla yayılırken çağ yangını

Yaşlanırdı ağır gecelerin koynunda
Koyun koyuna
Henüz yaşamamış çocuklar
Hecelerken hayatı

Ve sokağın çocukları
Acıya bulaşmış tiner kokardı
Ve kan ve barut kokardı
Savaşın çocukları

Ve açlığın çocukları
Keskin aseton kokardı
Küresel dünyamızda
Mideleri sindirirken kendini

Karanlık sızarken kentlere
Tarihin iyileşmeyen yarası
Gömerdi, ölmüş hücrelerini
Çocuk elleriyle.

 
Alaaddin Külcüoğlu
 

böyle mi tanımlıyorduk sevgilerini,
köşe bucağımızın
yaşanmışlıkları bu muydu
ırağa kaçmış
vedasızlıklar utancının
böyle miydi
tükenmişliğimizin
kahreden kuşkuları
onarılamayan kırıklıkları düşlerin,
ve kopmak bilmeyen göbekbağı

ve kopmak bilmeyen göbekbağı

artık gülümseyemiyoruz yanyana
içimizden gelmiyor ki bir türlü
amansız üzerimize gelen unutmalar,
elde avuçta
zamansız,
ayrılıkların sabırsız aceleciliği
ve sonunu yaşayamadığımız sevdalar,
yığın yığın
bilmem ki nerede tıkandık
gülümseyemiyoruz artık
de ki yalnızlığımızdır
dudağımızdaki ıslık
dönüp baksak mı arkamıza,
dönüp baksak mı son kez
kaçırmasak mı gözlerimizi
ya yalancı mevsimleri yaşıyorsa gün
ya gelmediyse güz
belki de sadece yaralıdır sevdalar
belki de ölememişlerdir henüz
…dönüp baksak mı ?
Demir Mutlugil

 

ıkındı şiir
kasıldı kaslar
sular geldi önce mısralarda
şişdi damarlar
avaz avaz
dişler sıkıldı
kesildi göbekbağı
nefes aldı
duyuldu şiirde ilk sesi
dilini çıkardı bebek
çın çın öttü sesi
bir ucu sensiz
bir ucu korku sarısında
SERDAR SAN

 

DSC_0874 DSC_0876

DSC_0810

DSC_08452

DSC_0827