BU HALK MÜNİR SOLCULARININ ŞIMARIKLIĞINDAN BIKTI-Mustafa Keleşzade

Geçtiğimiz hafta Metin Münir bir yazı kaleme almış “Türkiye, Kıbrıslı Türklerin şımarıklığından bıktı” diye.

Öncelikle bir yanlışı düzeltmek boynumun borcu; kendisine Kıbrıslı diyenler var. Eminim kendisi bunu hakaret görüyordur. Gazafana’da doğdu diye Kıbrıslı mı oldu? Külliyen yalan! Haksızlık etmeyelim değerli yazara, sırf yazısına bakınca dahi kendisinin Türkiye’nin ana akım medya dolaylarından olduğu görülüyor.

Münir’e söylenecek çok şey var belki, lakin hem benim yazıma sıra gelene kadar pek çok değerli dost o cevabı gayet güzel vermiş, hem de Sir Münir’den öte, Münirci olanlar var.

Metin Münir yazısını yazdı ve o gün adaya Tayyip mi gelmiş, eylemler mi olmuş, Suruç’ta gencecik insanlar mı katledilmiş bakılmadan, sosyal medya “haksız mı?”, “Hiç mi doğruluk payı yok?”, “imzamı atarım”cılarla doldu.

Hem de bu yazılar ne Almanya’nın batısından, ne de en azından Kıbrıs’ın sağından, has ve has solcu ve aydın olma iddiası ile hareket eden bazı Kıbrıslı Türklerden geldi.

Sanırsın ki yıllardır “Facebook, Twitter kurulsun, Metin Münir bir yazı yasın da halkıma şöyle iki küfredeyim” diye beklemiş bu insanlar.

Bu yazıları yazan sözde aydınlar kendilerinin de bu halkın parçası olduğunu bilmez mi?

Hadi diyelim ki kendilerini halktan ayrı görüyorlar, mademki bu halk böylesine umutsuz vaka, aciz ve şımarık, ne diye halen bir şeyleri değiştirmeye uğraşıyor, yazıp, çiziyorsun?

Belki Münir oradan Kıbrıslı Türklerin yok oluşa karşı verdiği mücadelelerini göremedi, ya da görmek işine gelmedi, sen ki bu topraklarda yaşıyor o insanların suratına bakıyorsun, seni kör eden ne?

Diyelim ki senin kudretin de Münir’in gördüğünü görecek kadar, neden bunca zaman görüşlerini dillendirmek yerine Münir’i bekledin?

Şair Bertolt Brecht’in Doğu Almanya’da yaşanan ayaklanmadan sonra yazdığı “çözüm” başlıklı dizeleri getiriyorsunuz aklıma:

17 Haziran Ayaklanmasından sonra

Yazarlar Birliği sekreteri,

Stalin Bulvarı’nda bildiri dağıttı.

Bu bildiride,

halkın rejimin güvenini sarstığı yazıyordu,

ve ancak iki misli fazla çalışarak

kazanacağı belirtiliyordu yeniden güveni,

peki daha kolay olmaz mı,

yönetim halkı feshetse ve,

yeni bir halk seçse kendine? “

Münir solcuları görülüyor ki oldukça şımarmış, kendi halkından iğrenir noktaya gelmiş.

Belki içinde doğacağın halkı sen seçemezsin. Ama orada yaşamak senin tercihindir. Ve elbette halkını feshedemezsin, ama unutma, o senin “aydınlığını” da, “solculuğunu” da feshedebilir.

Mustafa Keleşzade
Bağımsızlık Yolu