ILO Sözleşmeleri Efsanesi… – Cansu N. Nazlı

Bağımsızlık Yolu’nun özel sektörde sendikalaşmanın önünü açacak bir talep olarak yükselttiği “Sendikasız İşçi Çalıştırmak Yasaklansın” yasa önerisi, gündeme geldiği ilk günden bugüne bazı çevrelerden ILO Sözleşmeleri’ne aykırı olacağı yönünde eleştiriler aldı.

Eleştirilere Dayanak Gösterilmeli…

ILO Sözleşmeleri’ne uygunluk konusunu ve bu eleştirileri yönelten siyasilerin konuyla ilgili tutumlarını incelemeye geçmeden evvel belirtmek isterim ki, bu eleştirinin kaynağında spesifik bir sözleşme maddesi yahut tavsiye kararı vb. yorum ne bizlerle ne de kamuoyu ile eleştiri sahiplerince paylaşılmıştır. Bu sebeple yazıda yapılan inceleme, onay yasasıyla kabul edilerek kktc hukukunun bir parçası haline gelen ILO Sözleşmeleri’nden Sendika Özgürlüğü, Örgütlenme Hakkı ve Toplu Pazarlık Hakkını konu alan 87, 98, 151 ve 141 no.lu sözleşmelerin yorumuna dayanır.*

İlgili ILO Sözleşmelerinin Metinlerinde Bir Aykırılık Yok!

Temel olarak Sendika Özgürlüğü ve Örgütlenme Hakkını düzenleyen 87 ve 98 numaralı ILO Sözleşmelerin metinleri tarandığında Bağımsızlık Yolu’nun 10 ve üzeri çalışanı bulunan iş yerlerinde sendikasız işçi çalıştırmanın yasaklanması yönündeki yasa önerisinin hilafına herhangi bir sözleşme maddesine rastlanılmamıştır.

Belirli özgürlüklerin korunmasını hedefleyen pek çok uluslararası sözleşmenin mantığında olduğu gibi, sözleşmeye konu hak ve özgürlüklerin kullanılmasını ve korunmasını sağlamak maksadıyla sözleşmeye taraf devletlerin birtakım önlemler alması, ILO Sözleşmelerinde de öngörülüyor.
87 No.lu ILO Sözleşmesinin 11. Maddesinde benzer bir mantıkla şöyle deniyor:

“Uluslararası Çalışma Örgütü’nün bu Sözleşmeyi onaylayan her üyesi, işçilerin ve işverenlerin örgütlenme hakkını özgürce kullanmalarını sağlayacak her türlü gerekli ve uygun önlemleri almakla yükümlüdür.”

Özel sektörde sendikalaşma oranının yok denilecek denli az olduğu verili durum karşısında özel sektör emekçilerinin örgütlenme hakkını özgürce kullanabilmesinin tedbiri olarak 10 ve üzeri çalışanı bulunan iş yerlerinde sendikasız işçi çalıştırmanın yasaklanmasının ILO Sözleşmelerinin mantığı gereği olduğunu dahi ileri sürebiliriz.

Maksat Üzüm Yemek Değil!

Ancak ILO Sözleşmesine aykırılık eleştirisinde bulunan siyasilerin ve patronların temel derdinin ILO Sözleşmesinin gereklerini yerine getirilmesi olmadığı aşikardır. Zira, ne zaman Bağımsızlık Yolu’nun bu önerisi anılsa ILO Sözleşmelerini kalkan olarak kullanmaya çalışan siyasilerin bu sözleşmelerin gereği olarak görülen tedbirleri almayıp ilgili düzenlemeleri yapmadığı, patronların da bu sözleşme kurallarını çiğneyen çalışma koşullarında işçi çalıştırdığı düşünüldüğünde maksadın üzüm yemek olmadığı anlaşılmaktadır.

Eğer söz konusu milletvekili ve bakanların böyle bir gayesi olsaydı, örneğin iç hukukumuzun bir parçası olan 151 no.lu sözleşmenin hilafına olan kamu çalışanlarına yönelik siyaset yasağını kaldırırlardı. Yahut, sırtını gerçekten ILO Sözleşmelerine dayayan bir siyasi irade söz konusu olsaydı, 98 no.lu sözleşmenin gereği olarak sendikaları işverenlerin veya işveren kuruluşların kontrolüne tabi kılmaya yönelik müdahalelerden koruyacak, yani sarı sendika mahiyetindeki oluşumlara işveren gölgesi düşmesini önleyecek tedbirler alırlardı.

Sendikasız Çalıştırılmak Yasaklansın!

İş Yasası sendikaya üye olmanın işten çıkarılmak için bir neden olmayacağını düzenlese de patron- çalışan arasındaki eşitsiz ilişkiden doğan güç dengesi, çalışmadan yaşamını idame ettiremeyen özel sektör çalışanlarının iş güvencesi olmayan çalışma koşulları da düşünüldüğünde sendikalaşma özgürlüğünün fiilen mümkün olmadığı ortadadır.

Kanımızca 10 ve üzeri çalışanı bulunan yerlerde sendikasız işçi çalıştırmanın yasaklanması önerisi, özel sektörde sendikalaşmayı fiilen mümkün kılacak bir tedbir niteliğindedir. ILO Sözleşmelerine aykırılık iddia edenlerinse aykırılığın kaynağını açıklamaları gerekir. Bizler herhangi bir aykırılık saptamasak da, örgütlenme özgürlüğünü mümkün kılacak bu tedbiri, çalışanların hak ve özgürlükleri bakımından ileri bir adım olarak görmekteyiz. Bu sebeple örgütlenme özgürlüğünü geriletecek değil, bizzat bu özgürlüğü mümkün kılacak bir düzenleme olması sebebiyle söz konusu sözleşmelere aykırılık durumunda dahi savunulabilecek bir öneri olarak paylaşırız.
Biz Sırtımızı ILO Sözleşmelerine Değil,

Dünyadaki İşçi Hareketlerinin Mücadelesine ve Kazanımlarına Dayıyoruz!

Tarihe baktığımız zaman uluslararası sözleşmelere konu hak ve özgürlüklerin kaynağının aslında uluslararası örgütler olmadığını; halkların, işçilerin, kadınların, LGBT bireylerin örgütlü mücadelesi sonucu kazanıldığını ve örgütlülüğün ezilenlere sağladığı birlik olmanın gücüyle bu hakların güvence altına alınabildiğini görürüz. Bu yüzden biliyoruz ki, fiilen örgütlenebildiğimiz takdirde Meclisin raflarında tozlanmış haklarımızı elde edecek güce sahip olacağız. Bu yüzden sırtımızı Birleşmiş Milletler’e bağlı Uluslararası Çalışma Örgütü’ne değil, çalışma haklarımızın liberal insan hakları metinlerine dahi girmesini sağlayacak dünyadaki işçi hareketlerinin örgütlü mücadelesine dayıyor ve daha ileri bir talebi isteme cüretini gösteriyoruz: Sendikasız Çalıştırılmak Yasaklansın!

Cansu N. Nazlı
Bağımsızlık Yolu Üyesi

* Bahsi geçen sözleşmelerin metinlerindeki deyimsel ve dilsel özelliklerine bakılarak, lafzi yorum yöntemiyle inceleme yapılmıştır.

41 Shares