Klişeden Kim Ölmüş: “Tatilde N’aaptınız Çocuklar?” – Nazen Şansal

1 Ekim Pazartesi günü Meclis açılıyor… Okul yıllarımızdan kalan bir adettir tatil sonrası sorulan bu soru: “Tatilde n’aaptınız çocuklar?” Biz de, iki gün sonra açılacak olan Meclise bir bakalım tatilde ne yapmışlar diye… Tatil derken, vekillerimiz yaz boyunca tembellik yaptı sanılmasın. Sadece Meclis Genel Kurulu toplantılarına ara verdi ama yasaları görüşmekle yetkili komiteler, siz yaz aylarında krizin, şey pardon denizin keyfini çıkarırken, saatlerce süren görüşmeler yapıp harıl harıl çalıştılar. Ve ortaya, vatana millete hayırlı uğurlu yasalar çıkardılar. Ben en faydalı olan iki tanesine değineceğim:

kktc ile TC Arasında kktc’de Kurulacak Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) ve Sınır Kapılarında Yapılacak Güvenlik Arttırıcı Çalışmalara İlişkin İşbirliği Protokolünün Onaylanması Yasası (Anamızın gözünü burnumuza sokan yasa da diyebiliriz.)
– Tohum ve Üretim Materyalleri Yasası (Yani; nenemizin tohumunu ekmemizi yasaklayan yasa.)

Anamızın gözünü burnumuza sokan yasa
Ülkemizin dört bir yanına, ASELSAN (Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı Askeri Elektronik Sanayi şirketi) tarafından MOBESE kameraları kurulmasının hikayesi, Eylül 2017’de dönemin UBP’li İçişleri Bakanı Kutlu Evren’in TC ile imzaladığı bir Protokolle başlıyor. O zamanın hükümeti, yürürlüğe girmesi için Meclis’te tartışılıp oylanması gereken bu Protokolü, tıpkı Koordinasyon Ofisi sürecinde denedikleri gibi, gözlerden kaçırırcasına sadece Meclis’in bilgisine sunarak geçirmeye çalışıyor. Bu girişim hukuk engeline takılsa da daha sonra Protokol Meclis’e, onay yasası olarak sunuluyor. Ve sonunda, geçtiğimiz ay Meclis’in Hukuk Komitesi’nde OYBİRLİĞİ ile onaylanıyor. Bu arada aynı komite, dörtlü hükümetin bütün bakanlarının imzaladığı Kent Güvenlik Yönetim Sistemi Yasası’nı da geçirerek, zaten Meclis’i filan beklemeden kurulmaya başlanan MOBESE kameralarını tamamen yasal hale getiriyor. 

Bu yasalar, özel hayatın gizliliği ilkesine aykırı olabilecek içeriğe sahiptir. Kameralar kamusal alanlara kurulsa bile, kamusal bir meydanda hangi protestoya katıldığınız, saat kaçta kiminle hangi parkta buluştuğunuz, bir sokaktan kaç kez geçtiğiniz özel hayata dair bilgilerdir ve devlet tarafından kayıt altına alınmaması gerekir. 

Yapılan araştırmalar, MOBESE kameralarının, suçları önlemede ciddi bir fonksiyonunun olmadığını; tüm dünyada terör, cinayet, soygun gibi önemli suçların MOBESE’lere rağmen artış gösterdiğini ortaya koymaktadır. Sadece suçun takip edilmesine, suçlunun yakalanmasına ve daha önemlisi televizyonlardan medyatik olarak gösterilmesine yönelik bir amaçla MOBESE’ninyaygın olarak kullanıldığı görülmektedir. Öte yandan yolsuzluk, rüşvet, yetkinin kötüye kullanılması gibi suçlar bizzat devlet yetkilileri tarafından işlenmeye devam edilmekte fakat makam odaları kameralarla izlenmemektedir. 

Daha Meclis bu yasaları onaylamadan aylar önce gazetelere yansıyan haberlere göre; TC İçişleri Bakanı Soylu, ülkemizde 169 noktaya kurulacak sistem için 52 milyon liralık yatırım yapılacağını söylüyor ve “Savunma Sanayi Müsteşarlığı aracılığıyla ASELSAN bu çalışmaları Türkiye’de yürüttüğü gibi kktc’de de yürütecektir. İnanıyorum ki bu protokol bağlarımızı daha da kuvvetlendirecektir.” diyor. 

Yani emir büyük yerden! 
Bu konuda daha detaylı bir yazım için tıklayınız: 

http://www.yeniduzen.com/panoptesin-dort-gozu-ve-dort-basli…

***

Nenemizin tohumunu yasaklayan yasa 
Gelelim Tohum ve Üretim Materyalleri Yasası’na… Meclis’in en Avrupai komitesi olan AB Uyum Yasaları Komitesi’nde ve OYBİRLİĞİ ile onaylanıyor bu yasa da… Zaten Meclis’e sunan da yine dörtlü Hükümet’in bütün bakanları. 

Tohumların standardizasyonu ve patentlenmesini zorunlu kılan bu yasa, atalık da denen yerel tohumlar için ve yerli üreticiler hakkında özel koruma kuralları getirmemekte ve böylece gereken patentleme ve standardizasyonu yapamayacak olan yerli üreticilerin ve yerel tohumların yok olmasının önünü açmaktadır. Bu yasa geçerse, yıllardır bu topraklara ve iklime uyum sağlamış olan, kimyasal ilaçlara ihtiyaç duymayan ya da en az ihtiyaç duyan, dolayısıyla insan ve toprak için en sağlıklısı olan nenelerimizin tohumlarını ekmek yasaklanacak ve suç sayılacaktır. Bu tür yasaların acı sonuçları Güney Amerika ve Hindistan başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinde yaşanmıştır. AB üyesi olmasına rağmen Malta, Yunanistan, Lüksemburg ve adamızın güney yarısı da bu yasayı kabul etmemiştir. 

Bu yasa ayrıca canlılığın ve yaşamın döngüsünün devamı olan tohumları ve tohuma ilişkin bilgiyi tamamen ticari bir metayadönüştürmekte, dolayısıyla hayatın mülkiyet hakkını, tohumun patentini elinde tutacak kadar zengin olanlara vermektedir. 

Tohum ve Üretim Materyalleri Yasası’nın sıkıntıları sadece tarımsal değil hukuksaldır da: Çok geniş konular, yasada çerçevesi belirtilmeksizin tüzüğe bırakılmış böylece Anayasal bir kural olan yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesi ihlal edilmiştir. Ayrıca hiçbir yasal yetkisi olmayan müfettişlere, şüphelendiği durumlarda neredeyse her yere girme, arama, el koyma, imha etme gibi çok geniş yetkiler verilerek Anayasa’da yer alan kişi hak ve özgürlüklerine, ayrıca ceza hukuku temel prensiplerinden masumiyet karinesine aykırı maddeler yazılmıştır. 

Tarımsal üretimde tamamen dışa bağımlı olmayı getiren, gıda egemenliğini ortadan kaldıran bu yasa yerine, yerel koşullara uygun tohumların desteklenmesi, geliştirilmesi ve ülkemizde tohum üretilmesi için bir yasa yapılması ve GDO’lu tohumların yasaklanması gerekir. 

***

İki gün sonra Meclis açıldığında bu yasalar gündeme gelecek ve halkın önünde tartışılacak. Bakalım anamızın gözü MOBESE’ye NObesediyebilen veyahut nenemizin tohumunu ekme özgürlüğümüzü, yani gıda egemenliğimizi savunan tek bir vekilimiz çıkacak mı? 

Nazen Şansal
Baraka aktivisti