MAHMUT PAŞA’DA BAĞIMSIZ KADIN MUHTAR ADAYI: “MAHALLEMİZE SAHİP ÇIKMAK İÇİN”

29 Haziran 2014 seçimlerinde Lefkoşa Suriçi Mahmut Paşa Mahallesi’nde “Mahallemize Sahip Çıkmak İçin” sloganı ile bağımsız Muhtar adayı olan Mine Balman ile röportaj gerçekleştirdik.

Kendinizi tanıtır mısınız?

1983’te Lefkoşa’da doğdum ve büyüdüm. 2006 yılından beridir Kayıp Şahıslar Komitesi’nde Kıbrıslı Türk Üye’nin asistanlığını yapmaktayım. Baraka Kültür Merkezi aktivistiyim. Sekiz yıldır Lefkoşa Suriçi’nde bulunan Mahmut Paşa Mahallesi’nde ikamet etmekteyim. 29 Haziran 2014 yerel seçimlerinde  Mahmut Paşa Mahallesi’nden bağımsız muhtar adayı oldum.

 

Neden aday oldunuz?

Mahmut Paşa Mahallesi Silihdar’dan Mahmut Paşa Sokak ve Mısırlızade Sineması’na uzanan bir mahalledir. Mahmut Paşa Mahallesi’nde, Suriçi’ndeki tüm diğer mahallelerin yüzleşmekte olduğu pek çok sorunu bizler de yaşamaktayız. Pek tabii ki mahallemize ait özel sorunlar da bulunmaktadır. 2008 yılında mahalleye taşındığımızdan beridir neredeyse her mesele ile ilgili devlet kurumları ve belediye ile mücadele içerisine girmemiz gerekti. Neyazık ki Surlariçi insanların yaşadığı bir yerleşim yeri olarak algılanmıyor.

Bunu biraz açabilir misiniz?

Surlariçi, Lefkoşa’nın merkezidir. 1974’ten sonra Türkiye’den Kıbrıs’ın kuzeyine sistematik şekilde insan taşındığında gelen işçiler Surlariçi’ne yerleştiler. Surlariçi’nde yaşayan halk ise evlerini boşaltıp Lefkoşa’nın farklı bölgelerine yerleşmeye başladılar. Doğanın boşluk tanımaması gibi, Kıbrıslı Türkler evlerini bıraktıkça boşalan evlere göçmenler yerleşmeye devam ettiler. “Artık Surlariçine girilmez”, “güvenli değil” söylemleri ile merkezden dışarı doğru gerçekleşen bu mikro-göç sonucunda Surlariçi’nde yaşayan Kıbrıslı Türklerin sayısı eskiye kıyasen oldukça azalmıştır. Surlariçi’nde yaşayan göçmenlerin bazıları vatandaştır, bazıları vatandaş değildir ama çalışma izni ile ikamet etmektedir, bazıları ise tamamen kaçak olarak yaşamaktadırlar. Bundan bahsetmemin sebebi hem Kıbrıslı Türklerin hem de devletin Surlariçi’nde yaşayan insanlara ve bölgeye dair konulara açık ve/veya kapalı ırkçılık temelinden baktığını vurgulamaktır.

Devlet Surlariçi’nde yaşayan insanları kesinlikle seçimden seçime bile hatırlamamaktadır. Belediye de aynı şekilde. Yerel seçimler öncesinde tüm yollar neredeyse yıkılıp yeniden yapılırken Surlariçi’nde herhangi bir çalışma göremezsiniz. Bir kaç yıl öncesinde mahallemizi süpüren bir işçi arkadaşımız varken artık sokağımız haftada bir kez bile süpürülmüyor.

Pek çok kişi sabah işine gitmek üzere Surlariçi’ne girer. Akşam ise işinden çıkıp evine gider. Trajik şekilde Surlariçi’nde gece yaşayan insan yokmuş gibi bir algı vardır. Sanki tüm çalışan kişiler Surlariçi’ni terk ettiğinde ertesi sabaha kadar bekleme düğmesine basılan bir yermiş gibi…

Bir diğer algı da Surlariçi nin “otantik” bir yer olması ve sadece eğlence mekanı olarak görülmesi ve kullanılmasıdır. Hiç kimse kusura bakmasın ama “x mekanda konser oldu, Surlariçi hayat buldu”, “Surlariçini x sanatçımız canlandırdı” gibi söylemler oldukça rahatsız edicidir. Eğlence mekanlarına Belediye’nin ön araştırma yapmaksızın verdiği işletme izni ve Çevre Koruma Dairesi’nin verdiği ses yükseltici izni oldukça büyük problemler yaratmaktadır. Nedense Kıbrıslı Türk mekan sahipleri, Kıbrıslı Tükler için açık tuttukları mekanlarında eğlence “satıp”, Surlariçi’ne “hayat verirken” ne ses limitine ne de yasal saatlere uymaktadırlar. Polis Surlariçi’nden gelen şikayetleri değerlendirmeye tenezzül dahi etmemektedir. Çevre Koruma Dairesi de göz göre göre sessiz kalmaktadır. Vatandaş olmayan veya kaçak yaşayan göçmenler ise devlet kurumlarını kullanmaya ve şikayet etmeye korkmaktadırlar. Ertesi sabah erkenden uyanıp işe gidecek olan insanları bazıları eğlenecek bazıları da para kazanacak diye devlet korumamaktadır.

Şu anda Lefkoşa Surlariçi sermayenin “popüler” mekanı haline gelmiştir. Arabahmet Kültürevi’nin özelleştirilerek Girne Amerikan Üniversitesi’ne verilmesi, Arabahmet İlkokulu’nun kapatılmaya çalışılması, Ermeni Kilisesi’nin Yakın Doğu Üniversitesi’ne verilmek istenmesi gibi. Mahmut Paşa Mahallesi’nde AVM/işhanı yapmak üzere 10 hanenin yıkımına başlanması Muhtarlık adaylığımın en büyük motivasyonu olmuştur. 2 yıl önce tamamlanan Mahmut Paşa Katlı Otoparkı’nda bulunan 20’ye yakın ofis ve dükkan hala boşken, mahallemizin ortasına AVM yapılması bizler için kabul edilebilir bir şey değildir.

Eski Eserler Dairesi’nin eski binalarla ilgili uyguladığı yöntem; binaların korunması ve yıpranmaması, yıkılmaması için çalışmak yerine, binaların kendiliğinden yıkılana kadar beklemenmesi yöntemidir. Bu yüzden de Osmanlı döneminden tarihsel ve kültürel miras olarak bizlere kalan cumbalı, mertekli, kerpiç, sarı taş evler kaderlerine terk edilmiştir. Kimse kendini kandırmasın, turistler bu binaları sadece neden bu şekilde atıl duruyorlar diye şaşkınlıkla fotoğraflamaktadırlar.

Surlariçi’nde ailelerin yaşadığı her evde en az 3-4 çocuk yaşamaktadır. Ancak yeşil alan, oyun alanı hiç yoktur. Çocuklar sokaklarda arabaların ve trafiğin içinde tehlike altında oynamaktadırlar. Çocuklara kesinlikle oyun alanı sunmak gerekmektedir. İşte tüm bunlar ve bunlar gibi meseleler yüzünden adaletsizliklere, eşitsizliklere sessiz kalmak mümkün olmayacağı için aday olmak kaçınılmaz oldu.

muhtar mahmutpasa

Propoganda süreci nasıl geçiyor?

İnsanın yeni insanlara dokundukça güzelleştiğini düşünmekteyim. Pek tabii ki rutin yaşantımız da da komşularımızla iletişim içerisindeydik ancak seçim dönemleri insanların siyasal algılarının daha açık olduğu dönemlerdir. Bu sayede mahallemize, ülkemize ve ülkedeki meselelere dair daha zengin sohbetler yapma fırsatı yakaladık. 3 haftadır yoğun şekilde komşularımızla içiçeyiz. Seçmen olsun, olmasın, vatandaş olsun, olmasın oldukça güzel ilişkiler kurduk. Kesinlikle çok öğretici, zenginleştirici ve güzel bir deneyimdi.

“Mahallemize Sahip Çıkmak İçin” sloganını neden kullandınız?

Surlariçi’nin her mahallesi gibi bizim mahallemiz de sahipsizdir. kktc devlet olarak Surlariçi’ni bir yaşam alanı olarak görmediğinden, tarihi öneme sahip binaları koruyamadığından, Surlariçi’nde yaşayan insanları ikinci sınıf vatandaş adleddiğinden ötürü en basit problemleri çözmek için bile üstün uğraşlar göstermek gerekmektedir. Mahallemizde iki dönemdir Muhtar olan kişi mahallemizde yaşamamaktadır. Bir yerde nefes alıp vermiyorsan, orası için emek de harcayamazsın. Muhtar’ın ilgisizliğinden ötürü “iş başa düştü” diyerek en az 4-5 kez farklı konuda girişimde bulunarak imza kampanyası düzenleyerek mahallenin ve mahallelinin sorunlarını devlet kurumları ile bizzat biz çözdük. Yaşadığımız yeri sahiplenmek ve güzelleştirmek için ilk adımdır. Önce mahallemize sahip çıkmalıyız ki, sonra Surlariçi’ne, sonra Lefkoşa’ya sonra da tüm Kıbrıs’a sahip çıkabilelim…

Seçim sonuçlarını nasıl görüyorsunuz?

Mahmut Paşa Mahallesi’nde Muhtarlığa sadece ben aday değilim. Birisi Gönyeli’de diğeri de Köşklü Çiftlik’te yaşayan ama farklı kişisel meselelerden ve yasal boşluklardan ötürü muhtarlığa aday olan iki kişi daha var. Yasal boşluk derken şundan bahsediyorum; yasaya göre muhtarlığa aday olma şartlarından birisi KKTC vatandaşı olmak, diğeri de 3 yıl KKTC’de ikamet etmiş olmaktır. Yani ikamet etiğin, yaşadığın yerde muhtarlık yapmak gibi bir kriter yoktur. Düşünün ki bir Mağusalı, Balabayıs muhtarlığına adaylığını koyabilir, tanıdığı 2-3 kalabalık aile varsa da Muhtar seçilebilir. Bizim mahalledeki durum da böyledir. Muhtarlık mevki, maddi çıkar ve partilerde koltuk şeklinde algılandığından bizim mahalledeki diğer iki aday günlerdir erzak ve para dağıtmakta ve özellikle maddi sıkıntı içerisindeki göçmenler üzerinde etkili olmaya çalışmaktadırlar. Bizler için Muhtarlık seçimi sadece bir araçtır. Seçim dönemlerinde insanların siyasal algısı açık olmasından ötürü bu aracı mahallemizde de kullanmak istedik. Bunda da başarılı olduğumuzu düşünmekteyiz.

Seçilirseniz ne gibi çalışmalar yapmayı düşünüyorsunuz?

Muhtarlık sadece ikamet, bekarlık veya sigortalar için gerekli belgeleri vermek değildir. Öncelikle Muhtar mahallede olan biten her şeyin farkında olmalıdır. Hem devlet kurumları hem de Belediye ile mahalleli arasında bir aracı olmalı, mahalleyi güzelleştirmek için çabalamalıdır. Evimize nasıl bakıyorsak, mahallemize de öyle bakmak hedeflenmelidir. Ortaya konacak her çalışmaya bu bakış açısı ile yaklaşmak gerektiğini düşünüyoruz. Propoganda süreci boyunca komşularımızın sorunlarını ve ihtiyaçlarını dinleme fırsatı bulduk. Zaten mahallemizin en belirgin problemlerinden daha önce de bahsetmiştim. Bunların temelinde faaliyet yürütmeyi düşünmekteyiz.

 

Be the first to comment

Leave a Reply