UBP-HP’den Kapıların Açılmasına İlişkin Değerlendirme Yapılabilmesine Takoz

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı yaptığı açıklamada, “Cumhurbaşkanlığı olarak Sağlık Bakanlığı’ndan talep ettiğimiz KKTC verilerini içeren rapor ısrarlı taleplerimize rağmen maalesef hala Cumhurbaşkanlığına intikal ettirilmedi.” dedi.

UBP-HP Hükümetinin bu tavrı; kapıların nasıl, ne zaman açılacağı konusunda değerlendirme yapma şansının önüne takoz koyuyor.

Cumhurbaşkanı Akıncı, sağlık tedbirleri alınarak geçişlerin kontrollü ve aşamalı başlamasına olanak sağlanması gerektiğini kaydederek, “Rum tarafı kendi tedbirlerini açıkladı, bizim sağlık yetkililerimiz de nasıl bir düzenleme öngördüklerini artık bir an önce tespit edip geçiş noktalarında gerekli düzenlemeleri yapmak için hazırlıklarını tamamlamalıdırlar” dedi.


İki Toplumlu Sağlık Teknik Komitesi’nin, epidemiyolojik verileri değerlendirerek, kapıların gerekli önlemler alınarak kademeli olarak geçişlere açılabileceği sonucuna vardığını anımsatan Akıncı, “İşin başından beri kapılarla ve iç düzenlemelerle ilgili rotayı sağlığın çizmesi, siyasetin de bunu takip etmesi gerektiğini söylüyorum. “Son günlerde yaratılmaya çalışılan kapıları açacak yetkinin kimde olduğu tartışmasını gereksiz ve yersiz buluyorum” açıklamasında bulundu.


Rum tarafının epidemiyolojik verilerini kapsamlı bir rapor halinde kendilerine ilettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı, “Sağlık Bakanlığı’ndan talep ettiğimiz KKTC verilerini içeren rapor ısrarlı taleplerimize rağmen maalesef hala Cumhurbaşkanlığına intikal ettirilmedi. Bu raporun bir an önce sonuçlandırılması, hem önümüzdeki dönemde geçişlerin kapsamının genişletilebilmesi ve sürecin daha iyi planlanabilmesi bakımından son derece gereklidir” dedi.

Cumhurbaşkanı Akıncı, kara sınır kapılarıyla ilgili şu değerlendirmede bulundu:

“Kıbrıs sorunu artık doyum noktasına geldi kanaatindeyim. Kıbrıs adası bir çözümle birlikte çok daha iyi noktalara ulaşabilme potansiyeline sahiptir. İki tarafın da kabul edebileceği, siyaseten eşit iki kurucu devletli, iki kesimli federal çözüm hedefi siyasi irade ve kararlılıkla elde edilebilecek bir hedef olmaya devam ediyor; ancak bu sağlanıncaya kadar iki taraf arasındaki iletişimi kapılar aracılığıyla da mümkün olduğu oranda artırmakta yarar var. 
Son günlerde bilindiği gibi gündemde olan konu Rum liderle vardığımız anlayış birliği çerçevesinde 8 Haziran’dan itibaren güneyde çalışan Kıbrıslı Türk işçilerin, öğrencilerin, tedavi görenlerin geçişlerinin başlayabileceği şeklindeydi.
Bu noktada, Rum tarafı 14 günlük karantina şartını ortadan kaldıracaklarını, sadece bir defaya mahsus son 72 saat içinde yapılmış PCR testi isteyeceklerini ve bilahare rastgele testler uygulayacaklarını belirtti. Bizim sağlık alanındaki yetkililerimiz de nasıl bir düzenleme öngördüklerini artık bir an önce tespit edip geçiş noktalarında gerekli tedbirleri almak için hazırlıklarını tamamlamalıdırlar. Bu çerçevede sağlık tedbirleri alınarak geçişlerin kontrollü ve aşamalı başlamasına olanak sağlanmalıdır. 


İki Toplumlu Sağlık Teknik Komitesi geçtiğimiz gün telekonferans ortamında epidemiyolojik verililerle ilgili yararlı bir görüşme yaparak, iki tarafta da salgının kontrol altında olduğu sonucuna vardılar. Karşılıklı paylaşılan veriler ışığında komitenin de kanaati geçişlerin tedbirler alınarak kademeli bir şekilde başlayabileceği yönündedir. 


KKTC VERİLERİ DAHA FAZLA GECİKTİRİLMEDEN RAPORLANMALI

“Veriler ışığında yapılan değerlendirmeyle birlikte Rum tarafı epidemiyolojik verilerini kapsamlı bir rapor halinde bizlere iletti. Cumhurbaşkanlığı olarak Sağlık Bakanlığı’ndan talep ettiğimiz KKTC verilerini içeren rapor ısrarlı taleplerimize rağmen maalesef hala Cumhurbaşkanlığına intikal ettirilmedi. Bu raporun bir an önce sonuçlandırılması, hem önümüzdeki dönemde geçişlerin kapsamının genişletilebilmesi ve sürecin daha iyi planlanabilmesi bakımından son derece gereklidir. 
İşin başından beri kapılarla ve iç düzenlemelerle ilgili rotayı sağlığın çizmesi, siyasetin de bunu takip etmesi gerektiğini söylüyorum. Bu noktada son günlerde yaratılmaya çalışılan kapıları açacak yetkinin kimde olduğu tartışmasını gereksiz ve yersiz buluyorum.”