BİR HATIRLATMA-MUSTAFA KELEŞZADE

Değişim inkar edilemez bir gerçekliktir. Aynadaki yansımamızın ve hatta aynanın kendisinin zamanla alacağı form bunun kanıtıdır..

Canlılar küçücük doğarlar, büyür gelişir, ardından ise yaşlanır ve ölürler. Dağların el değmemiş yüksek yerlerindeki, ya da denizlerin derinliklerindeki kayalar suyun ve rüzgarın gücü ile zamanla değişirler..

Toplumsal yapılar da değişirler. İlkel komünal toplumdan bu yana, köleci toplum, feodal toplum ve kapitalist toplum içerisinde yaşadı ve onu şekillendirdi insanlar..

Kanunlar da değişirler. İlk yazılı kanun dizisi olan Hammurabi Kanunları’nda tarla sürmeye yarayan bir kara sabanını kırmanın cezası ölümdü..

Duygular da değişirler. Hüzün yerini mutluluğa, büyük aşklar yerini yanlızlığa bırakırlar..

Milatta önce 500’lerde yaşamış filozof Heraklitos bunu “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir” diye tanımlamıştı. 19. Yüzyıl filozofu Artur Schopenhouer ise “Değişim, değişmeyen tek şeydir” diyerek ifade etmişti bu durumu. Hegel’in ve Marx’ın diyalektik yönteminde de değişim temeldedir.

***

“Tamam da niye bunları köşende yazıyorsun?” derseniz:

Toplumumuzda değişmez bir “Kıbrıslı Türk” karakterinden bahsedilmekte.

“Kıbrıslı Türkler laiktir, Türkiye’den ne kadar İslam mayası dayatılsa da tutmaz.” Ya da “Kıbrıslı Türkler ganimetçi bir toplumdur, hazıra alışmıştır, bu toplum kendi ayakları üzerinde duramaz.”

Bu söylemlerin ikisi de enteresandır ki “sol” kaynaklı söylemlerdir.

Bu düşünce “ha kuran kursu, ha tenis kursu” gibi söylemlere ve ardındanki politikalara, kendi kaderini belirlemek yerine, AKP, AB gibi yapılara sığınmaya yol açmaktadır.

İşte bu nedenle bu söylemde bulunanlara Heraklitos’u, Schopenhoure’u, Hegel’i ve en çok da Marx’ı hatırlatmak istedim.

Toplumumuzun geneli bugün laik olabilir. Lakin, bu değişmez bir gerçeklik değildir. Uygun maddi koşulların sağlanması ve her hangi bir karşı duruşun olmaması halinde bu gerçekliğin değişmesi sadece zaman meselesidir. Nitekim Kuran kursları, Külliye ve İlahiyat Kolejleri’nin topluma dayatıldığı, gençliğin yasa ile kurulacak koordinasyon merkezi ile AKP’ye bağlandığı günümüzde, toplumun karakterinin değişmesi çok uzak bir gelecekte de değilmiş gibi görünmemektedir.

Toplumlar değişirler. İnsanlar ve toplumlar içine doğdukları koşullardan bağımsız olmamakla birlikte, kendi kaderlerini belirleyebilirler. Bunun örneği hemen yanı başımızda, dünyanın belki de en karanlık coğrafyası haline getirilen Ortadoğu’nun Kobane bölgesinde Kürt halkının gerçekleştirmekte olduğu devrimdir.

Şüphesiz ki, bizler de örgütlenerek, geleceğimiz için mücadele ederek kendi geleceğimizi şekillendirebilir, değişimimizi yaratabiliriz. Fakat bunu yapmazsak, “değişim”in başkalarının elinden gelmeyeceği ve mevcutun muhafaza edilebileceğini düşünmek, en azından fazlasıyla naif bir düşüncedir.

Mustafa Keleşzade

Be the first to comment

Leave a Reply