BİTMEYEN BURS HİKAYEMİZ VE HÜKÜMETİN BÜYÜK “ÇARESİZLİĞİ” – CELAL ÖZKIZAN

Bugün herkesin üzerinde anlaştığı bir konu var: “Burs haktır”…

Bu iki kelimelik deyişin herkesin zihnine iyice yerleşmesi öğrenci mücadelesinin yıllarını aldı ve bu hak artık tüzükte yazılı olmasının çok ötesinde bir güvenceye sahip : öğrencilerin kararlı mücadelesine…

Öte yandan, bir şeyin altını boşaltmanın en iyi zamanı, onun herkesin diline pelesenk olduğu zamanlardır da…

Umut en çok, insanların en umutlu olduğu anlarda çalınır ve şaşırtıcı değildir “özgürlük” kavramının, en esir çağlardan birisinin, çağımızın simgesi olması…

“Burs haktır”…

Bu deyişi, öğrencilerin yumurtalı eyleminin gecesinde televizyonlarını açanlar bizzat Eğitim Bakanı’nın ağzından duydular…

Bu deyişi, aynı eylemin akşamında radyolarını açanlar, “keşke yumurta atmasaydılar” diyen vatandaşın donundan hazzetmeyen gazetecinin ağzından da duydular…

Bu deyişi ülkenin hak düşmanlığı konusunda en sabıkalı kesimi olan UBP zihniyetinden bile duyabilirsiniz…

“Burs haktır”…

***

Bursların tamamen kaldırılması gündemde…

Şimdilik mevzu kapalı kapılar ardında konuşuluyor, henüz resmiyet kazanmamış…

Geçen sene sadece yaz burslarını tam kaldırmaya karar verip de uygulamaya geçirecekken bölüm sonu canavarı öğrencilerle karşılaşan yetkililer, aksiyonu seviyor olacaklar ki oyunun zorluk seviyesini yükseltmeye karar verdiler : Bursları tamamen kaldırıp kredi sistemine geçmeyi planlıyorlar…

Bu kredi sistemi, aylardır burs hakkı için mücadele eden Avrupa’da okuyan öğrenci dostlarımızı da kapsayacak…

Hükümet böylece bir taşla iki kuş vurmayı deneyecek…

Ancak öğrencilerin en sevdiği şey, hükümet taş atmadan bir gece önce o taşı çalıp yerine bir bumerang koymak olmuştur hep…

Bu konuyu uzatmaya gerek yok çünkü henüz netleşmiş değil; iki şey söyleyip bitirelim :

1 – Kredi sistemi eğer mevcut burs sistemine bir ek olarak düşünülüyorsa, bu elbette öğrenci hareketinden tepki ya da itiraz almaz, bunu en başından itibaren söyledik.

2 – Yok eğer kredi sistemi burs sisteminin yerine düşünülüyorsa (ya da burs sistemini ortadan kaldırmadan içi boşaltılmaya çalışılırsa) işte o zaman çanlar hükümet için çalacak.

***

Bu tartışmanın bir diğer boyutu da, burslara ayrılan kalemin her sene yetersiz olması bu yüzden de her sene sorun çıkması meselesi…

“Bu bütçe ile bursların düzenli ödenmesi mümkün değil” deniyor…

Her sorunda öne sürülen “bütçe” meselesine dair söylenecek iki söz var :

1 – Öğrenciler vicdansız değildir; ülkede herkesi kapsayan bir yoksulluk sorunu olsaydı, yani herkesi kapsayan bir olağanüstü hal döneminde olunsaydı, o zaman elbette “isterik da isterik, burs isterik” diye ortada dolaşmamızın bir anlamı olmazdı. Ancak bugün, mevcut kktc rejimine ve onu dönem dönem temsil eden hükümetlere öğrencilerin duyduğu güven ya sıfırdır, ya da çok azdır. Adalet duygusu yok edildiğinde, kimseden fedakârlık ya da kalenderlik bekleyemezsiniz. Öğrencilere asla yetmeyen bütçe, söz konusu tüccarlar, oteller, üniversite tacirleri, yandaşlar, iş yapmadan maaş çeken müşavirler, yandaş dernekler ve STK’lar olunca gayet de yetebiliyor. Zaten büyük çoğunluğu giderden fazla gelir beyan etmeyen sermayenin büyük kesimlerine bir de üstüne üstlük vergi affı yapılırken, kimse “ne olacak bu bütçenin hali” diye sormuyor. “Ülkeye istihdam sağlıyorlar ve yerli ürünleri alarak yerli üretime destek oluyorlar” mazareti adı altında her türlü gümrük muafiyeti, mali sübvansiyon ve idari kolaylık sağlanan büyük oteller, hem ülkedeki işsizliğe rağmen yurtdışından ucuz işgücü altında kölelik koşullarında çalışacak gariban insanları getiriyor, hem de en temel ürünlerimizi bile satın almayıp yurtdışından ithal ediyorlar. İşte bu parazitlere bile destek sağlanıyorken, gelecekte ülkesine dönüp katkı koyacak olan gençlerin önüne “bütçe sorunu” mazareti konuluyor.

2 – Elbette bu ülkede ekonomik sıkıntılar vardır ve bu sıkıntılar yapısaldır. Kıbırs’ın kuzeyinde üretim yok denecek kadar azdır. Bir ülkenin kalıcı ve güvenli katma değer yaratmadaki en temel etken olan üretimin sanayi boyutu bizzat bugün bizi yöneten zihniyetler tarafından on yıllar önce ortadan kaldırılmıştır. Yıllar içinde iyice aşındırılmış olan tarımsal üretim ve hayvancılık da, AKP’nin dayattığı yeni ekonomik protokollerle tamamen bitirilmek istenmektedir.

Kısacası, kktc rejiminin hükümetlerini anlamak için, bir elinizi kaldırıp, baş parmağınızdan itibaren serçe parmağınıza kadar sayınız : Bu işgal etmiş, bu üretimi bitirmiş, bu elde avuçta kalanı ya sermayeye ya yandaşlara dağıtmış, bu her sokak muhalefeti için “iyi güzel tamam da, ama…” diye gazetesinde yazılar yazmış; eh, öğrenci da ne yapsın, “hani bana hani bana” demiş.

Celal Özkızan

Baraka aktivisti

0 Paylaşımlar

Be the first to comment

Leave a Reply