NE BİRİLERİNİN İNSAFINA NE DE BAŞKA BİRİLERİNİN DUASINA MUHTAÇ OLMAMAK İÇİN – ALİ ŞAHİN

İşin teknik kısmı ile ilgili çok da fazla söze gerek aslında.

Neyin ne olduğu çok açık bir şekilde ortada.

Yanı başımızda çok tehlikeli bir icraat içine giriyorlar.

Nükleer santral denen illetin, ne kadar ileri bir teknoloji olsa da insanlık için nasıl bir tehlike barındırdığı gerek bu konuda uzman olan insanların anlattıklarından gerekse de tarihte yaşanan acı örneklerle belli.

Mersin de yapılması planlanan nükleer santralin tehlikelerinin yanında, sadece 90 km uzağında olan ve bundan en çok etkilenme “ayrıcalığına” sahip Kıbrıslı Türkler olarak ayrı bir aşağılanmayı yaşıyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti için Kıbrıs konuşulmaya başladı başlayalı, bir devlet politikası olan; Kıbrıslı Türklere herhangi bir şey sormadan onları doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyen icraatlar içine girme anlayışı bu mesele de sürüyor.

Bir defa da bizi şaşırtsalar bari.

Kıbrıslı Türk halkı için olmasa bile, en azından bizim devletçilik oynayanların gönlü olsun diye.

Ama yok!

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bu konuda kırmızı çizgileri var!

O çizgilerle adeta şu yazılıyor:

“Kıbrıslı Türkler sadece bizim stratejik çıkarlarımız için önemli, o kadar!”

Sevgili vekillerimize ne demeli?

Misal, Ersan Saner!

“Ben karşı olsam ne olmasam ne” diye yorum yapmış bu konuda kendisi.

Kendi fonksiyonunu dürüstçe itiraf ettiği için sevinsem mi, yoksa Kıbrıslı Türk halkını umursamazlığına üzülsem mi bilemedim!

Ya yeni bakanlardan Hasan Taçoy’a ne buyrulur?

Taçoy; “Başka bir devlerin aldığı karara karışmak yanlıştır” demiş.

Bunu bir kktc bakanının söylemesi trajikomik bir durum.

En mühimi ise ölülerinizi defnederken her daim yanınızda görebileceğiniz, “kötü gün dostu” Zorlu Töre.

“İnşallah patlamaz” diye dua merasimlerine şimdiden başlamış.

Çok bilimsel bir yaklaşım doğrusu!

İşte halkın hakkını savunmak için seçilen kişilerden bazılarının durumu böyle.

Nükleer santrale karşı olanlar da var tabi.

Fakat bu karşı çıkmanın ne derece somut olduğunu pratik gösterecek.

Çünkü son dönemin yeni modalarından birisi de; alınan tavrın lafta kalması.

Herkes bir çok sorunla ilgili duyarlı ve öfkeli fakat icraat yok maalesef.

Örnek için bakınız; Kutlay Erk’in Doğuş Derya’ya hakaret eden faşistlerle ilgili söylemleri.

Neyse, umudumuz bu konuda farklı örneklerin olması yönünde.

Ancak esas mesele bizde bitiyor, yani halkta.

Biz bir şey yapmazsak, sesimizi çıkarmazsak, öfkemizi sokağa yansıtmazsak kimse bizim için bir yapmıyor ve yapmayacak!

Birilerinin insafına, Zorlu Töre ve onun gibilerinin duasına muhtaç yaşamamak istiyorsak bir şey yapalım ve nükleere karşı ses çıkaralım.

Bugün saat 14:00’de Lefkoşa Citroen Işıkları’nda buluşalım.

Yaşam hakkımıza sahip çıkmak, yokmuşuz gibi davrananlara var olduğumuzu ve bu halkın onurlu insanları olarak boyun eğmediğimizi gösterelim…

Be the first to comment

Leave a Reply