Sokağa İnmeliyiz – Mustafa Batak

sokağa inmeliyiz resimKıbrıs’ın politik konumu ile ilgili yıllardır söylenen pek çok söz vardır. Özellikle 1974 yılndan sonra Kıbrıs’ın kuzeyinde oluşan ilerici, devrimci odaklar, adanın politik konjonktürü ile ilgili bu günlere varan bir çok tespitte bulunulmuştur.

 

Bu tespitlere baktığımız zaman ise hep aynı sonuçla karşılaştığımızı söyleyebiliriz…

 

O halde ‘en genel’ tanımla bakacak olursak; Kıbrıs’ın kuzeyinin açık işgal koşulları içerisinde olduğunu, yıllardır süre gelen politikalar neticesinde üretimden koparılarak,

bağımlılaştırma ile karşı karşıya kalındığını söylemek doğru olacaktır.

 

Ancak bunları sadece söylemek yeterli değildir!

 

Bu somut tespit ile alakalı somut adımlar atılması gerekmektedir.

 

Örneğin üreten Kıbrıs’ı yaşayan insanların, geçmiş ile bu günü kıyaslamasını istediğimizde alacağımız yanıt çok nettir.

 

Üreten Kıbrıs…

 

Bu sadece geçmiş ‘refah’ günleri ile verilen bir yanıt değildir. Ekonomik gerileme ilk akla gelen nedenlerden birtanesidir. Ancak bu yanıtın oluşmasında sosyal anlamda yozlaşma, kültürel alanda ise ilerleyememenin de etkisi vardır.

 

Kısaca bu yanıt politiktir…

 

Üretemeyişimiz bizi bağımlı kılarak kendi ekonomimizin oluşmasına engel oluyor. Diğer bir taraftan, işbirlikçi hükümetler dayatılan paketlerle yaşamımızın özelleştirilmesine ve kurumlarımızın peşkeş çekilmesine seyirci kalıyor….

 

Eğitimde yaşanan tahribat, külliyeler, cami inşaaları, kurumların özelleştirilmesi, taşıma su projesi ve daha neler neler…

 

Karşı karşıya kaldığımız tehdit giderek artarak süratle üzerimize doğru gelmektedir.

 

Bu tehditler farklı neticeler de doğurabilmektedir. Örneğin sosyal alanımızdaki gerileyiş insanları rekabetçi bir ortam sunarak dayanışmamalarına neden olmaktadır.

 

Yani bugün ilerici devrimci odaklar tarafından ortaya konulan teorik gerçekliği insanların geneli fiili olarak yaşamaktadır.

 

İşte tam da bu nedenden dolayı somut adımlar atılması gerekmektedir…

 

Artık deniz bitti. Egemenler isteseler de geçmişte oluşturdukları suni refah ortamına geri dönemezler.

İşte tam da bu yüzden toplumsal gerileyişten nemalanan hemen herkes gibi, sömürünün teker teker bizlere dokunmasını beklemeden sokağa inmeliyiz.

 

Karşı karşıya kaldığımız gerçekleri bilerek, esas olan pratiğimizi ortaya koymamız gerekmektedir. Ancak tek atımlık girişimler fayda sağlamayacaktır.

 

O yüzden mücadelemizi hiç bitmeyecek kadar uzun, bir araya gelerek kazanılabilecek kadar kolay olduğunu görebilmemiz gerekiyor. Bu sayede özlem duyduğumuz günleri yeniden yaşayabilmemiz hiç de zor olmayacaktır.

Be the first to comment

Leave a Reply