BAŞKA BİR YOL – Ali Şahin

yolGeçen hafta Perşembe günü Mağusa Söyleşileri`nin konuğu Dimitris Hristofiyas`tı.

Politik duruşunu her ne kadar bilsem de kendisini bir konferansta ilk defa dinleyeceğim için merakla gittim Mağusa Kültür ve Kongre Merkezi`ne.

Söyledikleri sanırım salondaki hiç kimse için yeni değildi.

Ayrıntıya girmenin bir faydası yok, çünkü baya bir uzun konuştu.

Ama özet olarak müzakereleri Talat ile sürdürebilseydi ve Türkiye de bu sureci destekleseydi bir anlaşmaya varacaklarını iddia etti.

Özellikle Türkiye`nin de barış istemesi koşulunun olası bir anlaşma için halen olmazsa olmaz bir konu olduğunu da ısrarla vurguladı.

Açıkçası çok koşullu bir şeyler bekliyor Hristofiyas; “şu olsaydı da bir de bu olsaydı falan filan…”

Düşünürken bile yoruluyorum.

Ancak bence esas nokta bu değil.

Soru cevap kısmına gelindiğinde ise sorular yoğunluklu ve doğal olarak Kıbrıslı Elenler arasında barışı savunan en büyük güç olan AKEL`in 2004 referandumunda neden “Hayır” dediğiyle ilgili idi.

Hristofiyas biraz da demagojiyle harmanlanmış bir cevap vererek Annan Planı`nın Kıbrıs`a ideal barışı getirmeyeceğinden ötürü referandumda “Hayır” deme kararı aldıklarını belirtti.

Şimdi burada bariz bir çelişki var bana sorarsanız.

AKEL`in ideal barışı nasıl olabilir?

Üslerden ve yabancı güçlerden arınmış federal bir Kıbrıs söylemi en azından söylem düzeyinde AKEL`in geçmişten beri dillendirdiği bir çözüm modeli.(Tabi işin ayrıntılarına burada girmiyorum)

Türkiye`nin barıştan yana tavır geliştirmesini bir anlaşmanın olmazsa olmazı olarak nitelendiren bir partinin ideal diye nitelendirdiği barış modelini egemenlerin masaya koyduğu bir plandan beklemesi çelişkili bir durum.

Çünkü ideal barış Türkiye`nin de aralarında bulunduğu yabancı güçlerin adadan ayrılmasını içeriyorsa, ada üzerinde bulunan yabancı güçlerin bunu kabul etmesini beklemek hayalden öte değildir.

Biçimi farklılık gösterse de egemenlerin Kıbrıs ile ilgili planları adada varlıklarını bir şekilde sürdürmektir.

Dolayısıyla ortaya koyacakları barış hedefi de bu anlayışa uygun bir şekilde olacaktır.

Dolayısıyla Hristofiyas’ın ideal barış diye belirttiği bu görüş AKEL’in barış ve anlaşma konusundaki çelişkili duruşunun ifadesidir ve yalnızca AKEL’e ait bir durum değildir.

Kıbrıslı Türk Solu içerisinde de benzer çelişkiler yoğun bir şekilde bulunmaktadır.

Hemen hemen tüm yapılar Kıbrıs’ta bölünmüşlüğe son verilmesini sorun listesinin başına yerleştiriyor.

Hatta bazıları diğer sorunları sürekli bir şekilde Kıbrıs Sorunu’nun “çözümü” sonrasına erteliyor.

Ancak bu aciliyete rağmen sürekli bir bekleyiş halinden öteye de gidilemiyor.

Ve bu bekleyiş bizi kısır bir döngü içerisine sokuyor.

Sürekli birilerinden bu işi halletmesini yani sorunu çözmesini bekliyoruz.

Her ne kadar ilgi günden güne azalsa da Kıbrıs Sorunu’nundaki en ufak bir kıpırdanmayla yüreğimiz kabarıyor.

“Ban Ki Moon liderlerle görüşüyor”, “ABD Dışişleri Bakanı Kerry Kıbrıs hakkında sunu söyledi”, “TC Dışişleri Bakanı Davutoğlu Yunan Dışişleri Bakanı ile görüştü”, “Avrupa Parlamento’sunda Kıbrıs Sorunu tartışıldı”…

Hayatimiz “efendilerin” kıpırdanmasına göre şekillenen beklentilerle sürüp gidiyor.

Ama bir taraftan da kafamızdaki ideal çözümleri düşlüyor, konuşuyor, tartışıyoruz.

Günün sonunda ise beklemeye devam ediyoruz…

Egemenlerin ağzının içine bakıyor hatta yalvarıyoruz.

İdeal olan Kıbrıs’ı bekliyoruz onlardan.

Fakat reel politika adada yaşamını sürdürenler tarafından değil egemenler tarafından belirleniyor ve bu durum ideal olarak nitelendirdiğimiz Kıbrıs ile çelişiyor.

Bu durum hem Kıbrıslı Türk hem de Kıbrıslı Elen halkının barış güçlerine sirayet etmiş halde.

Ancak başka bir şeyler olmalı daha doğrusu yapılmalı.

Yapmak zorundayız.

Beklemekten fazlasını yapmalıyız.

Çünkü beklemek kestirme bir yol ve kestirme diye yıllardır yürüdüğümüz daha doğrusu içinde beklediğimiz bu yol içinde çürüyüp gittiğimiz çıkmaz bir sokak.

Yüzümüzü Kıbrıs halklarına dönmeliyiz.

Bu yol kestirme değil ve bir hayli uzun.

Ancak bizim için tek yol.

Dümeni bu yola kırmaktan başka bir çare yok!

31 Paylaşımlar

Be the first to comment

Leave a Reply