Özel Sektöre Maaş Desteği ve Ahlak!- Münür Rahvancıoğlu

“Özel sektör çalışanlarına maaş desteği” sağlayacağı ilan edilen ve teşvik yolu ile sendikalaşma getireceği savunulan yeni uygulama, yoğun bir beklenti ve tartışma yaratmış durumda.
Sendika kelimesinden dahi ürken Ticaret Odası ve UBP; bu yeni uygulamaya karşı çıkarken, maaş desteği ve sendika vaadi ile umutlanan özel sektör çalışanları da beklenti içerisine girmiş durumda. Sermayedarlar ve emekçiler konuya yüzeysel bir temelden taraf olsa da, ülkemizde yıllarca “ilkesel davranmanın, prensipli olmanın, ahlaki değerlerin” şampiyonluğunu yapmış bazı “sol” parti ve sendikaların, “amaca ulaşmak için her yol mübahtır” prensibinden hareketle, emeğe dair her türlü ilkesel duruştan vazgeçmesi gerçekten üzerinde düşünülmesi gereken bir durum.
***
Özel sektör çalışanlarının sendikalaşması şartı ile maaş desteği alabilecekleri gerçekten de doğru mu? Propaganda sürecinin merkezine konmuş olan ve özel sektör emekçilerinin en çok ilgisini çeken, tabiri caizse fare kapanının üstünde duran peynir, yani “sendikalaşma ve maaş katkısı” kimlere ve hangi şartla verilecek? Kriterleri yerine getiren herkes bu “peynir”i elde edebilecek mi, yoksa “peynir” umuduyla kapana girdiği ile mi kalacak?
Maaş katkısı alabilmenin ilk koşulu, özel sektör çalışanı olmak. Ama özel sektör çalışanı olmak yeterli değil, ayrıca kktc vatandaşı bir özel sektör çalışanı olmalısınız! Ayrıca bakanlığın belirleyeceği kategorilerdeki işyerlerinden birinde çalışıyor olmanız gerekiyor ve sendika üyesi olmanız ve sendikanızın da işyerinizle toplu iş sözleşmesi imzalamış olması şartı var. Ve son olarak maaşınız da asgari ücretin %15 üzerinde olmalı…
Eğer vatandaş değilseniz maaş katkısı alamıyorsunuz. Bu zaten biliniyor.
Şimdi diyelim ki kktc vatandaşı bir özel sektör çalışanısınız ve bir sendikaya üyesiniz. Çalıştığınız işyeri bakanlığın belirlediği kategoriler içinde değilse toplu sözleşmeniz olsa bile maaş katkısı alamıyorsunuz.
Hem kktc vatandaşı hem sendikalı hem de bakanlık kategorisinde olduğunuzu düşünelim; eğer sendikanız ile patron arasında toplu sözleşme yoksa maaş katkısını yine alamıyorsunuz…
Gelin bütün kriterleri tutturduğunuzu düşünelim, yani kktc vatandaşısınız, sendikalısınız, toplu sözleşmeniz var ve bakanlığın belirlediği kategorilerdeki bir iş yerinde çalışıyorsunuz. Ama maaşınız asgari ücret, yani brüt 3150 (net 2740) TL… Sizin için üzgünüm, yine maaş katkısı alamıyorsunuz. Çünkü maaş katkısı alabilmeniz için maaşınızın en az brüt 3622,5 (net 3151.5) TL olması lazım! Yani net 2740 TL alan, 2800 TL alan, 3000 TL alan, 3100 TL alan aynı işyerindeki birisi maaş katkısı alamazken, sadece net maaşı 3151.5 TL olan maaş katkısı alabilecek.
İkisi de kktc vatandaşı, ikisi de sendikalı, ikisi de toplu sözleşmeli, ikisi aynı gün aynı iş yerinde işe girmiş iki kişi; ama birisi maaşı daha düşük olduğu için maaş katkısı alamayacak, diğeri alacak! Uygulama bu…
İkisi de kktc vatandaşı, ikisi de sendikalı, ikisi de toplu sözleşmeli, ikisi aynı gün farklı işyerlerine girmiş iki kişi; birisi bakanlık tarafından belirlenen kategoride olmadığı için maaş katkısı alamayacak, diğeri alacak! Uygulama bu…
Altmış bir bin kktc vatandaşı özel sektör çalışanı içinden yaklaşık dört bin kişinin maaş katkısı alabileceği öngörülüyor. Geriye kalanlar alamayacak! Uygulama bu…
***
Bu uygulamanın “eşit işe eşit ücret” prensibini tamamen ortadan kaldırdığı gün gibi açık. Ayrıca çalışanları vatandaş olanlar ve olmayanlar diye ayıran bölücü bir yanı da var. Ama tüm bunlardan daha kötüsü; “maaş katkısı”nın kaynağı!
Maaş katkısı, kktc vatandaşı olmayan çalışanların emeklilik ikramiyelerine Anayasa’ya aykırı olarak el konulması ile yaratılan kaynaktan ödenecek. Bir kktc vatandaşı çalıştığı süre boyunca maaşından kesilerek İhtiyat Sandığı’nda biriken parasını, emekliye çıktığında ikramiye olarak alabilecekken; diğer ülke vatandaşı özel sektör çalışanları patron tarafından onlar adına İhtiyat Sandığı’na yatırılan paraları emekli ikramiyesi olarak alamayacaklar! Yabancı uyruklu emekçilerin gasb edilen emekli ikramiyesi, kktc vatandaşı özel sektör çalışanlarının sadece %7’sine maaş desteği olarak dağıtılacak!
Ve bizim kendine solcu diyen bir kısım sendikamız ve kendine solcu diyen bazı partilerimiz bunu emekten yana bir uygulama olarak savunuyorlar…
Özel sektör çalışanlarının konunun detayını bilmedikleri için, sadece “maaş katkısı” ve “sendikalaşma” noktasına odaklanıyor olması doğal ama prensip, eşitlik, adalet, ahlak deyince mangalda kül bırakmayan örgütlerin ve onların yöneticilerinin durumu içler acısı…
***
Etiğin temel sorularından birisi şöyledir: “Dünyada yaşayan herkesin mutlu, sağlıklı, huzurlu ve neşeli bir yaşam süremesi için, sadece tek bir çocuğun sonsuza kadar yalnız ve acı içinde işkence çekmesi şartını kabul eder misiniz?” Bir solcu böyle bir soru karşısında tek bir insanın bile hayatını pazarlık konusu etmeyi reddetmesi ile ayırt edilir; gerekirse kendi canını ortaya koyar ama asla başka kişilerin ödeyeceği bedel üzerinden mutluluk hayali kurmaz!
Kişileri tabiyetlerine göre ayırmamak ve eşit işe eşit ücret de solun evrensel olarak savunduğu iki temel ilkedir. Ama bizde kendini solcu sayanlar; “sendikalaşma amacına ulaşmak için her yol mübahtır” diyerek; on binlerce yabancı uyruklu çalışanın emekli ikramiyesine el konulmasını onaylayabiliyorlar! Emekçilerin alın terinden çalınmış, onların ve çocuklarının emeğinden gasp edilmiş bir para ile kendi vatandaşlarının maaşını arttırmayı ve sendikalaşma sağlamayı hesap edebiliyorlar. Bu parayı kendi vatandaşları arasında “eşit işe farklı ücret” şeklinde dağıtıp sadece %7’lik bir kesime sağlanacak bir parasal menfaat için her türlü temel ilkeden vazgeçebiliyorlar.
Eğer bu uygulama tüm kktc vatandaşlarına maaş katkısı sağlayacak olsa ve özel sektörde sendikalaşmayı gerçekten yaygınlaştıracak olsaydı bile ahlaksız bir tekliften öteye bir şey olmazdı. Ancak söz konusu olan tüm kktc vatandaşları bile değil, sadece dört bin kişi! Elde edilecek olan sendikalaşma değil sadece reklam!
On binlerce yabancı uyruklu işçinin emeğinden gasp edilenlerle mutluluk inşa etme hayalleri kuranlar; kendi vatandaşları arasında dahi bölünmüşlük ve ayrımcılığa dayalı bir eşitsizlik yaratmanın üstelik de bu uğurda ahlaki ilkelerini bir kenara bırakmanın utancından başka bir şey elde edemeyecekler.
Bu kadar kepaze bir neticeye ulaşmak için, ne kadar büyük bir bedel!

Münür Rahvancıoğlu
Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri