BEN YANMASAM – Celal Özkızan

yeşilırmak-yangın3Bu yazının işleyeceği ana fikir sadece Kıbrıs için geçerli değil aslında…
Kıbrıs’ın kuzeyine dair bir yazı belki; ama dünyanın neresinde yaşasam, aynı şeyler geçecek aklımdan…
***
Kıbrıs’ın kuzeyinde herkes iyi…
İyi olmayan birine rastlamak mümkün değil…
Herkes iyi niyetli, herkes vicdan sahibi, herkesler iyi kalpli…
***
Limnidi’de (Yeşilırmak) bir yangın çıktı…
Bölgeye yakın bir yerde (Omorfo’da) yaşadığımdan, gidip nasıl yardımcı olabilirim diye düşündüm önce…
Sonra “paletli dozer araçları olanlar gelsin, aracı olmayanlar ise gelmesin çünkü gereksiz ve ayrıca hareketi engelleyici bir kalabalık oluşuyor” duyurusu üzerine yerime oturdum…
İki gün önce ise Limnidi’ye gittim, neler olduğunu görmek, daha iyi anlayabilmek, o yangını yüreğimde de hissedebilmek için…
Yaz ayı olmasına rağmen, Limnidi köyü, doğusundaki köyler, Lefke; hepsi yemyeşil neredeyse, hem de şu kurak Kıbrıs yazında…
Limnidi köyünden sınır kapısına doğru çıktıkça, kararmaya başlıyor yavaş yavaş etraftaki tepeler…
Ve sınır kapısına iyice yaklaşıldığında kapkara artık etraftaki tepeler…
***
Biz ‘iyi insanları’ düşündüm sonra…
Hepimiz yardıma koştuk yangını söndürmek için…
Benim gibi yardım etme şansı olmayan ‘iyi insanlar’ da sonrasında gidip görmek istedik ‘vicdani görevimizi’ yerine getirmek için…
Yangından sonra, Limnidi’ye yüzlerce kilometre uzakta yaşayan en apolitik insandan ülkenin başbakanına kadar herkes, ama herkes, yangın helikopterinin gerekliliğinden söz etti…
Yangın helikopterinin bile dili olsa da konuşsa, “Kıbrıs’ın kuzeyine benden bir tane lazım” diyecek neredeyse…
Sağcısından solcusuna, dağcısından futbolcusuna herkes ama herkes ‘iyi insanlar oldu’ bu süreçte…
Koyduk elimizi taşın altına, ateş taşı bir kez yere düştükten ve yaktıktan sonra her şeyi…
Ama sormadık kendimize, taşın yere düşmemesini nasıl sağlarız diye ?..
Şöyle der, Bertolt Brecht, ‘iyi insanlar’ üzerine :
“İyi insan olacağınıza,
öyle bir yere götürün ki dünyayı,
iyilik beklenmesin!”
***
Ben bıktım artık ‘biz iyi insanlardan’…
Ormanlar yanıyor; ama biz halâ iyi kalmayı başarabiliyoruz…
“Yanmasın ormanlar, alınsın yangın helikopteri” deyince ve bir kez yandıktan sonra yanan yere koşunca, bizler ‘iyi insanlar’ oluyoruz…
Bütün toplum için mücadele edenlere davalar açılıyor, yargılanıyor bizim için mücadele edenler; ama biz halâ iyi kalmayı başarabiliyoruz…
“Yargılanmasın insanlar sırf halkın kurumlarına sahip çıktılar diye, açılmasın hiçbir hukuki dayanağı olmayan aptalca davalar” deyince ve yargılanmalar bir kez başladıktan sonra bizler mahkeme önüne dayanışmaya gidince, ‘iyi insanlar’ oluyoruz bizler…
Polis şiddeti yaşandığında Tayyip geldiğinde ülkemize, ağızları burunları kırılmıştı insanların, yerlerde sürüklenip tutuklama aracına atılmışlardı insanlar; ama biz halâ iyi kalmayı başarmıştık…
“Polis şiddeti olmasın, insanlar düşüncelerini özgürce ifade edebilsin, insanlar protesto ve eylem haklarını özgürce kullansınlar; zaten bir halka “besleme” diyeni protesto etmeyecekler de kimi edecekler” dediğimizde, ve sonra sanal medya üzerinden videolar ve durum güncellemeleri ve tweet’ler paylaşınca, ‘iyi insanlar’ oluyoruz bizler…
***
Ben bıktım artık ‘biz iyi insanlar’dan…
Hepimiz iyiyiz ama her şey kötüleşmeye devam ediyor…
Hepimiz adaletliyiz ama adil olmayan bir şekilde yargılanmaya devam ediyor insanlar…
Hepimiz yangın helikopteri alınması gerektiği konusunda hemfikiriz ama yanmaya devam ediyor ormanlar…
Emek en yüce değerdir, halkın kurumları sırf birkaç patron daha da zengin olsun diye özelleştirilmemeli kurumlar ama özelleştirilmeye devam ediyor kurumlar, aşağılanmaya devam ediyor emeğin hakkı…
***
Bıktım artık ‘biz iyi insanlar’dan…
Her şey kötüye giderken bizim iyi kalabilmeyi başarabilmemizden bıktım…
Yanarken Kıbrıs hem gerçek anlamda hem mecazi anlamda, bizim ferah ferah, serin serin iyi kalabilmemizden bıktım…
Bertolt Brecht’in bir şiiri var ‘biz iyi insanlara’ :
“madem iyisin
anladık iyisin,
ama neye yarıyor iyiliğin ?

seni kimse satın alamaz,
eve düşen yıldırım da
satın alınmaz

anladık dediğin dedik,
ama dediğin ne?
doğrusun, söylersin düşündüğünü,
ama düşündüğün ne?
yüreklisin,
kime karşı?
akıllısın,
yararı kime?
gözetmezsin kendi çıkarını,
peki gözettiğin kiminki?
dostluğuna diyecek yok ya,
dostların kimler?

şimdi bizi iyi dinle:
düşmanımızsın sen bizim
dikeceğiz seni bir duvarın dibine
ama madem bir sürü iyi yönün var
dikeceğiz seni iyi bir duvarın dibine
iyi tüfeklerden çıkan
iyi kurşunlarla vuracağız seni
sonra da gömeceğiz
iyi bir kürekle
iyi bir toprağa.”

***
Limnidi’de yananı söndürmek olmamalı bizim görevimiz…
Biz ‘iyi insanlara’ düşmemeli ormanların ve doğanın kaderi…
Yananı söndürmek için gerek kalmasın biz ‘iyi insanlara’ diye, yakmalıyız kendimizi iyice…
Çünkü ben yanmasam, sen yanmasan, biz yanmasak; Limnidi yanacak bizim yerimize…

Celal Özkızan

Baraka Kültür Merkezi Aktivisti