Rejim Yapma, Rejim Yık! – (Çeviri)

Orjinal Başlık: “Why we should listen to the cleaners on strike at the Maudsley Hospital?”  – Yazan: Nadine Houghtan.

 

“Bu kadınlar bize gücümüzü nasıl geri kazanacağımızı gösteriyor- verdikleri mücadele daha adil bir düzen isteyen herkes için ilham kaynağı olmakta”

 

Evden sabah 6:00’da çıkıp, Güney Londra’nın Camberwell bölgesindeki Maudsley hastanesine, temizlik işçilerinin grevine giderken çok endişeliydim. Acaba yeteri kadar çaba göstermiş miydik? İşçiler işverenler tarafından ikna edilip fikir değiştirir ve son dakikada grevi kırarlar mıydı? Yoksa grev yerine gittiğimde GMB’den (İngiltere’de bir çok farklı sendikanın birleşmesiyle oluşan sendika) birkaç arkadaşla bir başımıza mı olacaktık?

 

Saat 07:30’u gösterdiğinde, 40 bin GMB üyesini ellerinde bayraklarıyla, gülüp şarkılar söylerken ve sloganlar atarken grev alanında görünce tüm bu endişelerimin gereksiz olduğunu anladım. Hepsi tek bir amaç için birbirlerine kenetlenmişti: Kazanmak!

 

Çünkü, o gün her şey gücün gerçekte kimin elinde olduğu ile ilgiydi. Orada toplanan, herkese ilham veren bu güçlü kadınlar –ki çoğunluğu siyah ve etnik azınlıklardan oluşuyordu- aldıkları yoksulluk sınırında yaşamalarına neden olan ücretleri karşılığında değeri milyar dolarlarla ölçülen Amerikan çokuluslu şirketi Aramark için çalışıyorlar. Ve çalıştıkları yerde güç onların elinde değil. Nerede çalışacakları, neyi nasıl yapacakları ve ne saat nereye gidecekleri çok sıkı bir şekilde belirlenmiş koşullarda çalışmaktaydılar.

 

Fakat güç dengeleri değişiyordu. Greve katılan kadınların kendilerinde hissettiği güç –aslında hepimizde olan- somut bir hal almıştı. Güç dengeleri işçilerin lehine değişmekteydi. Çünkü hepsi sendikaları olan GMB altında örgütlüydü. Güçlüydüler, kendilerine güveniyorlardı ve başları dik bir şekilde örgütlü işçilerin belkide yapacağı en güçlü eylemlerden birini yapıyorlardı: Grev! Patronlarıyla olan güç ilişkisini yeniden kuruyorlardı.

 

Özellikle dar gelirli ve ihtiyacı olan kesimleri daha da zora sokacak bütçe kararlarının alındığı haftadan sonra, bu kadınların mücadelesine çok daha dikkatli bakmalıyız. Sadece bu kadınların geçimini sağlamak için nelerle karşılaştığına üzüldüğümüz için veya dünyanın en zengin şehirlerinden birinde sömürünün gerçekten var olduğunu gördüğümüz için değil. Dikkat etmeliyiz, çünkü bu kadınlar adaletsizliğe son vermek için nasıl mücadele etmemiz gerektiğini bize gösteriyorlar. Mücadeleleri ile diğer işçilere umut olurken, içinde yaşadığımız düzeni değiştirmenin ve gücümüzün farkında olmanın bir yolu olduğunu hatırlatıyorlar: Örgütlenmek!

 

Britanya tarihinde, Ford Dagenham grevinden, ‘E15 Mums’ olarak bilinen barınma hakkı mücadelesine kadar, kadınlar her zaman değişim için mücadele etmiş ve kazanımlar elde etmiştir. Kadınların hala erkeklere göre düşük ücret aldığı bir ekonomide, yaptıkları işler de geleneksel olarak evlerinde yaptıkları ücretsiz emeklerinin bir devamı olarak algılanmakta. Özellikle göçmen ve siyah azınlıklardan oluşan kadın işçilerin, güvencesiz ve çok az haklara sahip oldukları işlerde çalışmaya zorlandıkları koşullarda, ön saflarda baskıya karşı gelmeleri çok önemli bir nokta. Aramark’da çalışan kadınlar bize bunun nasıl yapılması gerektiğini gösteriyorlar.

 

Bu kadınlar kendilerinin ve ailelerinin yaşamlarını daha iyi hale getirmek için grev yapıyorlar. Fakat bu grev aynı zamanda tüm kamu kurumlarımızı özelleştiren ideolojiye de karşı bir duruşu temsil ediyor. Otuz yıl önce bu kadınlar NHS (İngiltere’deki ulusal sağlık servisi) tarafından, sendikalarla ortak belirlenen koşullar altında işe alınıyorlardı. Ancak bugün, bu kadınların kaderi piyasanın merhametine ve daha fazla kar etmek için NHS’in tepesinde akbabalar gibi bekleyen çokuluslu şirketlere bırakılmış durumda.

 

Aramark şirketi çalışanlarına piyasa şartlarına uygun, adil ve yeterli ücreti ödediği mazeretine yaslanmakta. Bunu yapabiliyor, çünkü bir insanın yaşam standartlarının piyasa tarafından belirlenmesine izin verdik.

 

Bu anlayışa karşı çıkacağımız bir zaman olacaksa, o zaman kesinlikle bugündür. GMB temsilcilerinden birisi bu durumu benim anlatabileceğimden çok daha iyi bir şekilde ortaya koyuyor: “Eğer doktorlar yapabiliyorsa, biz de yapabiliriz”. Ve gerçekten de yapıyorlar. Bugün sadece 24 saatliğine bile olsa bu kadınlar kazandı. Fakat hiç şüphem yok ki kararlılıkları ve dayanışmaları sayesinde tüm işçileri de ilgilendiren yaşanabilir bir ücret ve hasta olduklarında sıkıntı içine düşmeyecekleri hastalık ödemesi hakkını kazanacaklar.

 

Unutmamamız gereken şey, bu kadınların verdiği mücadele adil ve eşit bir düzen isteyen herkes için verilen bir mücadele olduğudur.

Çeviren: Serdar Durukan